• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • videolar

  • görseller

    • ürtiker
  1. 120 miligram antihistaminik alırsınız geçer. tabi eğer akut ürtiker ise geçer. kronik ürtiker ise hastalık elinize vermiş demektir. eğer hastalığın tetikleyici unsurunu biliyorsanız işler kolaydır, o etkenden uzak durursunuz rahata erersiniz. (aslında işin aslı biraz daha karışık. bir kaç tane tetikleyici unsur yazayım da tam anlaşılsın: sıcak, soğuk, tuzlu-baharatlı yiyecekler, nem, toz, envai çeşit kimyasallar, yağlı yemekler, kireçli su, ebenin .mı... dolayısıyla uzak durmak o kadar da kolay değil)

    şu var ki kronik ürtiker vakalarının %70'inin sebebi tam olarak anlaşılamamaktadır. bunlara sebebi bilinmeyen anlamında idiyopatik kronik ürtiker denmektedir. allah yardımcınız olsundur. (ölüyorum anlayın lan!)
  2. vücudun dar bir alanında başlayıp kısa süre içinde geniş bir alana yayılabilme potansiyeline sahip plaklar. kaşıntı ve yanma hisleriyle zuhur eder. antibiyotik kullanımı, katkı maddeli gıdalar, tüylü hayvan teması, sıkıntı-stres başlıca nedenleridir.
  3. insanın sabrını ölçer. iv kortizole bile dayanıklı bir çeşidini 'akut' olarak geliştirmekle birlikte ürtikerden yakınan insanların halinden anlamış bulunuyorum. allah yardımcımız olsun.

    şu fotoğrafı da az önce çektim (kendi kolum): (görsel: ürtiker/9161)
  4. ürtiker kaşıntılarınızdan atarax ile kurtulup pembe pembe uyyabilirsiniz. yine de annemin yaptığı gibi arkadaşlarıma pasta börek önerircesine ilaç önermek istemem. çok kötüyseniz ve doktora gitme imkanınız o an için yoksa bir atarax işe yarar derim ama sorumluluk da almam haberiniz olsun. kalmosan sürüyorum bi de kaşıntı maşıntı kalmıyor.
  5. öncelikle bu rahatsızlığı hayatında iki kez 4 ve 6'şar aydan yaşamış bir insan olarak rahatlıkla söyleyebilirim öyle dedikleri gibi; "ay ne var ayol iki kaşınıyorsun, o da bişi mi canım" tarzı hafife alınabilecek bir durum değildir. elbette bu hangi şiddette geçirdiğinize bağlı ama birazdan anlatacaklarım çok da şiddetli olmayan bir ürtikerlinin başından geçenler olacağından bunun bin beteri olduğunun bilinmesi önemli. açıklanması gereken bir diğer konu ise; "ay ığraanç" kısmı bence, nitekim rahatsızlandığım zamanda doktorum dahi elimi kolumu tutmak istememişti; yok arkadaşım böyle bir "ığraançlık" sivilce gibi bir şey değil bunlar hani böyle koyu renk benlerin var ya cildinde ondan pek de bir farkı yok yani, ölçek olarak büyük olması ve kırmızı olması dışında.

    evet bu ön yargıları şimdilik es geçelim ve asıl bahsedeceğimiz konuya dönelim;
    ürtiker adamı da çevresindekileri de yorar bi kere; ilk ürtikerimi ilkokul-ortaokul arası bir zamanda geçirmişim; kötü anıları özenle sildiğimden bu dönemi de pek hatırlamıyorum; hatırladığım tek şey bir kaç kez geceleri hastaneye götürüldüğüm, bunun dışında bir de ailemin beni kimseye emanet edememesi yüzünden beraber gidilen bir iş gezisinin orta yerinde hastalığın nüksetmesi ile bursa civarında hastaneye götürülmem. tabii ordan da geziyi yarım bırakıp eve dönüş yapmış olmamız. doktor doktor gezdiğim kısımları, geceleri ne hallerde uyuyup kaldığımı ise hatırlamıyorum.. o zaman nedeni bulamadıklarından baştan savmak için çikolata demişlerdi ki aslında yiyecek alerjileri kendilerini anında gösterir ve bir süre sonra (ısrarla yemeye devam etmezseniz) geçerler. fakat bu noktada doktorlara bir şey diyemiyorum, ilaç yazmak dışında yapabilecekleri hiç bir şey yok maalesef..

