yoktur. tariz veya ironiden kaçınmak gerekirse, amerikanın iki prensinden biri alparslan türkeş hayatını kaybettikten sonra fethullah gülen tek varis olmuştur. polis çoktan silah kabzalarından bozkurt işlemelerini kaldırmıştır. bilindiği üzere etrafımızda bolca feto barınağı vardır. bu sebepten ülkü ocaklarında yavru kurt yetiştirme gereği kalmamıştır.
genellikle okulda ( lise zamanları ) 3-4 tane sağlam gördükleri insanları okul reisi seçerler. bu insanları kullanırlar. sokaklardaki tinercileri sokak çocuklarını falan toplayıp ocakta döverler. sebep hırsızlık yapmaları imiş sanırım. ama en büyük hırsız kendileridir. hayatımda ne kadar reis gördüysem ya kuş hırsızı ya eski tinerci, hapçı falandı. 20 kişi bi insana dalar. ama 5 kişi 2 insana dalamaz korkar. böyle korkak, sadece arkaya adam almakla ortada dolanan tipler bu ocakta toplanır.
aslında türk örf ve adetlerini anlatıp gençleri bilgilendirmek için oluşturulmuş bir kurumdur.
fakat günümüzdeki gençlerin kavga için adam toplamaya geldikleri yerdir.
orda reisim diye geçinen gençler geldikleri ocakların ülküsünün ne olduğunu bile bilmemektedir.
(bkz: turan ülküsü)
"komonizm 17. yüzyılda rusya'da şe guyvera tarafından kurulmuştur ve amacı tüm allahsızları bir araya toplamaktır. işte biz vatansever türk evlatlarına, ülkücülere düşen görev damarlarındaki asil kanın yardımıyla bu allahsızların karşısına çıkmaktır. bizim amacımız budur."
ilk ağızdan öğrendiğimize göre ocağın işlevi 17. yüzyılda şe guyvera tarafından rusya'da kurulan komonizm çevresinde toplanan allahsızlara karşı çıkmakmış. taşak filan geçmiyorum ha. denizli'de endüstri meslek lisesi diye bir okul var. hah işte onun reisi söyledi bunu yolda giderken tebalarına.
bu terimin anlamını ilk defa lise 2. sınıfta iken anladım.. sevdiğim, beğendiğim güzel bir kız vardı.. böyle karşılıklı kesişiyoruz, sinema, tiyatro ve bilimum aktivitelere beraber gidiyoruz.. tabi göze batıyor bu olay, sınıfta hemen adımız çıkıyor, x - y ile çıkıyor şeklinde.. bir gün karşıma lise sondan iki kişi çıkıyor, o kızın peşini bırakmazsan kafanı kırarız gibisinden.. tabi erkeğiz anasını satayım, kafa göz dalıyorum çocuklara.. birini altıma aldığımda diğeri korkudan kaçıyor, " ulan ülkü ocağını okul çıkışına getireyim de gör sen " gibisinden çemkirmelerle birlikte.. kavgaydı, gürültüydü derken evlerimize gidiyoruz, ertesi gün okulda herkes beni konuşuyor.. arkadaşlar kendime dikkat etmem konusunda uyarıyor, " olm okul çıkışına ülkü ocaklarından adamlar gelicekmiş bak " gibisinden.. okul çıkışı oluyor, ve kapının önüne baktığımda yaklaşık 10 kişilik bir grup, dün dövdüğüm çocukla beraber beni bekliyor.. ulan öyle böyle de değiller hani, babam yaşında herifler.. erkekliğe su dökmemek adına yürüyorum, birden önümü kesiyor en büyüklerinden biri.. " lan sen bizim oğlanın manitasına nasıl bakarsın " diye yapışıyor yakama, zor kurtuluyorum ondan, okulun içine doğru kaçıyorum.. öğretmenler, müdür derken tartışma yatışıyor, adamlar dağılıyor..
velhasili, ülkü ocaklarının tek işlevi budur arkadaş. arkam olsun diye edinilen yanlış çevrelerden ötürü insanlara neler empoze ediyorlar, nasıl beyinlerini yıkıyorlar..
perde arkasında hayvanları koruma derneği tarafından finanse edildiği düşünülen, büyük çoğunluğu zemin üstü duman altı kiralık dairelerde yuvalanıp çek senet işleri vs bekleyen kuzucuk topluluğudur. toplum için gerekliliği kanaryasevenler derneği gerekliliği ile paraleldir.
kendilerine haksızlık edildiğini düşündüğüm kurumdur.mesela başımız bir mafya ile belaya girse bizi kim kurtaracak. topuğuna sıkmak istediğimiz biri olunca biz kime gideceğiz.yapılmamış bi çek tahsiliniz mi var gidin bu abilere.iyilerdir kavgada adam vurmada işkencede.ama sorsanız en son okudukları kitaplar cin ali serisidir.ezbere konuşurlar ve bildikleri siyasal kavramlar etraflarından duydukları kadardır. boş abilerdir hemde bomboş.bu abilerin takıldıkları kahvenin adıdır.
