hayata farklı bakmak. çok farklı ama öyle böyle değil. otobüste tutunmak için direkler oluyor ya, onun hemen yanında bir adam düşünün. 5 metre ötedeki bu adamı saniyenin yarısı kadar periyotta direğin bir sağına bir soluna geçirebilirsiniz. ama aslında gerçekte nerde olduğunu bilmiyorsunuz. oyunun bilinmezliği de olaya farklı bir zevk veriyor.
sonra halı saha maçlarında karşıdaki oyuncu topu nereye atacağınızı asla anlayamıyor. ronaldinho kendini kasarak bunu başarabilirken siz bu yeteneği allah vergisi olarak alıyorsunuz. aslında nereye baktığınızı bir tek siz biliyorsunuz. ben çok kızın göğüs haritasını çıkardım bu sayede, kız o sıra benim yanaklarıma neden bakıyorsun diyor, çok beğendim ama gamzenin orda ne işi var diyorum.
çok fazla kişiyi birden etkilemenizi sağlar. beş kişiyi birden karşınıza alırsınız, hey sen dersiniz, konuşamaya başlayıp bitirirsiniz ve gidersiniz, o beş kişi de konuşmayı üstüne alınır. bu sebepten ötürü liderlik vasıflarının çok gelişebileceğini düşünüyorum. bizim bir hoca vardı, birine kızardı sen sus artık derdi, anfinin belli bir bölümünü susturdu, herkes kafasını önüne eğerdi.
öss deneme sınavlarında mal olursunuz, 3 saat 15 dakikaya dayanmaz o göz, göz dinlendirici gözlükler falan yalan, çok kasılırsan tek gözünü kapatacaksın öyle devam edeceksin. aynı şey uzun süre bilgisayar başında kalanlar için de geçerli. hem değişik bir korsan havası katıyor, bu da güzel bir şey.
hayatı sorgulamaya itiyor insanı, bu aslında belki de burda değildi diyorsun. belki ben değil de bunun 2 cm yanında olduğunu görenler hasta diyorsun,
belki de bunlar yanılsama lan diyorsun. birisi sana sen öylesin böylesin, burdaki şeyi şurda görüyorsun diye dalga geçerse, senin aklın götüne kaçmış farkedemiyorsun ben hiç olmazsa 2 cm yanda görüyorum dersin olur biter. o sebepten onun nerde olduğu değil sana nasıl göründüğü önemlidir. boşver gerisini.