çok çikolata görmüş geçirmiş insandır,ve tercihini ülkerden yana kullanmamıştır..ülkerin malını kullanmayarak kendisine verilen solcu ünvanını ne zaman hakkettiğini ise bilmemektedir..
ülker fabrikasında çalışmış bir insandan bu çikolataların hangi koşullarda üretildiğini duysaydınız; tahminen sağcı solcu farketmeden yemekten cayardınız. bu yüzden solcuların desteklenmesi gereken eylem şeklidir vesselam.
not: ha sorarsanız sen yemiyor musun diye yiyorum. ayrıca eti çok mu farklı koşullarda üretim yapıyor derseniz ona da lafım yok.
ülker'den yersen yeşil sermayeye, eti'den yersen yahudi lobisine katkı sağladığın düşünüldüğünde hayatlarında çikolata şekerleme nedir bilemeden ölecek solculardır. bunların durumu abartanları olup samsun'dan başka sigara içmez, içenlere de pis pis bakarlar. "türkler marlboro yaptı da biz mi içmedik" diye sorası gelir insanın. madem bu kadar vatanseveriz, benzin almayalım mümkünse ata, bisiklete binelim, beslediğimiz hayvanların yünlerinden kazak yapalım markası ne olursa olursa hazır giyim ürünü almayalım. dişlerimizi fırçalamayalım ve hatta banyo yapmayalım, bilgisayarın başına hiç oturmayalım. ne de olsa hepsinin ham maddesi, endüstrisi bir şekilde yabancı ülkere, firmalara dayanıyor.
eti'nin büyük bir sermayesi oyak'a ait olunca işin sağcılığı solculuğu dede korkut temsilleri gibi kalmaktadır.durum sadece kapitalizm ile alakalıdır.eti satılmalıdır çünkü oyak'a aittir.çünkü ülker şeriatçıdır.
kapitalist düzende yaşadıklarını, her tür tüketim maddesinin aynı bokun suyu olduğunu, nestle çikolatalarının fildişi sahili'nde altı yaşındayken ailelerinden 50 dolara satın alınıp ömür boyu çikolata yapımında boğaz tokluğuna kullanılan çocuklara yaptırıldığını (kölelikle karıştırmayın lütfen, kölelik günümüzde ortadan kalkmıştır!) gözardı eden solculardır.
ha ama o kadar da salak, denyo, öküz, ne yaptığını bilmez, tutarsız, mal insanlar değillerdir. solcu enstantanesi yakaladım diye sevinilecek malzemeyi vermezler.
bir yandan tayyip erdoğana ve dincilere karşı dururken diğer yandan tayyibin buralara gelmesine destek veren ülkkere para kazandıranlardan olmayan kişilerdir...
ülker yemeyen biri olarak bunun çok zor bir şey olduğunu söylemek isterim çünkü her yerde karşımıza çıkıyor bu meret, her şeye al atmış durumdalar...
nike ayakkabı, adidas t-shirt, nestle çikolata, loreal makyaj malzemesi (ve bunlar gibi birçok yabancı malı) kullanan ülkemin kendi malına gelince burun burkan ve bu tür birçok göstermelik hareketlerde bulunan günümüz solcularının halt etmesidir
ülker yememenin islam düşmanlığı ile ilgili olmadığını bilen güzel insanlardır. ülkeyi kara çarşaflılarla donatmak isteyen yobaz bir düşünceye karşı olan insanlardır. yaşadığı toplumun aptal tabulara boğulmasını istemeyen insanlardır. mümkün olduğunca düşünceleri ve eylemleri arasında paralellik olan insanlardır. aynı tip düşüncenin insanı olan rte kişisinin ülkeyi ne hale getirdiği çok açıktır. "nestle yiyip de paralarım yabancılara gideceğine ülker yerim türklere gider" şeklindeki anlayışlar artarak devam ettiği sürece başımıza daha çok rte kişileri gelir, sel abartıldı der, ananı da al git der...ben bu kafadaki insanların yaratmak istedikleri dünyadan nefret ediyorum, bu yüzden de nerde bir ülker görsem küfretmeye başlıyorum. etrafımdakilerle de paylaşıyorum bunu. gösteriş yapıyorum. bakınız nasıl da bilinçliyim ki ülker yemiyorum, çok muhalifim diyorum. ülker alanları aşağılıyorum. ayrıca hepsinden öte ülker ürünlerinin pek çoğu taklittir, çakmadır.
irticanın, yobazlığın ve düşmanlığın çikolatada değil de beyinlerde olduğunu anlayamamış insanlardır. genelde laik gıda arayışında, coca cola, milka, snickers, mc donalds gibi markalara para akıtmakta bir sorun görmezler. bu popülizm eksenli pasif tepkide; sözde sağduyu sahibi kimselerin terör örgütlerine, yeşil sermayeye başka hangi kanallardan para aktığını bilmeden buna destek verdikleri çok açıktır. çünkü bu -deyim yerindeyse- asayiş aygıtı gibi gezen kimselerin, böyle bir bilinç durumdunda, yalnızca bahçelerinde yetiştirdikleri sebzeler, meyveler ve koridorda yaşayan sarıkızdan elde edilen gıdalarda beslenmeleri gereksinimi ile sonuçlanacaktır. belki bu karizma açısından fonksiyonel vefakat, kendi istikametimizden baktığımızda kısmen komik gözüken tepkinin akışı, "bu yaptığının tam olarak getirisi nedir?" sorusuyla sekteye uğratılabilir.