ülke tarihinin belki de en ırkçı başbakanıdır, efendim.
şöyle ki; 1942 senesinde yani ikinci dünya savaşı sırasında devlet katında alman hayranlığının en üst mertebede halkın arasında ise ırkçı akımların revaçta olduğu dönemde
milli şef inönü tarafından başbakanlığa atanmıştır. başbakanlığı sırasında nazi almanyası'nın savaşı kaybedeceğinin anlaşıldığı döneme kadar geçen süreçte tamamen ırkçı politikalar benimseyen bu zat, savaşın sonunda ise ingiliz-amerikan ve sovyet güçlerinin kazanımı karşısında boyut değiştirecek ve en ahlaki ifadeyle "denge politikası" gözetecek ve herkese eşit mesafede duracak yani herkese yamanmaya çalışacaktır. sonrasında ise atatürk'ün "muassır medeniyetler seviyesine çıkma" hedefini emperyal kuvvetlerin müttefiki olmak olarak uygulayıp ülkeyi amerikan politikalarına teslim edecektir.
her neyse konuyu çok dağıtmayayım. kendisi hükümet programını açıklamak üzere başbakan olarak ilk kez meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada: "biz türküz,
türkçüyüz ve daima türkçü kalacağız. bizim için türkçülük bi kan meselesi olduğu kadar ve laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir" diyor. bu konuşmanın yurtta yarattığı yankılarını burada ne derecede yansıtabilirim, bilemiyorum ama
nihal atsız'ın (turancılık akımının peygamberi) başbakana yazdığı mektupta yazdıklarına bakarsak fikir sahibi olabiliriz kanımca. kendisi saraçoğlu'na hitaben diyor ki: " ...ne ırkımızın ne devletimizin tarihinde, türk milliyetçiliği resmi bir ağızdan bu kadar kesin sözlerle hiç bir zaman açığa vurulmamıştı. bu sözlerin türkçü çevrelerde nasıl sevinçle karşılandığını anlatmaya lüzum yoktur"
başbakanlık yaptığı dönemde dünya politikası hangi yönde esiyor ise o yöne meyl etmeye çalışan saraçoğlu, ülke içinde de boş durmamış ve sol fikirli aydınlara (sertel'ler, behice boran, boratav, sabahattin ali, aziz nesin...) baskısını her dönem hissettirmiş. kimi zaman kurdukları dergileri atılımcı idareci, kemalist kalkınma projesinin en önemli figürlerinden milli eğitim bakanı
hasan ali yücel yoluyla uyararak kapattırmış bazen de
tan olayında olduğu gibi ırkçı-türkçü üniversite gençlerini ayaklandırıp yakıp yıkarak kapattırmıştır.
bir de
fenerbahçe stadına isminin verilmesi hadisesine göz atacak olursak; maliye bakanlığı yaptığı dönemde fenerbahçe'nin kadıköy'de kendine ait sahası olmaması üzerine her zaman top oynadıkları sahanın (papaz çayırı) sahibi
ittihatspor'dan (eski
altınordu) mülkiyetini isterler. ama ittihatspor fenerbahçe'nin stad isteğine hayır der. bunun üzerine devreye saraçoğlu girer. önce mecliste 'tek maddelik bir yasa' çıkartır. "aynı semtte kurulmuş ve faaliyet gösteren spor kulüplerinin sayısı birden fazla ise, o semtte üye sayısı fazla olan kulüp faaliyetlerine devam eder" evet, yasa aynen böyledir. böylelikle papaz çayırının sahibi ittihakspor devre dışı bırakılır. sahaya milli emlak idaresi el koyar. ardından da fenerbahçe'ye kiralar. adını da değiştirip fenerbahçe stadı koyarlar. bunlarla doymayan fenerbahçe yönetimi bu kez de stadın mülkiyetini ister, o dönemde adliye bakanlığına atanan saraçoğlu'na gidilir ve sonuç beklenen de iyi olmuştur. stad, para dahi vermeden, göstermelik bir rakam olan "1 türk lira"sına fenerbahçe'ye devredilir. sonrasında saraçoğlu fenerbahçe başkanlığına seçilir ve başbakanlılığının sonuna kadar da sürdürür.
istanbul'da yaşayan gayrimüslimlerden
varlık vergisi alınması fikriyatının da mucidi(!) olan bu ırkçı, alman hayranı (hatta nazi bıyıklıdır) başbakanın adını stad isimlerinde yaşatanlara selam edip 1945'li yılların mottosuyla yazımı bitiriyorum:
saraçoğlu faşisttir!
kaynaklar: politik goller, e.kılıç - behice boran, g.atılgan - nihal atsız'ın yaşam öyküsü, bakırezer