|
|
- duvarların hergün farklı kağıtlarla kaplanmasına sebep olan durum.
boya yerine * kırmızı duvar kağıdıyla dolan duvarların renginin unutulmasına sebep olan hadise.
- üniversitelerin fikir yuvası olmasının doğurduğu tabii sonuç.
- zamanında duyduk kantin kapılarının önünde durup yemek yemeye girmeye çalışanların tartaklandığını. insanın küpesine bıyığına karışma, yediği yemeğe, altıdaki arabaya karış.
üniversitelerin ülkücü yuvası olmasından tek farkının afişler sebebiyle ortaya çıkacak olan kağıt kirliliği olduğu durum.
düzenleme: 08.05.2006 tarihinde bir daha gördük.
(bkz: itü 9 mayıs yürüyüşü)
20.03.2007 tarihinde bir daha gördük.
(bkz: 21 mart 2007 itü pkk ya hayır yürüyüşü)(atlantis, 12.04.2005 16:26 ~ 01.04.2007 15:57)
- üniversitelerin ülkücü yuvası olmasından pek daha yararlıdır.zira sizin sakalınıza,bıyığınıza,tişörtünüze,küpenize karışmayacaklardır.
- en temizi için;
(bkz: üniversitelerin bilim yuvası olması)
- (bkz: yuvayı dişi kuş yapar)
(bkz: çabuk bulun bana o kuşu)
- sayısı 20 ya da 25 olan cephe, platform, gençlik kolu veya hareketi kelimelerinden türemiş öğrenci gruplarının sayısının sabit kalıp üyelerinin artmasına ve böylece belki de üye sayısından çok kulüp dernek olmasına engel olacak hadisedir.
üst düzeydeki üniversitelerin kutuplaşmalara sahne olabileceği açık olsa da tek kutupta toplanma kanımca mümkün değildir. komünizmi bir yönetim şekli olarak uygulanır görmek isteyen insanların sayısının artmasıdır. günlük hayatta üniversitelerin faşist yuvası olmasına göre daha az zararı vardır, ancak anayasanın yönetim esaslarında bir problem göremeyen benim gibi kişiler için potansiyel tehdit oluşumu olarka görülebilir.
"demokratik platformda tartışıldığında..." falan diye zırvalamaya gerek yok keza ne mafyacılık oynayan ülkücü gençler, ne de "hırka sakal afiş" triosunu kale edinen komünistler bir yerde yuvalanarak bu ülkeyi refaha ya da muasır medeniyetler seviyesine çıkaramazlar.
- üniversitelerın bilim üreten yükseköğrenim veren kurumlar olmaktan çıkarılıp işe giden anne babaların çocuklarını bırakarak komünizme giriş temelli eğitim almalarının sağlanması. alternatif isimler için
(bkz: kızıl yıldız çocuk yuvası)
(bkz: marksist ördek çocuk evi)
- üniversitelerin bomboş insan yetiştirmesindense, ülkücü, komünist, faşist, şucu, bucu vs. gibi düşünen araştıran, kendini bi davaya adamış insanlar insanlar yetiştirmesi çok daha iyidir kanımca. bunların hepsi ülkesini seviyor, ülkesi için bi şeyler yapmak için çalışıyor, didiniyor, sadece yolları farklı. bu arada şunu da belirteyim ki, insanları bu şekilde ayırmanın, araya kara kedi sokmanın, kardeşi kardeşe düşürmenin hiç de alemi yok.
- ülkücü eşkiyalar tarafından "şş küpeli bakıcan mı bi !" tarzı dialoglarla taciz edilme ve dövülme riskini azaltır.
- (bkz: istanbul üniversitesi)
- (bkz: üniversitelerin yarak yuvası olması)
- bir kaç kişinin boy göstermesi ile zannedilen durum, külli yalan...
- her türden insanın bulunduğu üniversitelerde sadece komünistlerin varlığından rahatsız olan bir insanın çığlığı. ve evet ülkücü yuvası olmasından daha iyidir, en azından ağır abi ayaklarında ahkam kesip, artislik taslamazlar. en fazla yapabilecekleri bağırmak ve bildiri dağıtmaktır. yaptıklarının mantığı ise tartışılabilir elbette.
- (bkz: yuvasından çıkamamak)
- üniversiteleri siyasete alet etmenin hangi mantığa sığdığını anlayamadığım olay... öğrencilerin siyasi kutuplara ayrılmasından rahatsız olanların farkında olmayan cemiyetler... sağcı ya da solcu, siyasi her hangi bir görüşün yer okul bahçesi veya kantin olmamalıdır.
siyasete alet olunan herşey okullarda yasaklanmalıdır. ancak o zaman çifte standart muamelesi ortadan kalkar.
bundan 8 sene önce türban/başörtü bazı insanların işine geldiği için siyasete alet edildi. dikkatinizi çekerim, türban takıp okumaya gelenler değil, siyasetçiler türbanı kullandı... sonuç ortada... yasak! burdan yola çıkarsak, türbanın siyasi sembol olduğunu, yasağın yerinde olduğunu düşünen arkadaşların okullarda herhangi bir siyasi görüşün (sağ veya sol) ortaya dökülmemesini savunmaları ve hatta bu gibi şeylerin yasaklanmasını desteklemesi gerekmektedir.