öncelikle belirtmek gerekir ki ülkü ocakları'nın; beyninin sadece sol kısmının onda biri çalışan, hayatını kulaktan dolma bilgilerle sürdüren ve bütün yaşamını atgözlükleriyle idame ettiren zihniyetin anlayamayacağı kadar derin bir öğretisi vardır. ülkü ocakları'nın bu derin öğretisini anlama kabiliyeti, dogmalarla yaşayan insanların sahip olmadığı bir şeydir. bu nedenle, sol dogmalar içinde eriyip giden köhne beyinlerin bu öğretiyi anlamaları zaten beklenmemelidir.
gelelim asıl konuya. ülkü ocakları bir eğitim ve kültür vakfıdır. bu eğitim ve kültür vakfının hareket etmesindeki ana ilke, millîyetçiliktir. ülkü ocakları bu bağlamda; insanları millîyetçi ve toplumcu fikir yapısıyla aydınlatmak ve eş güdümlemek için emek harcayan bir eğitim yuvasıdır. bu ocaklarda, ülkücüler devletin bekası için yetiştirilir ve her zaman her şartta göreve hazır olarak bekletilir; çünkü ülkücü, devletine sahip çıkmak ve milleti için çalışmak çabasındadır. en temel olarak ülkü ocakları'nın genel amacı, dokuz ışık öğretisini iktidarda uygulamaktır.
5-6 kişi bir araya gelelim, üniversitede sakal bırakan çocukları dövelim şeklinde işlevleri vardır.
cinnet geçiren bir kimyacı tarafından toplu katliama gitmek üzerelerdir, haberleri henuz yoktur.
eğer küçük bir ilçede okuyorsanız orada anlıyorsunuz ülkü ocaklarının ne işe yaradığını;
mesela yolda bir kızla el ele dolaşırsanız diğer gün sizi tek gördükleri yerde uyarırlar, sadece sizi değil kendi içindekileride aynı şekilde uyarırlar yeni gelen gençlere ilkönce bu öğretilir, sokakta bir kızla el ele tutuşulmaz ! neden mi ? nedeni ni onlarda bilmiyor ki, sorarsanız birşeyler saçmalarlar elbet.
örf ve adetlerimize uygun değil, senin kardeşin öyle davran sa hoşuna mı gider, bir türk kızı asla evlenmeden vermez (kalbini) gibi saçmalıkları sıralarlar
be hey deyyus senin yaptığın mı örf adet'te gelmiş bize ders veriyorsun, gündüz ülkü ocağında pişti oynayıp salak televizyon programlarını izleyip akşam arkadaşlarla alem yapmak mı lan örf adet diye adama sorarlar sonra.
bundan başka da vardır görevleri, mesela ülkü ocağına giden bir gençsiniz, ülkü ocağı nasıl bir ortam merak ettiniz diyelim, bir kaç hafta takılıp neler yapıyorlar neler yapmıyorlar öğreneceksiniz ve cuma günü sizi cami'de göremediler. ne olacak ? ülkü ocağı olarak bir ceza vermekle yükümlüler o zaman akıllarına ne cezası gelirse artık mesela cuma namazına gitmediği için falakaya yatırılan bir kaç ülkücü tanıyorum, e adama sormazlar mı sen nasıl müslümansın diye ? ya da sen müslümanmısın diye, bu nasıl bir din anlayışıdır, bu nasıl bir yönetim biçimidir.
en sevdikleri görevlerden biri ise adam dövmektir, mekan basmaktır bunu çok iyi yaparlar belki de ellerinden başka birşey gelmediği içindir,
nerede bir solcu stand açmış, ve ya sadece sokakta yürüyor başında üşüşür üç beş kendini bilmez insancık, ve en sevdikleri işi icra etmeye başlarlar hoş sözde solcuların da kavga yönünden ülkücülerden kalır yönleride yoktur ya.
