|
|
- üniversitede çok şey olacağını hayal edip, bir bok olmadığını görünce hayalleri başına yıkılmış gençtir. özellikle o üniversiteyi bazı açılardan sollayan liselerin var olduğunu bildiğinizde...
- plaza gibi bir binada olan üniversitenin kapısının cam ve otomatik açılan bir kapı olduğunu görmesiyle yıkılan gençtir...
çimlerde oturup kıçı yeşeren öğrenciler yok...banklarda oturup yiyişen çiftler yok..yani kampüs diye bişey yok...bir kantin var!
bir sene önce gittiği dersanenin yanında, aynı düzende bir bina...
yıkılırsın tabi! eşşoğlu eşek! devlet üniversitesine gitsene! g.t herif..bilmiyo muydun sanki giderken?!
zaten muhtemelen ottan boktan nem kapıp depresyona giren bir tikidir de bu...sittirsin gitsin gündemi meşgul etmesin!
- lisede hocaların öss'yi kazansın diye "kapağı attın mı gerisini boşver, biter zaten" yalanına inanmış gençtir. kendisini çok yakından tanırım.
- istanbul üniversitesi'ni kazandığı için sevinirken hukuk, iktisat ve siyasal haricindeki fakülteden olanların ana kampüse alınmadığını öğrenen genç de olabilir.
koskoca asmışlar bir de tarihi kapıya, "üniversiteye bu kapıdan girilir" diye.
edit: başlıktaki genç ben değilim bu arada. ben iktisat fakültesinde okuyorum. kötü hissettim şimdi kendimi böyle yazınca. süper puan yaptım lan ben öss'de. valla bak.
- kendisini istanbul üniversitesinin o tarihi kapısı gibi bir kapıya sahip üniversitede okumaya şartlamış bireydir.hele taşradan büyükşehir kimyasına karışımında iyice duman olacaktır bu zat-ı şahane.
- özel okula gitmiş, maaşının yaklaşık olarak yarısını yatırmış. apartmandan bozma bir binada öğrenci olacağı gerçeği yüzüne çarpılmış, bir de kardeşinden bile küçük insanlarla aynı ortamı paylaştığını görünce "bu ne lan!" çığlıkları atmış gençtir. ama askerlik meselesi, iş hayatının çekiciliği, "kendi paramla okudum lan ben!"in havasını hatırlayınca bozulan sinirleri toparlanır gibi olmuştur. geçince tekrar başa dönmüştür, sonra tekrar sona...
- herhangi bir üniversitenin herhangi bir fakültesinin herhangi bir öğrencisi olarak amiyane tabirle bu başlık cuk oturdu bana.çünkü okula "okulum" diye gittiğim ilk gün hayallerim yıkılmıştı.
tercihimi fakültenin bulunduğu kampüsü gezmeden yaptım.internet sitesinden bir baktım,çekilen fotoğraflarda mükemmel bir kampüs gözüküyordu.üstelik istanbul'un merkezinde bir yerde.herneyse kazandım ve zannedersem kayıt için okulun yolunu tuttum. ilk defa görecektim okulumu,heyecanlıydım tabi.okulun adresi vardı elimde. aslında gayet basit bir adresti ayrıca her zaman takıldığım yerdeydi okul,önünden geçmemem imkansızdı adeta.fakat orada bir üniversite olup olmadığını hatırlamıyordum."evet bir lise vardı ama...üniversite mi?yok arkadaş ne işi var orada?" gibi düşünce balonları eşliğinde adrese gittim önce bir polise sordum adresi, başka bir üniversiteyi tarif etti."yok abi o değil" dedim.sonra bir bankanın güvenlik görevlisine ve bir simitçiye sordum.onlardan da ses çıkmadı.simitçiye sorduktan sonra kendi eksenim etrafında bir tur döndüm sonra başıma bir su damlası düştü."lan nereden geliyo acep?" diyerek kafayı kaldırdım ve baktım ki benim fakültenin tabelesi.sabahtan beri kampüsün içinde dolanıyorum.kampüsün içindeki trafik polisi ve simitçi de dahil burasının bir üniversite olabileceğini kimse tahmin etmiyor daha doğrusu bilmiyormuş.haklılar da. okulu görünce ben de aynı kanıya varmıştım.hatta kaç kez de önünden geçmiştim okulumun,lise zannetmiştim burayı ben...velhasıl kelam dostlar, onlarca kez önünden geçtiğim ama farketmediğim okulumun, orada,tam önümde olduğunu bana adeta gösteren işte o su damlası eğer bundan iki ay önce kafama düşseydi,ne benim hayallerim suya düşecek ne de bir su damlasından bu kadar nefret edilecekti.çünkü daha önce o binayı farketseydim beni oraya hiç bir allah'ın kulu sokamazdı...
- + hani istemeden veriyorlardı. yalan hepsi yalan.
(bkz: üniversitede bütün kızlar veriyormuş)
- işte o genç benim. tam anlamıyla beni anlatıyor.. yökle işim olmaz diyerekten ukrayna yollarına düştüm. odessa national ı ı mechnikov university'nin lapısında buldum kendimi. ukrayna dedik güzeldir, kızlar falan diye hayaller kuruyoruz. etrafta çeşitli hikayeler duyuyoruz yok neymiş efendim "havalimanından iner inmez kızlar koluna girip götürüyormuş" falan. neyse efendim indik havalimanına etrafta in cin top oynuyor dedik ulan gecedir falan ondan kızlar yok. eversi gün bari dedik daha şehri falan dolanalım gezdik gördük anlatılan kadar varmış etraf türkiye'ye geldiğinde kesin manken olabilecek onlarca hatta yüzlerce hatun var. okulda ortam kurar falan düşürürüz diye hayeller içersindeyiz. taaaa ki okulu görene kadar pazartesi günü geldiğinde okula gittim. durağın tekinde indik bi' ara sokağa girdik bildiğin ara sokak karşımıza bir bina dikildi eski püskü, üflesen yıkılacak cinsten "bu bina olamaz herhalde" dedim ama umduğum gibi çıkmadı okuyacağım bina buydu etrafı binalarla çevrilmişti ve yaşıtım tek bir ukraynalı bile yoktu sadece yan tarafta bulunan ehliyet kursunda çalışmaya gelen bayanlar vardı o kadar. hayal kırıklığı bunla da bitmedi beni sekreterin teki aldı bir şeyler zırvaladı yolladı ben de rasgele bi sınıfa girdim oturdum oyle erkek hocanin teki ders anlatıyordu, tek bir kelime bile doğal olarak anlamıyordum. etrafımda araplar ve çinliler vardı oylece kendi hallerinde takılıyorlardı "allahım beni kurtar" feryatlarıma tekrar aynı sekreter yetişti ve beni başka sınıfa götürdü dedim bari burasi iyidir inşallah ve gittiğim sınıf tam bir hayal kırıklığı bir sınıfın içinden geçip gidilen bir sınıf toplasan 4 metre kare bir yer o da iyimser olursan ve içerde 3 tane daha türk. bu sınıfta okuyacağımı söylediler. işte o an hayellerim, direncim kırıldı adamlarla selamlaştıktan sonra sırama çöktüm.. ve isyan ettim "allahım bana cennette neden cehennemi yaşatıyorsun?" diye. bir sene o sınıfta okudum, hazırlık kampüsü diğer kampüslere de oldukça uzaktı kötüydü yani, çinli ve araplarla takıldık. ama şimdilerde mutluyum 1. sınıfım ve 80 kişilik kız güruhu içinde, sınıfta işe yarar 5 erkekten biriyim.. şimdilerde düşünüyorum da "beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır..
|