- (bkz: @802647)
- kendi okulum olan ankara üniversitesi hukuk fakültesi'nde gördüklerim çerçevesinde konuşmam gerekirse:
ülkemizde ne yazık ki artık pratik anlamda uygulanmasının imkansızkığı görülmüş, bir anlamda ölü bir ideoloji olan komünizmin üniversitelerde bol miktarda yuvalandığını görüyoruz. üniversite gençliği, kendine kimlik bunalımı yaratıp komünist olmayı bir bok zannederek "haydin devrim yapıyoruz gençler, hobaa che, marks, engels, ekim devrimi, yıldız, lenin, hede hödö" diyip bir hevesle iyi bir halt yermişcesine saldırıya geçiyorlar bildirgelerle, afişlerle. kelime dağarcıkları sömürü düzeni, sosyalizm, emperyalizm, ezilen halkların kardeşliği ve komünizmden öteye gidemeyen ezikler kendi kişiliksiz bünyelerini bir tüzel kişiliğimsi içinde bulup adam olduklarını sanıyorlar, dünyayı falan değiştireceklerini zannedyorlar boktan ideolojileriyle.
ulan hayvan herifler! özendiğiniz rusya artık kapitalistin önde gidenlerinden biri oldu, modern sosyal devletin gereklerini bile yerine getirmiyor artık, nerede sosyalizm... o bildiğiniz, sevdiğiniz çin artık dünyanın en büyük üreten kapitalist güçlerinden biri... siz halen götünüzü yırtıyorsunuz "tek yok devrim" diye. ulan madem tek yol devrimdi ne bok yemeye milyarlarca insan yok yere sosyalist rejimlerde açlık çekti, domuzların hayat standardında yaşadı? ne bok yemeye insanlar öldü, götürüldü, yok edildi? milyarlarca insan madem memnundu neden yıkıldı o rejimeler ha sorarım size ideolojik harikalar...
bi siktirin gidin demek istiyorum hepinize, gidip biraz okuyup öğrenin öyle adam olun insan içine çıkın. üç beş pezevengin söylediği laflara kanıp da aynı şeyleri söyleyince adam olunmuyor üniversite gençliği. o üç beş pezevengin ruhuna her allahın günü millet küfrediyor yediği boklardan ötürü, siz halen arka çıkıyorsunuz onlara. üniversitede özgür düşünce diyorlar, yok özgür düşünce falan, bir tek sosyalist boktan üniversite gençliği var. bi mezun olun da ne sosyalistliğiniz kalacak ne komünistliğiniz. hepiniz birer kapitalist olup çıkacaksınız nasılsa, o zaman bir bakacaksınız ki üniversiteyi boktan bir görüş için heba etmiş; çimlerde yatacak, arkadaşlarla takılacak, beraber geyik yapacak, düzgün biçimde okuyup araştırma yapacak yerde afiş asıp bildiri dağıtarak vakit öldürmiş olacaksınız. tek elde edeceğiniz şeyse sıgaradan sararmış dişler olacak.
edit: sokun yerin dibine, sokun ama siz ne kadar soksanız da yukarına yazanların gerçekliği eksilmiyor arkadaşlar...
- ilk önce , külliyen yalan olan bir görüştür .ülkemizde üniversiteler sadece komünistlere karşı değil , pek çok ideolojik fikire savaş açmış kurumlardır . sahne arkasında rektörler ve dekanlar kendi görüşlerini savunan gruplara destek verse de ,genel olarak dersinden başka şey düşünmeyen orta yolcu öğrenci yetiştirmek gibi abuk bir erekleri vardır . *
ayrıca insanda ''gomonistler gelicek , anamızı bacımızı ..cek.'' hissi uyandıran bir önermedir .
üniversitelerin asıl hedefinin düşünen , üreten insan yetiştirmek olması gerektiği düşünülürse , siyasal görüşü olan ve bu konuda düşündüklerini açıkça beyan eden insanların en çok üniversitelerde görülmelerinin kaçınılmaz olduğu görülür.
ayrıca okul duvarlarının afişten görülmemesi kadar güzel bir şey olamaz , bu sadece siyasal anlamda değil , kültürel vs. anlamda da üretkenliğin göstergesidir . üniversite en özgür olması gereken (ama olamayan ) platformlardır .isteyenin çimlerde sevişebileceği , isteyenin harç parasını protesto edebileceği ortamlar olmalıdır .
bu önermeyi kendine düstur kabul etmiş nesil , farkında olarak ya da olmayarak kendi özgürlüğüne dil uzatmakta, üniversitelerin görmekten memnun olacağı öğrenci milletine, yeni bir halka olarak eklenmektedir .
- (bkz: anarşik)
|