temel görevleri gözlemlerim sonucu yukarda saydığım üç konu üzerinde yoğunlaşıyor, bu konu içersinde ise 3. olan yani kavga etmek en büyük yüzdeye sahiptir.
birde reis dedikleri insanlar vardır ülkücülük hakkında pek bilgili olmaları gerekmez, türkmüsün ? azınlıklardan nefret ediyormusun ? birazda iri yarı birimisin ? veya okulda sözünü geçirebilecek bir tip misin ? bu sorulara evet yanıtı verebiliyorsa bir kişi reis olmaması için bir neden yoktur.
kısaca ülkü ocağının işlevi budur gözlemlediğim kadarıyla.
hala dahi, adeta oryantalist bir bakış açısıyla bakıldığına göre, açıklanması gereken kavramdır.
ülkü ocaklarının işlevi, etrafta "tek yol devrim" diyerek gezinen ve bir takım kişilere "liboş" ve kabilinden sıfatlar yakıştıran üniversiteli komünist genç komünitelerinin işleviyle aynıdır. yani sıfırdır.
80 öncesi komünistlerinin hatası, bu ülkenin sorunlarına dışarıdan ithal edilen bir ideolojinin çözüm bulabileceğini sanmalarıydı. daha doğrusu, aksini düşünebilecek entelektüel birikime ulaşmadan büyük işlere kalkışmaları; okul bahçelerinde istiklal marşı yerine enternasyonel marşı söylemeleri ve başarı beklemeleriydi. savundukları ideolojiye devşirme bile denemezdi; hemen hiç modifikasyona uğramadan türkiye'ye monte edilmeye çalışıldı. alparslan türkeş nedir, necidir bilmiyoruz, fakat komünizme karşı duranların çoğunluğu büyük şehirlere anadoludan okumaya gelen gelen ve ailelerinden öğrendikleri değerleri savunmaya çalışan muhavazakar gençlerdi. onları kapitalizmin uşağı olmakla suçlamak abestir.
sonrasında 80 darbesi oldu ve iki tarafı da dümdüz etti. şimdi gördüklerimiz o dönemden geri kalan artıklardır. komünizmi savunanlar neden başarısız olduklarını analiz etmez, çünkü ulaşacakları sonuçlar onları şu anki yaşam tarzlarını değiştirmeye itecektir. ülkü ocaklarında takılan gençler ise neden olduğunu bilmeden komünist döverler. 80 darbesi ve sonrasında dünyanın aldığı şekil her şeyin olduğu gibi bu ideolojilerin de içini boşaltmış ve onları sadece görüntüden ibaret kılmıştır. ülkü ocaklarının şu andaki içler acısı hali bu yüzdendir.
hoş, itü'deki ilk senemde kapıdan kürtçe bir afişi söktüğümde beni dersliğe kadar koridorlar boyunca takip eden tiplerden yusuf yusuf diye kaçarken ben de biraz arkam olsun istemiştim. sonra geçti.
üniversite son sınıfta, mezuniyetten bir önceki finalini vermiş ve fethiyeye gitmenin hayalini kuran bir gencin, kız-erkek bütün arkadaşlarının yanında top sakallı olduğu için ortalama 20 adet kurttan türediğini kabul eden akıl noksanı hayvanlar tarafından çevrildiğini gören biri olarak yorumum: kesinlikle gereksizdir.
liseden itibaren okulda çevre yapmak adına bir araya gelen gençleri bünyesinde bulundurmaktır. olayın bilincinden olan bir vatandaş zaten vatanını sevmek için ülkücü olmak gerekmedğini bilir. ama bu aklı evel gençlere anlatamazsın durumu, lise talebesidir daha 18 bile değildir. tamam belirli bir görüş için yaşın büyük olmasına gerek yoktur belki ama daha sol nedir sağ nedir ? azıcık felsefe azıcık siyaset okumadan, ne nedir ne değildir bilmeden bir sol düşmanlığı vardır. komünistleri hiç sevmezler ama neden bilmezler, sadece dinsiz derler. peki kendi inandıkları dinde normalde inancından dolayı birine saldırmak uygun mudur diye sorsan muhtemelen mavi ekran çıkacaktır. ben bir üniversite öğrencisi olarak hala düz lise çıkışlarında tedirgin olmaktayım mesela, neden mi bu tip lise gençleri hiç ikili üçlü gruplarla dolaşmazlar çünkü en az on kişi vardır ve rambo olmadıma göre bu durumdan haklıyım. alkol alana laf ederler ama esrar da çekerler. okulda haraç almak adına da talepler de bulunurlar. oldu da birini dövdüyseniz ertesi gün çıkışa otuz kişilik bir ekip sizi bekler, hatta dövmenize gerek yoktur bile. sınıflarından bir kızla konuşmanız yeterlidir, bir arkadaşımla lisesine gittik arkadaşların. okul kapısına kadar geldiler filan, yukarıdan konuştuğumuzu gören ülkücü sınıf komple aşağı indi sonra ne oluyor diye. arkadaşım sana ne oluyor ben burada 20 senedir yaşıyorum.
