kınanmaması gereken zihniyettir. ne insanlar vardır ki üniversiteye makyaj manikür ve fön olmadan gitmemiş lakin bölümünde ve fakültede derece yapmıştır, tecrübeyle sabittir. insanların bilim yapma kapasiteleri ve çalıştıkları alana olan ilgileri ile dış görünüşleri arasında doğrudan bir ilgi yoktur.
herhangi bir şekilde göze batan , eksilten bir hareket değildir ki savunma olarak "iyi mnkym çıplak gidelim o zaman ne gerek var elbiseye falan" şeklinde bir karşılık verilebiliyor gördüğüm kadarıyla. göze çekilen kalem , ruj vs. artık herneyse öğrenmeyi , düşünmeyi etkileyeceğini sanmıyorum. ha ortada bir öğrenme güçlüğü varsa da bunu kişinin kendi öz mallığına bağlamak , mala bağlamak en doğrusudur.
kimsenin sabah 5 te kalkıp bakım falan yaptığını da sanmıyorum. yani kızlar bu işin ustası olmuştur heralde yıllardır. ayak üstünde 5 dakkada süper makyaj yapabiliyorlar. hadi kalktılar 5 te diyelim , kime ne? sen mi uykusuzluk çekiyosun onun yerine? ayrıca erkekler yapmıyor mu? kafalarına bir kova jole sürüp , leş gibi bir parfüm havuzunda boy vermiyorlar mı?
sağa sola bok atmak güzel tamam , ama mantıklı olmak.. o asil duygu.. tarif edilemez.
çok büyük tepkiler gözterilip, işte gençliğin hali ortada vs cümlelerine maruz bırakılmaması gereken zihniyet...üniversite öğrencileri tabi ki bilimle, dersle vs ilgilenecekler, boş beyinler yetişmemeli bunu savunmuyoruz ama bir insan kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle giyinir, öyle makyaj da yapar...insanın kendini iyi ve güzel hissetmesi onun kendine karşı olan özgüvenini arttırır ki gençlerin en büyük eksiklerinden biridir özgüven...yine aklı fikri süste, püste, okuldaki tüm kızlardan daha güzel görünmekte olan küçük hesapların insanını da savunmuyoruz...ama çoğu genelleme gibi üniversiteye makyajlı giden kızların hepsinin bu zihnşyette olduğu genellemesi de yanlıştır...
dış güçlerin türk gençliğini yoldan çıkarmak için yıllardır uyguladığı politikaların büyük bir başarıya ulaştığını kanıtlayan durum.
(bkz: türk kızlarının akın akın kaşarlığa koşması)
elalem sabah 5te 6da kalkıp makyaj yapıyorsa sana ne?, canı süslenip püslenmek istiyorsa sana ne?, az uyuyorsa kendi uykusundan çalıyor, senin uykunu mu bölüyor, sana niye dert oldu? elalemin derdi seni niye bu kadar gerdi? diye soru sormak isteyen zihniyettir.
edit: üstlerdeki giri silinince saçma gibi durmuş yazdıklarım ama anlayan anladı.
güzel zihniyettir bu. bırakın yapsınlar, bırakın süslensinler. zararı yoktur kendinden başka kimseye, dokunmayın. herkes de yataktan kalktığı gibi dolaşırsa memleket nereye gider bir düşünsenize.
öyleleri de var ki yapmaması halinde, iftar çadırında ayağında pabucu olmayıp her yere pislik bulaştıran, vücudundan ter yerine balçık akan, yüzüne bakılacak sıfatı olmayan pislik ve ötesi insanlar gibi görünürler. en azından saygı ve ehemmiyet için yapmalıdır yoksa cehaletliğini üniversitede de kapayamıyorsa zikmişim ben öyle ilim irfan insanını, adam olucam derken ucube olup midemi kaldırmayın be.. iki sürme biraz fondoten tamamdır. en azından yüzüne bakılabilsin. orospu kırmızısı rujunuzu da uzak tutun ciddi söylüyorum götüme benziyorsunuz.
eğer makina veya benzeri bir kazma yetiştirme fabrikasına gidiyorsa boşuna emek sarfediyor ve para harcıyor.
(bkz: parasıyla rezil olmak)
ne o kadar çabaya ne de para harcamaya gerek var, abartıyorsam ekmek kuran çarpsın, bazı mühendis adaylarına köse diye deydirdiklerini bilirim. bir başka vakada da eleman yere düşen bitirme tezini eğilip alamamıştı 4. kattaki o koridorda.
(bkz: fordçuluk)
ey evde kalmış kızlar, ey takoz bacılarım, ey kadri kıymeti bilinmemiş, yollarına gül serilmemiş vasatın altı veya üstü, koca götlü veya tahta götlü gülyüzlüler, kafasına kese kağıdı geçirilenler, size vereceğim tek tavsiye var.
