üniversitedeki yaşantımıza göre şekillenecek olan hayat
(lethe, 29.08.2005 02:43)
sabah kalk, erkek isen muhakak traş ol, kadınsan iki saat makyaj yap. yok sonra bilmem resmi giyin, çocuklarla vedalaş, eşini öp ve işine git. öğle arasına kadar çalış, öğle yemeğeni ye, sonra mesai bitene kadar çalış. eve git, resmi kiyafetleri çıkar, gene eşini öp, erkek isen çocuklarla biraz ilgilen. sonra hep beraber akşam yemeğini ye, otur sohbet et. güzel dizi varsa ailece dizi izlenir, sonra eşinle günün nasıl geçti muhabeti yapılır sonra yatağa girilir. erkekte enerji kalmış ise sevişilir, kalmamış ise uyulur. işte bunlar 5 veya 6 ile çarparak, monoton bir hayat yaşayacağız anlaşılan. tek farklı yaşamamız gerekecek olan gün pazar da,çok farklı geçmeyeceği gibi,hayatımızı resmen monoton olacağı bir göstergesidir.
ilk zamanlar da değişen bir şey yokmuş gibi gelir. ama çevrenizdeki insanlar artık sizi bir konuda uzman olarak gördüklerini ifade ederler ve herkes farklı şeyler bekler. sizden beklenenleri farkına varırsınız. sanki her şey bitmiş ve üniversiteyi bitirmek bir büyümüşlük göstergesiymiş gibi kendinizi sorumluluklar altında ezilmeye mahkum hissedersiniz bir an. ama sonrasında istek ve beklentilerinizi net bir şekilde açıklarsanız kimse sizle uğraşmaz, herkes olması gerektiği gibi kendine döner.
okuldan sıkılmış olmak ve okulu özlemeyeceğini söylemek; aslında bu koca bir yalandır. öyle bir özlersin ki, hiç sevmediğin bir derste arka sırada oturup lak lak yapmanın hayalini kurarsın psikopatça.
düzene uymak, devam etmek, bulunduğun ortamın tadını çıkarmak gerekir.
22 yaşında ve bayansan, üniversiteden de sevgili bakımından eli boş dönenlerden isen,tıpkı abazan erkekler gibi boku yedin demektir.sabah akşam annen tepene dikilir "şu bizim komuşunun oğlu murat iyi çocuktur, onu alalım sana". bir de kabul etmezsen ağzına sıçılır, ve hala kabul etmemeye ısrar edersen evde kalırsın.
(bkz:
erkeklerin evde kalma derdi yoktur)
üniversite biter hayat biter.üniversiteyi aileden uzak bir yerde yaşıyorsanız özellikle dönüşü feci koyacak olan, uzun uyum süreci isteyen, çok az kişinin direnip başarabildiği, acı gerçek!
okuldaki hayatla kıyaslayınca aslında zor olan hayattır. niye mi? çünkü çocukluk, nazlanma, ben istediğimi yaparım kimse karışamaz, sen de kimsin gibi şımarıklıklara son verilmesi gerekir; belki biraz daha olgun davranmak. zor olan kısmı bu olsa keşke ama değildir. hayatını düşünmeden, planlar yapmadan yaşamamanın gerektiğini görürsün bu hayatta. ister istemez ileriki günlere dair düşüncelerin olur. üniversitedeyken bu yok muydu? vardı; x dersinin finali ne zaman, nerede çalışalım üzerine planlardı. üniversiteden sonra işin içine para kazanmak giriyor, ihtiyacın var veya yok, kazandığın paranın bir kısmını kenara koymaya başlıyorsun. işte o an başlıyor ilerisinin sorumluluğu ve o an anlıyorsun hayatın sadece nefes almak olmadığını.
(gülümsün, 05.10.2005 10:26 ~ 26.05.2006 16:03)
bir iş bulup kendi paranı kazanmaya başlayınca epey tatlanan bir hayattır. insanın kendi parasını yemesinin tadı bambaşkadır. ha bi de askerlik vardır arada...
kariyer sahibi olup, sekretere, diz üstü bilgisayara, özel şoföre, makam aracına sahip olma hayallerinden kurtulup; evde a'dan z'ye izlerken acaba iş bulacak mıyım diye düşündüğünüz hayattır. üniversitenin hayatı öğrettiği lafı da burdan çıkmıştır zannımca...
işsizlik oranlarının doğru olduğunu gösteren dönemdir.
memur gibi bütçe derdine düşmek, hayatın pahalılığından yakınmak, "aaaaah öğrencilik" diye sızlanmak, ve özellikle de hem öğrenci hem çalışan isen her doğan güne her mutlu insana (iclal aydın vs.) lanet okumak, kısacası bizimkisi de hayat mı...