yalnız başlarına yakaladığınızda zaten süt ve kedi kavramları size tanıdık gelecektir. yavru kedi çekingenliği olur. o yüzden kurt değil çakal sıfatına layıktırlar. çakallar da tek bailarına hareket etmezler, sürü mantığı hakimdir bu bünyelerde. hayır 10-20 kişi dalarla 2-3 kişiye hatta tek kişiye bazen sonra da bununla övünürler işte nasıl yedik, elini kaldıramadı diye ne kız olduğu kalır erkekliğine küfür ederler ama kendileri sayıca üstün birini dövmekle erkeklik yapmış olurlar o ayrı.
üniversiteye başladıklarında bu gençler daha feci olurlar. tabi bir de okuyan araştıran ülkücüler de vardır ama ben daha rastlayamadım. memleketin ahlak bekçiliğine soyunurlar. el ele tutuşan bir çifte yüklenebilirler ama sadece başı açık kızsa. türbanlı kız ve sevgilisi durumlarında sessiz kalmaya özen gösterirler. hiç laf etmeyin ben bunu gördüm. ülke sevmek için ülkücü olmak gerekmektedir ve bunun için de müslüman olmak. yani vatanını sevmek müslümanlıktan geçer onlar için. müslüman olmayan vatan hainidir mantığı yatar içten içe. kendilerinden olmayanlara iyi gözle bakmazlar. saçları uzun biri ya da küpeli potansiyel solcudur onlar için, dayak yemesi caizdir. ağır bir sünni inancı vardır bu arkadaşlarda, üniversitelerde yurtlarda alevi arkadaşlara zamanında neler yapıldığını sorun anlatsınlar, onlardan başka kimse doğru müslüman değildir. " dinde zorlama yoktur" neyse bu onlar için geçerli değil.
ülkü ocaklarının genel olarak işlevleri öznel olarak @3023805 nolu giride anlatılmıştır. "ülkü ocakları bu bağlamda; insanları millîyetçi ve toplumcu fikir yapısıyla aydınlatmak ve eş güdümlemek için emek harcayan bir eğitim yuvasıdır. bu ocaklarda, ülkücüler devletin bekası için yetiştirilir ve her zaman her şartta göreve hazır olarak bekletilir; çünkü ülkücü, devletine sahip çıkmak ve milleti için çalışmak çabasındadır" denmiştir mesela. her insan vatanını sever ama milliyet olayı ayrı bir kavramdır. fransız ihtilali sırasındaki bir akımdır zaten milliyetçilik, ve osmanlı devleti'nin de parçalanmasını hızlandıran bir akımdır, ne de olsa osmanlı çok uluslu bir devletti. devletin bekası için yetiştirilenler militan kıvamında insanlar olmaktadır çoğu zaman. devlet vatan demek değildir, devlet diğer kurumları denetlemesi gereken bir kurumdur ve halk için yaşayan bir kurumdur, halk devlet için yaşamaz. o yüzden bekaya sahip olması gereken vatandır ki vatansever olmanın da durumu budur. atatürk'ün bir sözüdür " vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır" diye. bu söz herşeyi açıklar aslında. ülkenin vatanın bölünmezliği, bekası için her türkiye cumhuriyeti vatandaşı zaten hazır ve nazırdır. askerlik kurumunda da olası tehditlere karşı durma adına bir eğitim verilmektedirr. yani her vatandaş zaten göreve hazır beklemektedir ama görev gelene kadar ülkü ocağında beklemek yerine, mesleğini icra etmesi daha mantıklıdır. görevini alana kadar ülke kalkınması için çalışmak - bana göre- daha doğru iken, kampüslerde solcu avına çıkmak niyedir, otur güzel güzel dersini çalış. bu lafın üstüne mesaj gelecektir meydanı komünsitlere mi bırakalım diye? iyi sen bırakma as kes ama madem bunu yapacaksın okumak için götünü yırtan öğrencilere yeriniz verin de uğraştırmayın. mühendis, doktor, kimyager, iktisatçı olmak varken üniversite koridorlarında ava çıkmak daha mı yararlı ülke için ? buradan öyle durmuyor en azından.
