çağan ırmak'ın yine toplumun bam teline oynayacağını hissettiren, fransız soslu romantizme bulandırılmış, kod yoğun, eski plak cızırtılarıyla süslü filmi.
gelin, bu filmi fragmanından yola çıkarak tahmin etmeye çalışalım. öncelikle kahramana bakalım: (görsel:
ıssız adam/34116) bandanalı şu ithal erkek sizce de olabildiğince çekici değil mi? kesinlikle öyle. 200.000 kadın garanti diyorum.
neyse, başlıyoruz. öncelikle bu erkeğin imajını beslememiz gerekiyor. bu kadar seksî bir kahramanı asla ve asla boş bırakmayacakları için, onun hemen yanına, aşifte olmayan ama erkeğinin orospusu olabilecek tıynette güzel bir kız yerleştirelim. ikisini de über kültürlü yapalım ve gelin bir kitapçıda tanıştıralım. kır pidecisinde tanışmaları olmaz. adının, filmin bütününe bir gönderme yapacağı bir kitabı alırken tanışmaları zorunlu. sözleşmede yazıyor. aksi takdirde güvenilir sosyolojik kodlarımız sekteye uğrar. mazallah, anlaşılmaz oluruz, kalıbımızı kırarız, gişemiz düşer.
madem kodlarla ilerliyoruz, o zaman devam edelim. erkek-kadın ilişkisindeki kodlarımız nelerdir? ah pardon, düzeltiyorum: über-entel, kültürlü, beyaz(!) erkek-kadın ilişkisindeki kodlarımız nelerdir? 1) erkek mutlak suretle yemeğini kendi yapar, bulaşığını kendi yıkar. 2) erkek, mutlak suretle kadının peşinden koşar ama bunu, rafine bir magandalıkla değil, terbiye edilmiş bir seçkinlikle gerçekleştirir. güler yüzlüdür ama inatçıdır. 3) erkek, mutlak suretle bir femme fatale'in ağına düşer. kadınlar öyle şey yapmaz zaten ama büyük bir ihtimalle bu talihsiz kaçamak da, erkeğimizin çok sarhoş olduğu ve kendini bilmediği gecenin sonunda meydana gelmiştir. pişman olması kaçınılmaz ve gayri kabili rücudur. 4) erkek asla ve kat'a kadına dayak atmaz. kadın atarsa, bu onun inceliğinden ve kırılganlığındadır. kadının attığı dayaktan zaten bir şey olmaz, küçücük bir tokattır. atsa ne olur atmasa ne olur. toplum bir şey demez. nasıl olsa ikinci sınıftır.
güzel. kadın ve erkek arasındaki nirengi noktalarını aştıktan sonra, gelelim aile sabitine. önceden çözdüğü denklemlerine baktığımızda, sayın çağan ırmak'ın, bu filminde bir anneye yer vermesi gerekiyordu. netekim öyle de yapmış. başında tülbentli, toplumdaki herkesin onaylacağı anne, oğluna nasihatlar veriyor ve büyük bir ihtimalle hep iyi (görsel:
ıssız adam/34123). oğlu annesine, kırsal koyverme ritüeliyle değil de, şehirli şâir mertebesiyle bağlı olmalı. ah canım. bandanalı seksî erkekim.
kadın erkek ilişkisini oturttuk. ilişkinin kara kedisi, havalı havalı yürüyen bir kaltağımız da hazır (görsel:
ıssız adam/34122). başka ne gerekiyor? aa evet, bir çatışma. tamam, kadına tokat attırarak bunu da hallettik. sevişmeleri gerekiyor. onu da birkaç öpüşme sahnesiyle hallederiz. olmadı kadın, erkeğin çenesini öper ya da kulak memesine burnunu sürter. bu enteller nasıl olsa böyle sevişir. bu da tamam. ne kaldı ne kaldı, ah evet, sözcük oyunu yapmamız lazım. biraz da farklı görünmemiz gerekiyor. ne yapsak ne yapsak? aaa tabii ya, tanrı değil miyiz biz, kızın adını ada yaparız, filmin adı da ıssız ada'm olur biter. gerçekten en güzel bir şey bu.
işte bu, film hazır. umarım kodlarınıza halel gelmez. afiyet olsun.