özellikle başka bir şehirden üniversitenize gelen topluluklar büyülenmiş gözlerle kampüsü gezerler. hep bi merak, bi imrenme, bir iç çekiş..
bu gezileri düzenleyen hocaların amacı ise lise sonun bu en buhranlı virajına girmiş genç bünyeleri gaza getirmektir. eh olursa tabii biraz da lisenin reklamını yapmaktır.
üniversite gezip gaza gelmek yalan aslında, gezinin en güzel anısı taksimde serbest zaman verilen gece sonunda otele geç dönmek, dönerken bin taklayla içeri alkol sokmak, sabaha kadar içip pijama partisi denen moda girmektir. bütün lise yıllıklarında "heeyt be kanka!" diye anlatılır ondan sonra...
(bkz: gençlik ateşi)
genelde lise sonuncu sınıfta olanlar için düzenlenen gezilerdir.
öğretmenler tarafından,
-çocuklar derslerinize çalışın iyi hazırlanın ki sizde buralara gelebilesiniz nasihatleri verilir.
derslikler gezdirilir,okul tanıtılır ama genelde kimse gezinin bu kısmıyla ilgilenmez.olay sadece ortamın serbestliğini yaşama arzusuyla yaşayan liseli gençlerin üniversite tarafından grubu bilgilendirmek için seçilen öğrencinin anlattığı şeylerin bir an önce bitmesidir.
okul hakkında gerekli tüm bilgiler alındıktan sonra öğrenciler serbest bırakılır.
gezi birde okulun bahar şenliklerine denk gelirse daha bir güzel olur.
yerleşkenin çocuk parkına dönmesine neden olabileceği gibi, amacına uygun davranıldığında gelecek neslin doğru tercihler yapmasına katkı sağlayabilecek bir faaliyettir.
liseli öğrencilerin görevli üniversite öğrencilerine kaktırılması şeklinde vuku bulan olaylar zinciridir. kaktırılması dediğime bakmayın, pek bir keyiflidir o liselileri gezdirmesi, öğretmenlerinden kaçırıp konferansa sokmak yerine elemanları çimlere mıhlamak, ve saçma sapan şeyler anlatıp her birinin üniversiteyi bambaşka bir dünya olarak görmesini sağlamak falan. ya da ne bileyim benim yaptığım ve yapacağım bu, pek de zevkli oluyor.
otobüsle gidilen gezilerde sabah inen her öğrencinin mutlaka hafiften kafası güzel olarak gezdiği üniversitelere yapılan gezilerdir. bütün gece kola içtiler hee. onlar gelirken siz gidiyordunuz o yollardan ey öğretmenler. o değil de "boğaziçinde geziyoruz" sanıp da marmara üniversitesini gezip anlatanlar vardı bir zamanlar.
gezinin düzenlendiği üniversitedeki öğrencilerin götünün kalkmasına vesile olan olaylardır.hele bir de liselileri gezdirmekte görev alınmışsa tam kalkar göt.
inkar etmeyiniz lütfen.kalkıyor işte.
sadece götü kalkmayanlar da olabilir.mümkün sonuçta.onu inkar edebilirsiniz bak varsa öyle bir durum.
büyük ihtimalle erkek liselilerin ilk düşüncesi, şimdi bu çocukların hepsi bu kızları sikiyordur düşüncesidir.
eee suçu düşünende aramamak gerekiyor. güzide ülkemizin güzide erkek çocuklarını öss sınavına hazırlarken, genç bi git gör oraları! bi ev tutarsın, paso karı paso kız yemin ediyorum motivasyonu verirsen çocuk ne yapsın
yıllar önce lise 1 de iken boğaziçine gitmiş idik.girer girmez,herkes bize bakmıştı. çok mu küçüktük, çok mu belli ediyorduk anlamasam da hala, 'aa kuaför var burda!'' diye çığlık attığımı hatırlıyorum. bir de, ''oha manazaraya bak'' dediğimi. sonra beni alıp götürdüler mi? boğaziçililer tarfından dövüldüm mü? pek hatırlamıyorum.ha bir de kıvırcık saçlı adeta bonus bir çocuk oturuyordu orada. bir umut belki buradan bulurum o üniversiteli platonik sevdiceğimi...
bunun bir de eşit ağırlık öğrencilerini odtü'ye, itü'ye götüren versiyonu vardır. gezecek fazla fakülte olmadığından tıkınıp, çimlere yayılmakla geçer vakit.
genelde lise öğrencilerinin üniversite öğrencilerine ve etrafa hayranlıkla baktığı gezilerdir.ama nedense bizim okula gelenler ellerinde kahve tavla oynuyor,bizde onlara bakıyoruz.
ziyaret edilen kampüsteki(hangi üniversite ve hangi kampüs olursa olsun) minimum 5 kişinin gelen kafileye doğru bakıp "gelmeyiin sakın buraya gelmeyiin" tadındaki serzenişide zannımca en büyük klişelerde ilk ona rahat girer girmesede zorlar.
o gezilerden bir tek bilkente yaptığımız geziyi unutamam. o yeşil saçlı, piercingli ne yüdüğü belirsiz tiplerin biz etrafa köyden indim şehire modunda bakarken bize bir böcekmişiz gibi baktıkları anı hiç unutamam... ama allah işte.. şimdi o yeşil saçlı, piercingli tipler odamın kapısında not dileniyorlar...
insancıl olan yeşil saçlı ve piercingli tipleri tenzih ederim.
her iki öğrenci tarafı için de eğlencelidir.
üniversiteliler liselilere bakarak onların ne kadar çömez olduklarını düşünür.
liseliler üniversitelilere bakarak rahatlığa falan özenirler, çılgın hayaller kurarlar.
üniversiteli olarak bu gezilerden aklımda en yer etmiş olan olay da şudur:
liseli kızlar spor salonunda gezdirilirken, ağırlık çalışan üniversiteli bir erkeği * taciz ediyorlardı. gelip bisepslerini-göğüslerini ellediler, çok çapkın laflar attılar, arkadaşlık teklif ettiler falan. evet mağdur olmuştu çocuk. çok acıklı.
lise ve üniversiteli gruplar için iki ayrı durum ortaya çıkar. liseli bazı gençler kendilerini o okul formasıyla bile havalı ve ilgi odağı falan zannederler. yıllardır o okulda okuyanların dahi gösteremediği bir rahatlık sergileyerek kendilerini karizmatik hissederler. üniversiteli grup ise her yerde göstermek istedikleri 'nesil düşmanlığı'nı burada da genç neslin gözüne sokmakta kararlıdır. bakışlar bile aşağılayıcıdır bunlara, hatta hakaret edenler bile olur, gençlere laf atarlar. 'aaaa okul kreşe dönmüş ne bu yaaa' gibi söylemler ile bu havalı gençleri bozmaya çalışanlar olur arada. kimi de onlara bakıp hüzünlenir, eski günlerini hatırlar. her iki taraf için de renkli gezilerdir.