son zamanlarda ülkemizin muhtelif yerlerinde pek revaçta olan erkek davranışı. insanın içine " bu her haltı yedi tabi, başından da yüzlerce aşk macerası geçti ama demek ki aradığını bulamayacağına inandı, aha şimdi de annesinin bulduğu kızla evleniyor" şeklinde fikirler doğmasına neden oluyor. yoksa bir insan o kadar yıl okusun, sonra iş bulsun çalışsın da neden doğru insanı okulda iş yerinde de bulamasın. yoksa, bir problemi mi var? değil mi?
doğru insanla üniversitede mutlaka karşılaşılır, eğer bulunamamışsa mutlaka iş yerinde sizi bekliyordur ya hani, o bakımdan(!)
kafasına odunla vurulası erkek.sen onca sene kız bulmak için derslere gir, not topla, sınavlarla uğraş, utanmadan şansını arttırmak için okulu uzat ama sonra görücü usulüyle evlen.
(bkz: bunu yapan insan olamaz)
"üniversite mezunları bile artık iş bulamıyor" söylemine bir de "üniversite mezunları artık kız da bulamıyor.dıdılarının dıdılarına güveniyorlar" söyleminin eklenmesine neden olacak muhteremler
okula ineklemek için gelen, sosyal olmayı başaramamış, doğal olarak kızlardan yana bahtsız bir de çirkin erkek için yapılabailecek en normal davranış biçimi.
günümüz çağdaş türk erkeğinin saçmalıklarından biri.önce orda burda kızlarla takıl zevkini al sonra da benim evleneceğim kız bakire olmalı ya da ailemin ön gördüğüyle evlenirim ben düşüncesiyle haylazlıklardan bıkıp kenara çekilme eylemidir.ne diyelim herkes için en iyisi olsun allah mesut bahtiyar etsin.ya benim aklıma takılan bişey var hani bu üniversiteli erkekler takılıyorlar ya öylesine hani o kızlar bakire olmuyo tabi peki bunlarla kim evlenecek ??? evde mi kalacaklar yoksa bu durumda tabi
üniversite boyunca doğru kişi ile en doğru aşkı yaşadığına inanıp etrafındaki diğer kızlara göz ucu ile bile bakmayan erkeğin tam mezun oluyorum derken anasına sözünü geçiremeyen, iradesiz kız arkadaşının ağlayarak kıçına tekmeyi basması ile meydana gelen durumdur. erkek ancak altı yıl sonra başlayabilir görücülük olayına ancak kadının ilk çocuğu beş yaşına girmiştir bile.
çevresindeki her kızın "doğru erkek" beklentisi içinde olması yüzünden kimseden pas alamayan bir erkeğin davranışı olabilir. sokağa çıkın bakın, o kadar bayan var ortalıkta kimsenin parmağında bir yüzük yok, neden?, çünkü onlar en değerli, çünkü onlar diğer kızlardan farklı, boşa gitmek istemiyor hiç biri, kendi klasına uymayan standartlarına uymayan erkek istemiyorlar, en kral erkeği bulmaya çalışıyorlar, güçlü kolları, dolu cüzdanı, evi, arabası, şevkatli böğrü olanlardan arıyorlar. tabi erkek de aynı, ama tabi en sonunda ne kadar akademik kariyeriniz olursa olsun uçkur denen bir realite de var. tohuma kaçmadan çözülmesi gereken bir nane. böyle yetiştirildik, genlerimize bunu işlediler biliyorsunuz. ve yine sonuçta erkeğin beynine giden sinirleri testislerinden geçmektedir. pek bilimsel değil ama aksi söylenmedi henüz.
tek derdi bakire ve saf bir kızla evlenmek,kadınını evde oturtup hizmetçi gibi kullanmak olan erkektir bana göre.çünkü bir yerden sonra anlaşmaları pek de mümkün görünmemektir diye düşünüyorum.
üniversiteden mezun olacağım diye kasıp kasıp kendini, sonra başaran amma velakin kafasını gömdüğü derslerden kaldırıp da bir kızı bırak tavlamayı, kesmeyi bile becerememiş olan asosyal aciz erkeklerin başına gelmesi çok muhtemel olaydır. aileleri için bir kızla sohbet etmemiş, ona yan gözle bakmamış, hiç kafelere barlara takılmamış olmak da bir meziyettir zaten. ve zaten en doğrusunu aileler bilir, eğer oğlan kendi bir kız bulmaya kalkarsa yazık olur, dışarısı kötü, ahlaksız, çirkef kızlarla doludur, hele üniversiteli kızlar zaten adamı parmağında oynatır, bizim salak oğlan da gider allah muhafaza bunlardan birine tutulur herkesin başına iş açar, en iyisi helal süt emmiş, temiz, namuslu, eline erkek eli değmemiş, pencereden kafasını dışarı çıkartıp bakmaya zorlanan, ne desen yapacak hanım hanımcık bir kız bulmaktır. sonuçta üniversite mezunu asosyal oğlumuz, hanım hanımcık kızımızla evlenir ve karşı cinsle nasıl konuşulur, nasıl oturulur kalkılır bilmeyen çiftimiz mutlu mesut, "sessiz" sakin geçinir giderler.
bir üniversite mezunu erkek olarak çeşitli şartlarda yapabileceğim evliliktir... şartlar gayet açıktır, eğer görücü usulüyle gelen bir çağla kubat, bir kalomoira, bir banu güven ise gönül rahatlığıyla evlenirim...
