|
|
- önsöz: aslında başlık " ülkelerin kültürlerinin araba modellerine yansıması " olacaktı ama 50 karakter sınırını ihlal etmişiz.
efendim, bu; arabaların modeline bakmadan hangi ülkeye ait olduğunu gösterecek bir neden nerdeyse. işletme kültürünün, üretim kültürünün bile nasıl geleneklerden, teamüllerden etkilendiğinin göstergesi . üstelik otomotiv sektörü gibi global bir piyasadan söz ediyoruz...
hemen örneklere geçelim;
"ingiliz arabaları"
genelde ingiliz kraliyet yapısını ve ülkede hâlen var olan aristokrasinin göstergesidir bu arabalar. bir jaguar veya rolls royce görünce aklıma nedense iskoçya'da şatosunda yaşayan kontlar, kontesler geliyor. arabanın içinden dışına kadar her yerde ingiliz havasını soluyabilirsiniz.
" italyan arabaları "
italyanlar'ın belki de en başarılı olduğu sektör, nasıl bir lamborgini veya ferrari ile dikkat çekerseniz yollarda, bir italyan ayakkabısı veya italyan elbisesiyle de aynı şekilde dikkat çekersiniz. burada aristokrasiden ziyade lüks bir yaşam anlatılmak istenmiştir. nasıl her ortama italyan gömleği ile giremezseniz [ dikkat çeker], italyan arabaları da her ortamda dikkat çeker. fiat'ın biraz daha fransız kültüründen etkilendiğini söylemek gerek.
"fransız arabaları"
dünyada romantizm akla gelince kuşkusuz çoğu kişi fransa, paris diye haykırır. fransız arabaları da aynı french kiss gibidir. bir kişi ile çok yapılınca insanı sıkar. gidip bir peugeot veya citroen sahibi olup, arabasını sattıktan sonra tekrar fransız arabası alan birisine henüz rastlamadım. bu bağlamda fiat da komşu ülke fransa'dan etkilenmiş bir italyan aracıdır.
"alman arabaları"
almanya denilince akla ilk alman disiplini ve alman teknolojisi gelir. alman arabaları hem lüks, hem kullanışlı hem de italyan arabaları kadar pahalı olmayan arabalardır. alman işletme kültürünün tüm özelliklerini içinde barındırır. arabanın birçok teknik detayı vardır, hatta sahipleri bile araç içinde bulunan birçok düğmenin neye yaradığını bilmeyebilirler. teknolojik gelişmeleri yakından takip eder alman firmaları. volkswagen, mercedes, bmw, opel marka arabalarda bu olaylar gözlemlenebilir. tasarım açısından da güçlü arabadır bunlar.
"amerikan arabaları"
amerikan vurdumduymazlığının, amerikan rahatçılığının, amerikan kültürünün resmen yansımasıdır. genel olarak tasarımları kötü değildir, ama kanaatimce alman arabaları ile boy ölçüşmesi zordur. tipik amerikan savurganlığının göstergesidir bu arabalar. chevrolet, ford, chrysler gibi markaların 2.000 cc'den küçük arabaları yoktur, benzini su gibi içerler. kendi ülkeleri gibi, büyük araba yapmayı severler ki, araba tüm yola hakim olsun. bu da aslında rahata ve keyfe olan düşkünlüklerinin yansımasıdır. ayrıca amerikan arabalarının ikinci dünya savaşı sonrası boyutlarının büyümesi ve arka kotuklarının yatak olarak kullanılması ile amerikan toplumunda bekaret geleneğini bile yıkmışlığı vardır. gene de amerikan arabaları iyidir, insana kullanır iken zevk verir.
"japon arabaları"
japonların çalışkanlığının ve kanban üretim sisteminin en önemli göstergesidir. adamlar arabayı tipik üretim kuralları ile tasarlarlar. onlar için genel olarak en önemli olay performans/ fiyat oranını en yüksek seviyeye çıkartabilmektir. toyota, nissan, honda, mitsubishi, subaru gibi markalardan bunu anlayabiliriz. japonlar hız ve zaman konusuna çok önem verdikleri için arabalarını ivmesi yüksek şekilde üretmeye çalışırlar. son zamanlarda ise italyan ve amerikan kültüründen etkilenerek tasarım harikası araçlar yapmaya çalıştıklarını görebiliriz. belki otomotiv dünyasında da bir sony gibi marka ortaya çıkartırlar kim bilir?
- (bkz: türkiye)
(bkz: anadol)
- şahin:
"şöyle ailecek bir piknik yapalım, arkaya mangalımızı, karpuzumuzu falan da atalım, ehliyet almanın bu kadar kolay olduğu memleketimde kaza yapma ihtimali yüksek olur. onunçün yedek parçası ucuz ve kolay bulunabilir olsun" düşüncesinin getirisi.
"i love şahin"
- paynır -
- kesinlikle doğru bir önermedir. zira anadol arabamız anadolunun çeşitli yerlerinde kıtlık anında hayvanlara yedirilebilmektedir. çünkü anadol hayvanların yediği tek arabadır. *
- kuş serisini unuttuk, düldül kulağımı çınlatıyor.
kuş serisi gibi tofaş'ın efsanevi araçlarında genelde onda birlik türk şansı işler. yani üretim bandından çıkan her on araçtan biri gayet iyi olup, geri kalanları işe yaramaz. ayrıca tipik türk mantığını bu arabanın her yerinde görebilirsiniz. nasıl ülkemde bir kişinin oturduğu ev, içindeki mobilyalardan ucuz oluyorsa, aynı durum burada da geçerlidir. mesela faça diye tabir ettiğimiz, gavur illerin modifiye olarak adlandırdıkları olay ile 5.000 ytl değerinde şahin'e 7.000 ytl değerinde faça ve ses tesisatı takan tipler ile karşılaşılabilir. yine şahinlerin en güzel tarafı, sahil kenarına çekilerek, denize dikey konumda park edilmesi ve arka bagajının bar tezgahı olarak kullanılmasıdır. tombul efesler açılarak martı sesleri ve deniz manzarası ile araba güzel bir bar ortamına çevrilebilir.
- rus arabalarını da atlamamak gerekir. ruslar da zengin kaynaklarını ve sağlamcıulıklarını arabalarına yansıtırlar. daha küçük hacimde daha yoğun şekilde metal kullanırlar. daha ağırdır ve sağlamdır. mekanik kısmı iyi kötü iki kuşak dayanabilir. araba değiştirmek gibi birşey düşünmemişler..
|