sonuç olarak ülkü ocaklarının işlevliği teoride çelişkleri ile birlikte pratikte yakın dövüş ve sol görüş düşmanlığı pekiştirmek için kurulmuş gibi durmaktadır. daha kötüsü için alperen ocakları vardır, ona da bakınız. genel olarak bakınca ülkücüler haricinde kimse ülkücülerden haz etmez, bunun analizini yapmak çok önemlidir. bir de gerçekten düzgün ülkücü varsa, böyle aklı başında oturup tartışılabilecek, karşı olduğu düşünceyi de okuyup iyi analiz edebilen biri varsa eğer kendisi ile bizzat yüzyüze tanışmak isterim.
not: tkp ya da yurtsever cephe sempatizanı değilim. yorumlarken bunu da göz önününde bulundurun.
geçen gün otobüste birkaç lise öğrencisinin başkalarına da duyurmaya çalışır gibi yüksek sesle, gittiklerinden bahsettikleri eğitim ve kültür yuvası.
ama hepsi gitmiyormuş. gidenlerde de aceyip bir tedirginlik vardı. aralarında aynen şöyle bir diyolog geçti.
ocağa gitmeyen1- holum gıravatınghı çek sonra orda iyi olmaz. ııhhaaaaa
kurt1- doğru söylüyorsun lann.
kurt2- holum okulda sabahtan akşama kadar gömleği pantulonun üzerine bırakarak geziyorsun ocağa giderken pantulonun içine koyuyorsun.
kurt1- holum orda falakavar okulda falaka yok ki.
not: hakkaten falaka olup olmadığını sormak isterdim ama kurt bunlar şimdi akşam akşam gerginlik çıkarırlar deyip vazgeçtim.
ama ocak mocak o zibidileri yola getirmiş işte:) eğitim sistemimizdeki prpblemlerin çözümü için gayet ufuk açıcı bir kurum olduğunu düşünüyorum. ya falakayı okula getirsinler ya da okulu ocağa taşısınlar.
adam dövmeye, ayakkabının topuğuna basıp turlamaya, takım elbise giymeye, tesbih sallamayı öğrenmeye hevesli cengaverlerin buluştuğu ocaklardır. lisede birçok talebe özellikle de sınavla başka bi yeri kazandıysa orda arkam olsun diye giderler bu mekanlara. kuruluş amacının tabi ki bunlar olmadığını biliyoruz. amma ve lakin milliyetçi liderler bu mekanı kontrol altında tutup asıl amacından sapmasını engelleyemedilerse eleştirmeyecek değiliz. beynimin sol kısmının 10da 1ini çalıştırarak bi kaç tespitte bulunacağım naçizane.
madem o kültür ve eğitim vakfısınız ulan dengesizler bari ocağın başkanı kültürlü olsun değil mi? ailemin oturduğu ilçeden biliyorum. ordaki başkanla bişekilde tanışıklığımız oldu. bir sikten çakmayan, hergün 4-5 saat net kafede takılan alalede sokak serserisi. evine bilgisayar kurmaya gittik bu işlerle uğraşan bir arkadaşımla. adamın söylediği ilk şey: " aman barışım şu msnde webcam'deki görüntüyü kaydeden programı unutma." oldu. adam evli karısı içerde. gerçi yani adamın kişiliğini sorgulayıp diğerleri de böyledir demek genelleme olur ama bari başkan dediğiniz sikkoyu adamakıllı seçin ki biz de "olm başkanları kültürlü efendi adam, oraya takılan serserilere bakma" diyelim en azından.
bizim fakülteye verdikleri reisi biliyorum - çoğu kişi bizim okulda reis olduğunu bilmez o kadar silik bir tip. yurtta aynı kattaydık. anca sayko takılsın, elinde tespihi ayağında sivri burunlusuyla gezsin. lan madem ilim irfan yuvasıydınız ya etrafına iki adam topla da bari işte ne bileyim bilgilendirici toplantılar yap, tanışma toplantıları yap. millete anca sikko sikko psikopat bakışlar atarsın.
valla siz adam olmazsınız.
bu arada unutmadan ülkü ocaklarına takılan bir genco bana ülkü ocaklarının dünyada en fazla üyeye sahip gençlik platformu olduğunu söylemişti nedir ne değildir sikleyip araştırmadım açıkçası.