çok normaldir. bu ülkenin cumhurbaşkanı, 30 yaşında üniversitede hocayken, görücü usulüyle 15 yaşında kızla evlenmiş. ben bu gariban üniversite mezunu halimle, annemin derede çamaşır yıkarken görüp beğendiği kızla evlenemeyecek miyim? bırak allaaşkına.
"evlenmek"ten kasıt hayatları birleştirmek, yıllarca aynı evin içinde birisine katlanabilmek -zordur bilirsiniz- engebeler arasından elele yürümek vs olduğu için, acıklı bir durum.
üniversite yılları boyunca illa ki çok sevdiği, dizlerine yatırıp saçlarını okşadığı, bakmaya doyamadığı ve ömrünü tamamlamak istediği bir sevgilisi olmuştur bu erkeğin. öyle bir aşktan sonra, kendisi için hiçbir derinliği olmayan, fiziksel görünümünü ve ettiği üç beş lafı beğenip, onayladığı bir kızla evlenmek hiç kolay değildir, gerçekten acıklıdır.
az önce bahsedilen türde bir aşk yaşamamış erkek için daha da acıklıdır. böyle bir aşkı belki de hiç yaşamayacaktır. evlendiği yabancıya saygıyla örtülü bir sevgi besleyecek, kocalık görevlerini yerine getirecektir. "evlilik aşkı öldürüyor mu" tartışmasının halen devam ettiği bu ortamda, mantık evliliği yapılan insana sonradan aşık olunabilir mi, bilemiyorum.
sonuç olarak görücü usulü evlilik, biraz da umutsuzluk neticesi gibi görünüyor.
bazı insanlar vardır ki üniversite hayatında cidden kafasını derslerden kaldırmaz da yıllar sonra gördüğünüzde tanıyamazsınız onu.
üniversite hayatında kendini sıraya gömmüş adamın, bitirince sosyal olası gelebilir. çünkü bakar ki öyle asosyal olarak iş hayatında hiç başarılı olamaz, ben böyle olmamalıyım fikri kafasına dank eder. işte bu noktadan itibaren; ilgisi sınav kağıtlarından kadınlara doğru kaymaya başlar. yıllardır birikmiş, çok fazla olan beklentilerini etrafındaki kadınların karşılayamayınca çıldırır ve kadın istiyorum diye bağırır. odasından bağrış çağrışlarını halen yaşamakta olduğu ailesi duyup bu noktada yardım etmek ister. işte bu durumda görücü usulü ailelerin anlaşmasıyla bir evlilik olur. o kadın da adamın tüm beklentilerini karşılayacam derken erken yaşta gidebilir, yazıktır. ya da hiç biri olmazsa çok şükür ki izdivaç programları var, katıl oraya hayatını yaşa. (!) *
aciz güruh!!! aldığı yüksek eğitimin hayatına hiç bir katkısı olmayan evlenmeden önce annesi evlendikten sonra da eşi tarafından yönetilen ama belli etmeyen garibanlar sürüsü...
bunu yapan erkek üniversite mezunu olmanın "adam" olmak olmadığının somut bir kanıtıdır.hele bir de "baltaya sap" takımındansa ( henüz evlenmemişse)nişanın atıldığı durumlarda "beni ne doktorlar mühendisler istedi "cümlesinin öznesi olarak buluverirler kendilerini.haa bir de evlenip hanımköylü olanlar vardır ki aman aman evlerden ırak!!
makina mühendisiyse okulda işte takılacak edecek bir hatun bulamamış olabilir.
bu işin geyik tarafı. sayenizde karşı olduğum şeyleri savunuyorum size karşı, herkesi niye bu kadar sert yargılıyosunuz abi? adamcağızın vardır kendine göre bir sebebi, birisini nasıl "adam olmamakla" filan suçluyorsunuz bu kadar kolay, kim sizi merci yaptı onu anlamıyorum ki? acizmiş şuymuş buymuş. belki herif yüzlerce karı düdükledi de evlenmesi gerektiğine karar verdi. yani görücü usülü evlenmek boktan bişey olabilir, ama yapanları yargılamak kimsenin haddine değildir demeye getiriyorum.
kendi tercihi olduğundan fazla kurcalamamız gereken erkektir. şöyle bir kanı var birde; sanki görücü usulu ile birbirleriyle görüştürülen gençler hemen abar topar evleniyor, hemen nişan, bir gün sonra düğün, ikinci gün hemen gerdek.
böyle bir şey yok tabi ki. gençler konuşur, bakışır anlaşırlarsa evlenirler. illa evlenmeden önce, evcilik oynamalarına gerek yok.