sir thomas more tarafından yaklaşık 500 yıl önce yazılmış olan, kusursuz bir devlet düzeni ve buradaki kusursuz yaşam tarzını anlatan öykü, hikaye, her ne ise
bazı filozoflara göre gerçekleşmesi çok güç olan hayali tasarıyken, bazılarına göre erken söylenmiş gerçeğin ta kendisidir.ideal düzen ütopyaları ve korku ütopyaları olarak ikiye ayrılırlar. ideal düzen ütopyalarında olması herkesi mutlu edecek düzenler anlatılırken ***, korku ütopyalarında insanları mutsuz edecek düzenler anlatılır**
bugünkü algılayışıma göre çok saçma görünen, ama thomas more'un yaşadığı çağa göre değerlendirildiğinde, çok cesur ve kısmi-özgürlükçü olması bakımından saygı duyduğum düşünce. ütopya'nın sürekli "ideal" veya "adil" bir düzen olarak görülmesi de çok hatalıdır. o zamanlarda iber emperyalizminin kızılderililere uyguladığı soykırım, "kendi topraklarını işlemeyen halklar, toprakları üzerinde hak iddia edemezler" düsturuyla haklı gösterilmeye çalışılmıştır. bana göre adalet bu değil, bırakın toprağını kullanmayan kullanmasın. herşeyi kontrol altında tutmakla adalet sağlanmış olmaz, adalet kontrolün olmadığı yerde vardır.
ayrica savaşlarda kendi halkının dışında başka halklardan cahil ama güçlü adamların paralı asker olarak kullanılmasının da bir anlamı yoktur, zira ideal düzen kurulacaksa tüm dünyanın, tüm halkların ortaklaşa kurması gerekir, yoksa ne ütopya kalır ne de adalet, bugünkü duruma geri dönülür.
sadece filozofların ve siyasetçilerin değil, mühendislerin de olmasını diledikleri, hayallerinde yaşattıkları yerdir.
sıfır sürtünmeli bir alemdir burası, iletişimde enerji kaybı falan yaşanmaz, ısı yayınımı zart diye sıfır kabul edilir, harikadır.
ayrıca ütopya'da pi sayısı 3'tür. zorluk çıkarmaz.
(bkz: pi'yi üç almak)
(bkz: pi sayısı 3 olacak)
mutlak anlamda düşünüldüğü zaman demokrasi de bir ütopyadır. çünkü hiç bir üst zümre olmadan birilerinin toplanıp karar verip sonra o kararları harfi harfine uygulaması mümkün değildir.