hayatımın ilk 32 yılının geçtiği, muhtemelen bundan sonrasının da geçeceği, akdeniz bölgesinde yer alsa da hiçbir yönüyle akdenizli olmayan bir tuhaf taşra şehri, soğuk iklim. ısparta, birbiriyle çelişen kavramların, olguların bir arada bulunduğu bir şehirdir: güçlü bir ekonomisi yoktur, sanayileşememiştir, esnaf yoğunluklu bir ticaret hayatı vardır, buna rağmen bir hayli rant birikimine sahiptir; en az 30 bin öğrencilik bir üniversite olan
süleyman demirel üniversitesi, devasa iki askeri kışlası (
40. piyade er eğitim alayı ve
eğirdir dağ komando okulu) bulunur, bu üç yerleşim şehre bir hayli hareketlilik katmaktadır. asayiş sorunu neredeyse yoktur, hep bildiğimiz, gece erken vakitte evlere çekilme rutini şehrimizde de söz konusudur; süleyman demirel başta olmak üzere, demirel ailesinin adları her yerdedir; şehir hızla genişlemektedir, merkez bir hayli küçük bir yerleşim yeri kalmak üzeredir; gecekondusu neredeyse yoktur; okullaşma oranı çok yüksektir; dışarıda yemek yeme kültürü yoktur; iki kaliteli sinema salonu vardır; 30 binden fazla öğrencisi ve geniş bir ortasınıfı olmasına rağmen sürekli tiyatrosu yoktur; şehirde nadiren konser, sergi, fuar vb. etkinlikler yapılır; merkezde sürekli olarak her tarafta "kermes" görebilirsiniz; ulaşım sorunu yoktur.
ısparta'nın tadı, şehirde çalışıp yaşarken,
gölcük,
milas,
eğirdir,
davras kayak merkezi,
yazılı kanyon gibi yakın çevreye ya da
antalya'ya kaçmanın güzelliğindedir. bir ovada, çevresi tepelerle çevrili, karamsar bir yapısı bulunan şehir, hemen yanıbaşında, harika güzelliklere komşudur. eğirdir'e gidip göl kıyısında balık yemenin ya da "akpınar" köyüne çıkıp inanılmaz
eğirdir gölü manzarasında gözleme-çay-katmer üçlüsü ile buluşmanın tadına doyulmaz.
kovada baraj gölünde balık tutmanın, yazılı kanyonda yürümenin hayata ilişkin mutluluklar katacağı da su götürmez bir gerçektir.
biraz turistik gezi rehberi gibi oldu bu giri, ama ne yapalım, gerçekten güzeldir ısparta'nın çevresi, sanırım bunu yaşayanlar bana katılacaktır.
ayrıca, söylemem lazım, hem çok seviyorum, hem de nefret ediyorum bu şehirden; şehrin üzerinden bir türlü atamadığı atıllık bu ruh halini yaratıyor bende, yine de, başkaca anadolu taşra şehirlerinden pek fazla farkı yoktur şehrimizin, ne eksiği ne de fazlası.. yaşamayı bilene, her şehir olanaklar sunar bence, ısparta'nın da değişmekte olan yapısıyla, önümüzdeki yıllarda bunu sunacağını sanıyorum.