üniversite mezunu olup  bulamamak   

adana çık aradan

  1. *
    türkiye'de pek çok gencin yaşamakta olduğu problemdir ve bunu birkaç nedene bağlamak mümkündür.seçilen bölümün verdiği mezun sayısı piyasa talebinin çok üzerinde ise doğal olarak eğer bir eş,dost veya akraba iş için araya girmediyse açıkta kalmak kaçınılmaz olacaktır.ikinci olarak işverenlerin işe alma kriterlerini çok saçma sapan noktalara çekmeleri eğitimini aldığınız işi yapmanıza fırsat verememektedir dolayısıyla zor oyunu bozana kadar hiç çalışmam daha iyi mantığıyla hareket ederseniz yine açıkta kalırsınız.son olarak armudun sapı üzümün çöpü diye iş beğenmezseniz master veya doktora yapmış ama burnu havada olmayan ve gerçekten işe ihtiyacı olan bir insan gelip işi kapıverir.
    (absolut, 21.11.2007 09:29 ~ 09:49)


  2. en az beş sene deneyimli ama 30 yaşını geçmemiş personel arayışlı, zeka kısıtlı şirketler sayesinde mümkün olandır. hayır madem öyle erken emekliliğe neden karşısınız, işte 25 e dek aileler bakar, 30 dan sonra da devlet, hayat bayram olur...
    (heidi, 21.11.2007 09:47)
  3. milliyet gazetesi yazarı metin münir'in 17 ekim 2007 günkü milliyet'teki yazısında gayet iyi tespitler ve örneklerle kısa ve öz şekilde özetlediği konu.

    ctrl v
    ctrl c

    ülkemizdeki mühendislik-mimarlık eğitiminde kapasite ihtiyaçtan çok fazla
    "ülkemizde 2005-2006 öğretim yılında ösym-yök verilerine göre 36 bine yakın öğrenci devlet ve özel vakıf üniversitelerinde sanayi/ticaretin gelişmesi için mühendislik-mimarlık ve şehir plancılığı alanlarında eğitim görmektedir. üniversitelerin kontenjanlarının toplamına göre 30857'si devlet ve 4956'sı vakıf üniversitelerinde okumaktadır. devlet 51 ve vakıf üniversiteleri 23 dalda mühendislik - mimarlık eğitimi vermektedir. devlet üniversitelerinde en fazla kontenjan makine, inşaat ve ziraat mühendisliğinde iken vakıf üniversitelerinde bilgisayar, endüstri ve elektrik-elektronik mühendisliğindedir.
    ülkemizde 2005-2006 öğretim yılında devlet ve vakıf üniversite kontenjanları birlikte dikkate alındığında yılda en fazla makine (4431), inşaat (3440), ziraat (3095), bilgisayar (2570), endüstri (2443), elektrik-elektronik (2403), mimarlık (1594), jeoloji (1415), kimya (1415), gıda (1360), çevre (1360) ve maden (1030) mühendisi yetiştirilmektedir. yıllık kontenjanı 1000 ve üzerinde 12 mühendislik dalı bulunmaktadır. ülkemizde ihtiyacımızın çok üzerinde mühendis ve mimar yetiştirilmektedir. yetişen mühendis ve mimarlara istihdam sağlama olanağımız çok kısıtlıdır.

    eğitim-istihdam uyumsuzluğuna bir örnek:
    maden mühendisliği: türkiye'de bugün öğretim veren toplam 16 maden mühendisliği bölümü vardır. bunlardan 6'sı hem birinci hem de ikinci (gece) öğretim vermektedir. 2004 ösym verilerine göre toplam 1030 öğrenci kontenjanına sahiptir. 1030 öğrenci kontenjanının 270'i ikinci öğretim içindir.
    dünyanın madencilikte en gelişmiş bir ülkesi olan kanada'nın gsyih'sının büyük bir kısmı madencilikten sağlanmasına karşın her yıl 120 yeni maden mühendisine ihtiyacı vardır. (mcgill alumni news, 2005) bunun 90'ını kendi üniversitelerinden karşılarken, geri kalan 30 kişiyi kanada dışından beyin göçmeni olarak almaktadır. bugün, avustralya yıllık 130, g.afrika 30, ingiltere 30, abd 120 maden mühendisi mezun etmektedir. abd'de mezunların %60'ı madencilik sektöründe iş bulabilmektedir. ülkemizde madenciliğin gsyih içindeki payı %1'lerin altına düşmüşken yılda binden fazla maden mühendisi yetiştirilmesi, tüm dünyanın maden mühendisi ihtiyacını karşılayacak seviyelerdedir. maden mühendislerinden %20'sinden azı mesleklerinde iş bulabilmektedir. plansız, programsız açılan üniversiteler, bölümler, artırılan kontenjanlar yetmezmiş gibi ikinci öğretime öğrenci alınmasının hiçbir mantıklı ve rasyonel açıklaması yoktur. ülkemizin her yıl ne kadar maden mühendisine ihtiyacı olacağı ilgili kurumlarca (dpt, die, yök, üniversiteler, meslek odaları vs) hesaplanmadığından, sonuçta anlamsız sayıda diplomalı işsiz yetiştirilmektedir. bu yetiştirilen kişilerin bir kısmının yabancı ülkelerce absorbe edilebilmesi için niteliklerinin çok yüksek olması (çok iyi dil bilmesi, bilimsel olarak üstün seviyede olması, bilgisayar bilgisinin yeterliliği, yurt dışına gitme isteğinde olması ve yurt dışından iş bulması vs) gerekmektedir. aksi takdirde bu kişiler ülkemizde diplomalı işsizler ordusuna katılmakta veya meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. meslek dışı işlerde istihdam ise kıt kaynakların savrulmasına neden olmaktadır. ülkemiz sınırlı ve kıt kaynaklarını bu derece plansız ve programsız harcamamalıdır. benzer sorunlar ülkemizde tüm mühendislik dalları ve diğer pek çok meslekte de geçerlidir.
    sonuç olarak ülkemizde mevcut seksene yakın üniversitenin yanı sıra, 17 yeni üniversite daha açma kararı herhangi bir insan gücü planlama çalışmasına ve ihtiyaç analizine dayalı olmadığı gibi, bu üniversitelerin yeterli alt yapıları ve nitelikli öğretim elemanları da mevcut değildir. siyasi amaçla kurulan yeni üniversiteler diplomalı işsizler ordusunu çok daha büyütecek ve beyin göçünü daha da hızlandıracaktır. bu durum ülkemizde artık beyin erozyonuna dönüşme aşamasındadır. beyin göçü dünyada bugün geri kalmışlıkla özdeşleşmektedir".

    http://www.milliyet.com.tr/...

    ayrıca: (bkz: beyin göçü)
    (nokia şarzı, 21.11.2007 10:05)
  4. boktan bi üniversitede okumak zorunda bırakılıp mezun olunca da torpilsiz iş bulmanın imkansız olduğu bulsan bile üç kuruş paraya en emperyalist şekilde yeteneklerinin sömürüldüğü türkiye de her genç insanın başına gelebilecek hadise.bu üniversite kaliteliyse durum daha da içler acısıdır.
    (undeadtr, 21.11.2007 14:50 ~ 14:50)
  5. bir rüzgar eser 19. yy'den yakar bağrımı:

    (bkz: yedek işçi ordusu)

    (bkz: emeğin metalaşması)
    (yesilcuppelipenguen, 30.12.2007 15:42)
  6. (bkz: iş beğenmemek)
    (mösh, 30.12.2007 15:49)