merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 5

şükrü erbaş

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  5. #kişiler
  1. 'ağzın ömrüm. ağzın öptükçe derin
    konuşuyorsun, kanatlı bir karanfil dudakların.
    gözlerin iki dağ suyu güldükçe köpüklenen
    indiriyorsun kirpiğini upuzun bir güz.
    bir kapı önündeyim, girsem suç gitsem ayaz
    titriyor tüm geçmişim parmaklarının ucunda.
    istekle esrik biri, biri bir korkuyu emziriyor
    inip inip kalkıyor göğüslerin ufkumda.


    oturuyorum dizlerinin dibinde kan ter içinde
    bu alçak dünyada ne kadar yükseksen o kadar mutluyum
    çocuğum benim, çocuğum benim, çocuğum
    her zaman sözden gidilmez ki sevginin ülkesine
    gövdeden söze gelerek de büyür insan dingin bir hazla.'
  2. hakkında çok az şey bildiğimi farkettiğim, neslimizin en büyük şairi.

    ne biliyoruz? 1953 yılında yozgat'ta doğmuş, gazi eğitim enstitüsü sosyal bilgiler bölümünü bitirmiş. yazdığı dergiler, çıkardığı kitaplar, hasan ali toptaş ile dostluğu, 2007 seçimlerinde bin umut adayları'ndan milletvekili adayı olması.

    oysa ben tanımak isterdim onu. bilmek isterdim ne düşünür, nasıl düşünür şiirden gayrı, şiir ile düşünmekten gayrı... ne yer ne içer değil de, nasıl yaşar, neler yapar?

    kendini yazar sananların hangi kredi kartıyla alışveriş yaptıklarına kadar biliyoruz. hakkımız değil mi bizim sıkı şairlerin yaşamını öğrenmek, onlardan öğrenmek?
  3. güzel kadınlara kederli şarkılar söyletmeyin
    birbirini çoğaltıyor üç acı
    kadın, güzellik ve şarkı..

    kederli şarkıları güzel kadınlara söyletin
    birbirini bütünlüyor üç acı
    kadın, güzellik ve şarkı...

    ey insan ömrünü dolduran biçimleyen duygu
    hüzün müdür her vakit mutluluğun bir yüzü?
  4. seni yalnızlığından tanıdım
    kirpikleri kırık çocuk
    çiğneyip durduğun dudaklarından.
    gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
    bir eylül göğünün bulut kümeleri
    donuk bakışlarında;
    hüznün nasıl da benziyordu
    benim ilkgençliğime

    ellerinden tanıdım seni
    yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
    bir uzak boşloğa yağmur yağıyordu
    -anılardan anılara ince çizikler…-
    yüzün bir türkü sonrasının
    kederli dalgınlığında;
    güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
    ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
    gücenik duruşundan tanıdım seni.

    seni kendimden tanıdım çocuk;
    yüreği sürekli çiğnenen bir yol
    gövdesi acılardan acılara köprü…
    biraz öfke, biraz umut, çokça onur
    olan kendimden.
    eğildim öptüm yıkık alnından
    uzaktın, kıyamadım sessizliğine
    biraz daha dedim içimden, biraz daha;
    gün olur, onuru güzel çocuk
    acı da yakışır insanın yüreğine.
  5. "herkesin gerçeği kendine biricik
    bir beni söyletip de böyle kısacık
    bu yağma yürek, bu talan sevgi
    bu ucuz ten pazarını
    yazdığını sanan çocuk.
    herkesin gerçeği kendine acı
    herkesin acısı kendine biricik."

    -şükrü erbaş; genelev mektupları.
  6. inkâr ve kabul, gece ve gökyüzü, imkân ve acı
    büyük cezaymışsın özgürlük, öğrendim sonunda.

    beni bir gölge doğurdu sudan ağaçtan rüzgârdan eksik
    gittim ki benden yapılmış boşluktu her yer.

    geniş zamanlı sözler söyledim inanıp güzelliğe
    eyvah ki kalbin minesi akşamla soldu.

    bir eksikmiş suların gittiği, ne kadar akarsa
    herkes ne çok severmiş seni mutsuzluk.

    oturdum kirpiklerden ayetler indirdim aşka
    ey aralık kapıların tanrısı, dünya senin nen olur.

    uzun çarşılarda bulanık adamlar, sevmesem de
    gelip ağzımda harf harf yalnızlık açarlar.

    ey kendine acımaktan yapılmış sevgi
    nerden bulalım seni özgür kılacak geçmişi.

    yaşamak diye gittim kaç kez unuttum zamanı
    önümde bir tabut ardımda bir mezarlık.

    ayna kırıldı. ışık yok. yalnızlık bitti.
    sen en büyüksün ey kutsal kalabalık!

    ardıç ağaçları… bana da bir kuş, kaderinizden
    yoksa yapraklarınızdan bir musalla taşı..
  1. 5