(bkz: ytü makina mühendisliği bölümü)
ne makyaj yap ne para ne emek harca, sabahın köründe yağlı saçlar veya ter kokusuyla bile gitsen olur, granitten yumuşak herşeye sürten bu yiğitler diyarında kadir kıymetin bilinecek merak etme!
zihniyet değil insandır.zihniyet bir insan mıdır?değildir insana aittir ama kendisi değildir.neyse bu faslı geçelim.
makyaj yapmanın belli alanlarda kısıtlandığı gibi bir haber duymadım, kamusal alana yüzünüzü yıkayıp gelin diye bir ihtar mı verildi?kaldı ki beğenilmek her insan ister, beğenilme kaygısı olmayan ultra özgüven sahibi arkadaşlarımız da süheyl uygur gibi gitsin üniversiteye.keyif onların keyfi.
iki su yıkayıp yüzündeki o rengaremsileri çıkarılası, hatta abartıp yüzü ait çizgileri de silinesi zihniyettir.
ne büyük bir kendini bilmezlik, başka portreleri bürünemciliktir, kendi suratını beğenmemeciliktir, olmadı hayatı bu boyalarla seyrediştir, seyrettiriştir.
esprisinden kopuş gerçeğe dönüş ise;
kendini bu biçimde aynanın karşısında mutlu hisseden her türlü zihniyetin vücut buluşunun gerçekleştirebileceği,üstüne kimseninde söz sözleme hakkını kendinde görmemesi salık verilesi durumdur.
ama yok olay üniversiteye geliş, herkes yapıyor, işin rajonu bu havalandırında gerçekleşiyorsa, işte o işin popüler kültürün sürüklediği mesafelerde yol almaktır ki, düşündürücüdür...yine de ve yine de müdahele veya sözcüklerle kalıba koyduruculuğa haklı zemin değildir.''kime ne''dir.
allah allah...hatta bir daha allah allah.
üniversiteye makyajla giden zihniyet;
biiiiiiiirrrrr...kendine saygı duyup vakit ayıran zihniyettir
ikiiiiiiiiiii....bu vakit öyle saatler falan değil,en fazla 15 dakikadır
üüüüüç....makyaj da en fazla bir iki rütuştur,boya küpüne batmak değildir.
bu böyle bilineee!
bilmeyenlerin teeeeez kellesi urula!
bir insanın okul okuması kendine özen göstermesine ve bakımlı olmasına engel olmadığına göre hoşgörülecek hele eğer ki bu özeni derslerinde olan başarısını hemen hemen hiç etkilemiyorsa da takdir edilecek insandır.
üniversiteye gittiğine göre, üstüne bir de makyaj yapabildiğine göre insanlık tanımı onun için ez geliyor olmalı ki zihniyet mevkiine yükseltilmiştir. böyle şahane bir varlıktır kendisi.
üniversiteye pespaye halde gitmek ne kadar hoş değilse kargalar bokunu yemeden kalkıp oscar ödülleri gecesine hazırlanır kıvamda okulda boy göstermek de o kadar hoş değildir, iki türlüsü de yanlıştır. tabii ki herşey bilgi, kitaplar, dersler ve sınavlar değildir, kitapların içinde boğulup insanlardan uzaklaşan, kendine aynada doğru dürüst göz gezdirmeyen, bir de üstüne üstlük asosyalliği ile övünüp makyaj yapan, kendine bakan kızlara ne o podyuma mı çıkacaksınız, makyaj yapmadan önce başka şeyler düşünün diyen tiplemeler çok sinir olunasıdır. ama üniversiteyi koca bulma ve hemcinslere hava atma, hemcinsler arası günlük güzellik yarışması düzenleme gibi eylemlere açık görenler de hiç sevilmeyesidir. bokunu çıkartmayın kardeşim herşeyin. okumanın da makyajın da sınırı var. insan içine çıkıyorsunuz okulda, tabii ki yataktan pijamalarınızla kalkıp gelmeyeceksiniz, biraz özenin, aynaya bakmanın, birazcık süslenmenin kimseye zararı dokunmaz, bunu hatun kişiler önce kendileri için, kendilerini iyi hissetmek için, özsaygıları için yapacaklardır, ama abartmayın gözünüzü seveyim.
terbiyesiz kaşardır. ne istediğini okul baskısı, çevre baskısı, aile baskısı, mahalle baskısı vs gibi sebeplerden ötürü açıkça dile getiremediğinden, bu şekilde ima eder. bir de her eyleme ayar veren yazar vardır ki, bayilerdedir. ısrarla isteyiniz.
şahsen, eğer bir kız duru güzelliğe sahip değilse (ki türkiye'de bir hayli az olduğunu düşünüyorum) değerlendirilebilir yüz ifadesini makyajla eğer değerlendirmiyorsa kendisine haksızlık eder. yüzünü bile yıkamadan gelen saçını pek iyi tarayamamış bir kızı görsem ne kadar güzel olursa olsun muhabbeti kısa tutup yanından sıyrılma isteği uyanıyor. her makyaj yapan kıza birşey atfetmek ne kadar doğru olabilir. yakışıyorsa yapsın efendim. kız dediğin bakımlı olur, abartıya kaçmadan.
sabahın 5'inde kalkıp makyaj yapacak kadar acemi değildirler. normal şartlar altında makyaja azami 15- 20 dakika ayırırlar. boya küpüne düşmüş tipleri tenzih ederim.
