bir ortaçgil parçası.* kendisi hiç sevmediğini söylese de aslında çok ilginç bir karakteri betimlemektedir sözlerinde ve en anlamlı parçalarından biridir. çok hareketli, dışarıdan bakılınca hayatını yaşayan bir insanın yalnız halinde bu karakterini yani adeta maskesini fırlatıp kendi gibi olmasını, sonra yine herkesin tanıdığı karakterine bürünmesini konu alır. ve bu döngü sürer gider.
ortaçgil'in ilk parçalarından biri. kendisinin anlattığına göre parçayı bitirir bitirmez gidip büyükannesine dinletmiş, kadıncağız da "oğlum ne kadar kötü bir şarkı yapmışsın yahu" demiş, epey üzülmüş. gülerek anlattıydı bunu ortaçgil bir konserinde.
bu arada, parçanın kahramanının neredeyse alegorik bir figür olduğunu da söylemeden geçmeyelim; zira latife, hakikaten de esaslı bir latife gibi ilk karşılaşıldığında uçucu, fakat üzerinde biraz daha düşünüldüğünde içinde (altında) başka başka anlamlar da taşıyan bir tiptir.
bülent ortaçgil'le işim olmaz pek, ama erkan oğur'lu versiyonda erkan oğur'un yorumladığı ezgiye "güzel" dememek için insanın art niyetli olması gerek.
ayrıca o ezgiyi a change of seasons'ın sonlarına doğru çalınan bir ezgiye benzeten başka birisi varsa beri gelsin.