    gelelim 2 sene evvel geçirdiğim ürtiker vakasına; bir kere hani böyle yüzünüzde sivilce çıkınca üç gün onla uğraşıp dert ediniyorsunuz ya işte o hissettiğiniz sıkıntıyı bir on ile çarpın. çünkü sabah uyandığınızda karşınızda nasıl bir insan göreceğinizi kestirmenize imkan yok. o gece yatağa yatarkenki insan olmayacak orası kesin tabii; her gün farklı bir şekil.. hazır yeri gelmişken geceleri uyumayı da unutun sabah aldığınız ilaçlarla orda burda sızma ihtimaliniz gece uyuma ihtimalinizden yüksek. dediğim gibi hangi şiddette yaşadığınıza bağlı olarak ilaçların yetersiz kalması durumu pekala başa gelebiliyor; alabileceğiniz histaminlerin bir sınırı var o sınıra gelene kadar doktorunuz ilaç dozajınızı azar azar arttıracaktır, yetersiz kaldığı noktada kortizona başlarsınız. keza kortizon da az başlatılır yetmedikçe çoğaltılır. madem ilaç noktasına da geldik ondan da bahsedelim biraz; aldığınız histaminler de bünyeden bünyeye değişiklik gösterir fakat genelde uykulu, biraz aptallaşmış ve hafif mide bulantılı olmanız mümkün. kortizon ise apayrı bir dert kaynağı; misal tuz yok... tuz yok demek normal ekmek yok demektir; cips, kuruyemiş, patlamış mısır, dışarda yenilebilecek herhangi bir yemek yok demektir. bu listeye ürtiker olduğunuzdan yemenizin sakıncalı olduğu çikolata,kola, muz gibi enteresan meyveleri vs de eklerseniz zaten "yiyecek bir şey kalmadı lan" diyebilirsiniz; en azından ben demiştim.. ama insan buna alışabiliyor; kaybedilen kiloların acısı sonradan çıkıyor elbet ama alışıyorsunuz.. alışamadığınız şey ilaçların (emin değilim ama kortizon etkisi olabilir) bir güzel cilt kurumasına neden olması; işte onunla başa çıkmak zor. "krem kullanmam üleen" diyenlerdenseniz zıçtınız; paşa paşa günde 4 kez kullanacaksınız. çünkü o cilt tam anlamı ile çatlayacak, istediğiniz kadar su için (ki su içtikçe tuz almadığınızdan şişeceksiniz ve cildiniz daha da gerilecek) o cilt nemlenmez. çoğu gece ellerim için aldığım saçma bir nemlendiriciyi sürüp bir bilemedin iki saat uyuduktan sonra aynı sızı ve kaşıntı hissi ile uyandığımı iyi bilirim..

    sıcak duş almak yok, en soğuk havada dahi kalın (yünlü) bir şey giymek yok, keza çok ısınıp terlemek yok. bu liste böyle gider, bu durumun ne kadar moral bozucu olduğunu az çok fark ettiysek gelelim hastalıkla baş etme çalışmalarına;

    birincisi; hayatınızda kafanızı dağıtma yeteneğine sahip, gülümsetebilen ve sakinleştirebilen birileri olmalıdır. bir gün iyi bir gün kötü olacaksınız ve bu dengesizlik her yere yansıyacaktır; sabırlı insanlarla çevrili olmaya dikkat edin.

    ikincisi, kesinlikle ama kesinlikle asabiyet yapmayın.. rahat ve az buçuk mutlu başladığım bir günde hafif bir sinir hali sonrası kendimi nasıl eve attığımı bilememiştim.. ürtikerin en sakıncalı noktası nefes borusunun ya da küçük dilin şişmesi sonucu boğulma tehlikesi yaşamaktır.. bu tip asabiyetle ani bir atak yaşamanız sizi çaresiz bir duruma sokabilir o nedenle yineleyelim asabiyetten uzak durunuz.. hazır boğulma ihtimaline gelmişken ürtiker süresince özellikle geceleri yalnız kalmamak için bir şeyler yapınız; yoksa hiç tanımadığınız komşuya ciğerlerde kalan tek nefesle nasıl ulaşırım ve el kol hareketleri ile boğulduğumu ifade edebilirim gibi sevimsiz düşüncelerle başbaşa kalabilirsiniz. eğer yalnız kalmanız kaçınılmazsa; kesinlikle doktorunuzun cep telefonunu alınız ve boğazınızda en ufak bir şişme halinde ne etmeliyim diye kendisini uyandırınız.

    üçüncüsü ve sonuncusu; ürtikerin en yıpratıcı kısmı hiç bir şeyi kontrol edemiyor oluşunuzdur. hastalığın nedenini, ne kadar süreceğini bilmezsiniz.. üstelik beden kendi kendini düşman ilan etmiştir ve her gün tepki vermektir, yabancılaşırsınız.. bilmeniz gereken kronik ürtiker teşhisi konsa dahi ürtikerinizin bir gün geçebileceği ve hatta bir daha hiç tekrarlamama olasılığı olduğudur.. veya ilaçlarınızı her gün tansiyon ilacı alan yüz binlerce insan gibi almaya devam ederseniz hayatınızı normal bir şekilde devam ettirebileceğinizdir. fakat naçizane ve tamamen kişisel deneyim sonucu oluşan tavsiyem şudur; hiç bir öfkeyi içinize atmayınız; size siz olduğunuz için vicdan azabı yaşatan insanları ne kadar değer verirseniz verin hayatınızdan çıkarınız; sevdiğiniz şeylerin peşinden gitmenizi engelleyen korkularınızı aşınız ve maalesef bir parça da carpe diem yapınız..
  6. milyonlarca nedene bağlı sinir bozucu bir cilt hastalığır. doktor 6 hafta sürer, devam ederse gel o zaman bakarız der. böyle boktan bi şeydir. kaşınır, kabarır hele hele de yüze sıçrarsa sıçtın.

    (bkz: kurdeşen)