gayet normal bir zihniyettir,şaşırılası bir tarafı yoktur.üniversiteye giden bu zihniyet ortalama 20 yaşında bir genç kızdır,bu sebepten kendine saygısı ve sevgisi varsa bakımlı olması gerekmektedir çünkü insan içine çıkacaktır kapının önüne çöp atmaya inmeyecektir.eğer günlük hayatında makyaj yapıyorsa bunu tabiki üniversiteye giderken de yapacaktır.ayrıca vizeye finale giderken de yapması gereklidir ki ders çalışmak,ilim irfan sahibi olmakla kendine bakmak olayının birbirinden ayrı mekanizmalar olduğu anlaşılsın.eğer isterse pazara veya markete giderken de yapabilir bunda ayıplanacak bir şey yoktur.tabi bu günlük makyajdır,okula giderken düğüne gider gibi boya badana yapılmaz.yapılırsa komik olur.ayriyetten bu zihniyet gelecekte işe giderken de makyaj yapan zihniyet olacaktır.ama bu durum iş performansını olumsuz yönde etkilemeyecektir.zaten her sabah bu makyajı yapan bir süre sonra el alışkanlığı kazanır ve sanıldığının aksine saatlerce filan değil sadece 1o dakikada bu işlemi tamamlayabilir.
canı öyle isteyen zihniyettir. her zaman özenmişimdir kendilerine. ben projeleri yetiştireceğim diye iki saatlik uykuyla, yüzümü yıkadığıma şükrederken, okula gittiğimde, eyeliner çekilmiş gözleri, jölelenmiş uzun saçları, ütülenmiş gömlekleriyle stüdyolarda fink atan hoş görünümlü kişilerdir onlar. bizim bi sümüklerimizi önlüğümüzün koluna silmediğimiz kalmıştır, gollum ne kadar çekiciyse, biz de o kadar çekiciyizdir proje yetiştiren entas hatunları olarak. zamanım olsa, ben de yapardım makyajımı, bakımlı bakımlı, insana benzer bir halde giderdim okuluma. mosmor gözaltları, tepeden tutturulmaya çalışılmış boktan saçlarla değil. takdir edilmeleri gerekir. itü'nün baskısı altında ezilmemiş, iki arada bir derede kendilerine bakmayı becerebilmiş, kendilerini hiçe saymamışlardır.
bunu eleştiren "zihniyet"e gelince, bi boku da eleştirmeyelim yahu. birşeyi de yargılamadan kendimizi tutalım, insanların iradelerine, zevklerine saygı duymayı bir nebze öğrenelim ülkece. bok atmanın kişiliği yücelteceği inanışını yıkalım.
öncelikle insan grubu belirtirken kullanılan zihniyet kelimesine kafam girsin.
daha sonra da yeter artık demek istiyorum. kayser sozer yeterince sazan avladı bu yöntemle. komikti geldi geçti. bende genelde sazan oldum. iyi de oldu benim gibi atlayanlar olmasa güzel olmazdı ama yeter. sonu gelmeyecek zira.
neyse ben yine görevimi yapayım:
okula makyajla gelmekte ayıplanacak bir yan göremediğim gibi bu cümleyi sarfedip daha sona itünün kızları bıyıklı diye feveran etmek de bir o kadar ayıplanacak bir hadisedir (sazan olduğumda hadise kelimesini çok kullanıyorum). bir bayan bence her zaman kendisine bakmalıdır. makyajın bokunu çıkarmak da okula gelirken değil hayatın genelinde kaçınılması gereken bir durumdur.
aha şu andan itibaren de bu tür konuların fahri sazanıyım. klişelerle karşınızda olacağım.
liseye ütüsüz gömlekle, saçında alakasız renk tokalarla, okul formasına uymayan sadece evde bulunduğu için giyilen çoraplarla gitmeyen zihniyetin bir üst modelidir. üniversiteye gelmiş insanın yaşını on sekizlerden ele alırsak -eleştirenler için söylüyorum yoksa yaşla ilgisi yok, yüzün ne kadar çocuksu veya makyaj kaldırabilir olduğuna bağlı değişir aslında- makyaj yapmaya başlamak için gayet de uygun bir dönemdedir. öyle zannediyorum ki kimse üniversiteye sahne makyajıyla gitmiyordur. çünkü sahne makyajları bir tarz göstergesi değildir. sadece ışık altında cildi güzel göstermesi önemlidir (hadi canım). genelde öğrenciler ait oldukları sosyal sınıfın tarzına göre giyinirler. makyaj da giyimin bir parçasıdır. gotik diye yırtınılan kızlarımız simsiyah göz makyajı yaparlar, tikky diye aşağılanmaya çalışılan kızlarımız allığa ve pudraya ağırlık verirler mesela.
bütün bunlar sabahları maksimum on beş dakikalık bir vakit alır. şimdi bu işlem neden kişinin kendi eğitim-öğretimine sıkılmış bir kurşun muamelesi görür onu anlayamam ben bir türlü.