ışın karaca o kadar kiloyu vermeden önceydi.. 3. sınıf olmanın kastırıcığı ve şimdi alemler şahanedir düşüncesi içimde çelişkiler, yapmak istemeyip de yapmam gerekenler, yapmayı isteyip de yapamadıklarım gibi sorunsallar yaratmaktaydı. neticede ikisini de yapamıyor ve düşüncelerden yorgun düşmüş halde uykuya dalıveriyordum..
bu uykuların birinde bir kabus gördüm. kıyamet kopuyordu sokaklar
amerikan'ın işgalinden sonra ırak görünümündeydi. surlar yıkık shoppig centerlar akmerkezler metro cityler yerle birdi. herkes kaçııın
deccal geliyo ona inanmayın diye bağırıyordu. ben de hem kaçmam gerektiğini biliyor hem de bir köşeye sinip o deccalin nasıl bir şey olduğunu görmek istiyordum. sonra sindim bir köşeye.. gözlerinin etrafı komando gibi boyanmış devasa cüssesi ile ışın karaca dans ederekten belirdi. "deccal bu mu lan ?"dedim. "evet bu" dediler. kan ter içinde uyandım..
iki gün sonra gazetelerin
kelebek günaydın zart zurt eklerinde ve şov haberde ışın karaca'nın nasıl 25 kilo verdiği haberlerini gördüğümde ise yaşadığım şok tarif edilemez boyutlardaydı.