ingilizcesi dile yerleşmeye başlayan kelimelerdir. bazıları teknik terimler ve benzerleri kendi çaplarında zorunludur
fakat bazıları o kadar iğreti durur ki -data gibi- kullanan insan, üzerinizde tiksintiyle karışık özenti aromaları bırakır
""schedule"ımı ayarlayayım size geri döneceğim"
"sen bunları yeniden bir "check" et"
"abi sen bu adamı biraz "underestimate" ediyorsun bence"
ve daha niceleri...
ben, sen, o neyse de; başbakanın *televizyona çıkıp "sandık gözcülerimiz check etti." demesi durumun vahamiyetini göstermektedir. divan-ı lügat'üt türk'ün tdk tarafından yeniden basılmasını ve göze sokulması milletin yola gelmesi için gereklidir.
itüsözlükde de kullananı çok olan kelimeler. iki nedenden kullanılır bu kelimeler. ya yurt dışında çok kalıp artık bazı kelimelerin türkçelerini bile bilmemekten, ya da bir bok olmadığını bilip, kendini bir bokmuş gibi göstermek çabasından. işin üzücü yanı ise halkımızın bu numarayı yemesidir. çünkü halkımız anlamadığı şeyden korkmaz, saygı duyar. çünkü 'vay be gavur yapmış' mantığı hala silinmemiştir kafalardan. çünkü arapça kelimeler kullanan adam, her zaman türkçesini kullanandan daha dindardır. 'ey cemaati müslimin' diye başlarsanız söze herkes kulak kesilir ama 'ey müslüman topluluğu' deseniz yüzünüze bakan olmaz. bir işi 'objektif' olarak değerlendiren, 'tarafsız' olarak değerlendirenden daha güvenilirdir. bu böyle uzaar gider.
duyarlı kişiler bu kafadaki dallamaları, kim olursa olsun uyarmazsa, düzeltmezse, ondan da anlamıyorsa rezil etmezse, yani herkes en azından kişi olarak üzerine düşeni yapmazsa ne türkçe diye bir dil kalacak ne de itüsözlük diye bir yer.
kurar herhalde birisi itudictionary diye bir sayfa...