üniversite ve öncesi limon ağacının dalıdır. dalınızda istenilen şekilde yetiştirilirsiniz. üniversite bitince, ya limon satıcısı olursunuz ya da suyunuz sıkılır.
aslında herşeyin daha da zorlaşacağı, "hayatın en acımasız kısımları" diye de nitelendirebileceğimiz geniş bir dönemi kapsar bu hayat..ölüme kadar gidecek zamanı yani tümden hepsini işin içine katacak olursak biraz geniş düşünmek lazım..bir kere en önemlisi aileniz ile yaşayacak olsanız bile artık sizden büyük bir beklenti vardır..adam olmanız..onca yıl okumanızın bir karşılığı sizden somut bir şekilde beklenecektir..bunu sırf bir ekonomik özgürlüğün açık ve seçik bir beyaanatı olarak görmemek lazım..okuma dönemi eğer akademik kariyer adına bir idealiniz yok ise lisans eğitimi sonrası bitecek ve iş hayatına geçeceksinizdir..belki erkekler için hayatın en verimli dönemi sırasında bir de askerlik gibi kutsal & zorunlu bir görev de olsa, herşey geçtikten sonra kısaca sizden geniş anlamda adam olmanız, dar anlamda para kazanmanız istenilecek..belki böyle olması sizi bugünlere getirenleri mutlu edecek..bunu görmek isteyecekler..sizin de hayalleriniz & arzularınız & bu hayata dair amaçladıklarınız, bu konudaki ebeveynlerimizin isteklerine teğet geçeceği için; siz de para kazanmak isteyeceksiniz..bu para kazanma hırsı karakterinizin özellikleri doğrultusunda ya sizi güçlendirecek, ya da sizi bambaşka bir konuma götürecek..yine genelleme yapacak olursak, türkiye şartlarında durum apaçık bunu göstermektedir..üniversite sonrası hayatın mutluluğu -ne kadar inkar edilse de- para kazanmanın miktarına bağlı ve doğru orantılıdır..
biraz da manevi olarak düşünecek olursak, bu hayat, artık benliğinizin sizi yönlendirdiği, belli bir kontrolün üzerinizden yavaştan kalktığı, kendi başınıza resmen ayakta kalmanın ne demek olduğunu anladığınız bir hayat olacaktır..belki de bunu tek başınıza yapamayacağınızı anlayacağınız ve yine belki bir eşin bu hayata nasıl yön vereceğini düşüneceğiniz bir hayat olacaktır..önemli kararları daha sık bir şekilde alacağınız bir hayat olacaktır..yaptığınız hataları artık ört pas etmeyecek bir çevrenin sizi sardığını farkedeceğiniz bir hayatın içinde olacaksınızdır..olan olumsuz olayların belki de yanlızlık etmeni ile birleşip, sizi daha da fazla bir şekilde üzdüğünü farkedeceğiniz hayat olacaktır..yine de tüm bunlara karşı hiç bir zaman yıkılmanın veya kaçıp gitmenin bir seçenek olmadığını aklınızdan çıkarmamanız gereken bir hayat olacaktır..sonunda ölürken, rahatlıkla gözlerinizi kapacağınız bir hayat olması gerekecektir..
tersine işleyen süreçtir.öncelikle unutmayı öğrenmek gerekir.akademik hayatın kırıntıları tamamen silindikten sonra üniversite sonrasındaki hayat başlar.bu bağlamda tercih edilen değil kendiliğinden başlayan bir süreçtir.hemen de başlamaz çoğu zaman.yeni mezun hayat adayı bir süre anılarıyla yaşar. vietnam sendromu etkisi yaratabilir kimi bünyelerde.yok benim daha görecek günüm var diyenler için geciktirici mahiyette yüksek lisans programları da mevcuttur.
her dakikasında üniversiteyi özleyeceğiniz hayat..
ilk yılları; kısmen, erkeklerin kızlarınkinden birazcık daha zorlayıcıdır..
süzgeçlerin çoğaldığı, dostların azaldığı, hayata dair sorgulamaların tavan yaptığı, para derdinin başladığı, eger master yapmayacaksanız sinemada, otobüste, tam bilet almak durumunda kalabileceğiniz,taşkışlayı özleten, öğrenciliği aratan hadiseler silsilesi.
(salça, 09.03.2006 02:12)
-yau abi sana bişey diyeyim mi?
-de kuzum
-yau ben üniversiteden sonra hayata inanmıyorum be abi
-............................
zamanın daha yavaş aktığı, terazinin daha ağır tarttığı; özetle, hayatın artık battığı bir dönem.. oof off!
hayatın ta kendisidir.
sevdiğiniz işi yapıyorsanız üniversite hayatından daha mutlu bir hayat olur neticede hem sevdiğiniz işi yapıyorsunuz hem de üzerine para kazanıyorsuz
ama eğer sevmediğiniz bir işte sevmediğiniz bir ortamda çalışıyorsanız cehennem hayatı başladı demektir.
07:00 kalk
07:30 işe git
12:30 yemeğe çık
13:30 işe dön
17:30 işten çık
18:30 sosyal olma çalışmaları içine gir
22:00 sosyal olma çalışamaları ağır gelsin
23:00 "allahım ben bu saatte uyumazdım nooldu bana" diye düşün
23:30 hala uyumadıysan rüyanda geçmişini hatırlamak için dua et
23:45 hala uyumadıysan 15 dakika daha iş dışında geçirdiğin için şükret
23:50 hala uyumadıysan "korum işine ben taksime gidiyom" diye evi terket
alternatif 23:50 televizyonu kur cnbce'yi aç uyuyakal
07:00 kalk
(verilen saatler 30 dakika toleranslıdır)