faşist,nasyonal-sosyalist görüşlere sahip olan,türkçülüğü kendilerine din aşina etmiş gençlerin toplandığı kıraathaneler..
en son haberlerde duyduğumuz "ülkü ocaklarına mensup bir çok genç kktc'ye girerek referandumda evet diyen vatandaşların arabalarını parçaladılar,gençleri dövdüler" sözlerinin başrol oyuncuları olmuşlardır.
zannımca en başta partili gençleri bir arada tutmak için oluşturulan daha sonra gerizekalı bir çok gereksiz insan-ki bunlar yüzde 90ı oluyo-yüzünden amacından sapılan,bir örgütleşme haline gelen kavram.
şu an anadolu yakasında maltepe,bostancı yada başka bir yer hangi liseye giderseniz gidin içerisinde ülkücülere ait bir örgütleşmeye rastlayabilirsiniz.bunlar öğrenciler arasında çoğunluklu olur.kçından okul başkanları yaratılır,daha sonra 2. kat 1.kat başkanı bilmemne başkanı türeyiverir okulda.yalnız dikkat edilmesi gereken bu olayların olduğu yerin en azından belli reşit bir yaşa gelen insanlar tarafından oluşan üniversitede olması değil 15 ile 18 yaşları arasındaki çocuk lardan oluşan lisede olmasıdır.
milliyetçi hareket partisi'ne bağlı çalışmaktadırlar. bu iddia bana ait olmamakla beraber http://www.ulkuocaklari.org.tr adresinde devlet bahçeli için genel başkanımız ifadesi kullanılmasından ileri gelmektedir. mhp'nin gençlik kollarıdır diyebilmekteyiz.
teoride milliyetçiliğin önemini türk gençliğine doğruca ve ideoloji eklemeden anlatması/yayması gereken ve haliyle bağımsız olması daha makbul olan kuruluşlardır. şu an itibariyle en düzgün faaliyet göstereni dahi, iç yapısı gereği islamcı milliyetçidir. günümüzde olayın ve ocakların nasıl değerlendirildiği ve kimleri barındırdığı yeterince aşikardır.
osmanlının son zamanlarındaki yençeri ocaklarına benzemektedır git gide. bir kaç iyi işden sonra yavaş yavaş bozulmuştur. kaldırılmak veya düzenlenmek için ii. mahmut aramaktadırlar.
bunlardan bir tanesinin(beşiktaş ülkü ocakları) afişinde 'kahrolsun faşizm' ibaresini gördüğümde hayatımın belkide en büyük dumurlarından birine uğradığım gereksiz kurum.yanlış anlaşılma olmasın diye belirtmek istiyorum bu kelam afiş üzerine sonradan falan yazılmış değildir,bizzat afişin kendisinde yer etmektedir.
tembel öğrenciler için birebirdir bu ülkü ocakları. hele bir de lisede milliyetçi bir türkçe hocanız varsa, türkçe garanti tam nottur karnede! ülkü ocağına giden arkadaşlarınız hep kompozisyon dersinden 100 alırlar. kompozisyonlarındaki anlamadığınız arapça kelimeleri sorduğunuzda kendileri de bilmezler!
ayrıca bazıları ahmet kaya bile dinlerler bu arkadaşların(ben de birkaç kasetini onlardan çekmiştim rahmetlinin)! bu ne perhiz bu ne lahana turşusu die sorduğunuzda ise "anarşist herif, hiç sevmem ama şarkıları güzel" derler. konuşursunuz, güzeldir,aslında iyi, saf insanlardır ama daha ahmet kayanın şarkılarının içeriğini bile anlayamadıklarına göre düşünmüyor, kafa yormuyorlardır pek birşeye. ezbere hayattır onlarınki die düşünmeden edemezsiniz.
ilk kurulduğu zamanlarda "asala" terör örgütüne karşı mücadele vermişliği olan, milliyetçi hareket partisinin gençlik kolları. günümüzde boş beleş adamların ne olduğunu anlamadan oluşturdukları yarıresmi çeteler. bildiğim kadarıyla içlerinde hilalciler ve turancılar gibi farklı fikir akımları mevcuttur. turancı olanlarının fikir babalığını nihal atsız yapmıştır zamanında. atatürk'ü başbuğ sayarlar. http://www.nihalatsiz.org a bakılabilir bu turancıları daha iyi anlamak için. hilalci olanlar daha çok osmanlıcıdır. ideolojik temelinin sığ olması ve üyelerinin okumakla pek işi olmaması nedeniyle bugün oldukça yozlaşmış bir haldedir bu oluşum. liselerde örgütlendikleri doğrudur. boş vakitlerinde adam döver, birbirlerinin arkalarını kollar ve ocağa giderler. selam verirken kafa tokuşturur, 33lük tespih çekerek dolaşır ve kimisi de son zamanlarda kurtlar vadisinden feyz alarak birbirlerine "polat", "çakır" gibi kod adlar takmak suretiyle iletişim kurarlar. öyle bişeyler yani.
türkiyenin karıştığı,bir nevi iç savaş ortamında olduğu,devrim seslerinin yükseldiği zamanlarda devlet desteği altında kurulmuş olan ocaklardır.bilindiği gibi her toplumun yönetim sistemi kendini korumak zorundadır dolayısı ile sistem kendini kollamak amacı ile karşıt grupları destekleyerek güçlenmelerine izin vermiştir.çünkü bu gruplar sisteme karşı değil,sistemin gidişatını kollayan gruplardır.ilk kuruldukları yerler doğu illeridir.buralarda gizli olarak faliyetlerini sürdürmüşler,buralarda gençler milliyetçilik üzerine aşırı eğitimler almış bir nevi beyin yıkama işlemine maruz kalmışlardır.aslında bu bir tercih meselesidir.hatta buralarada komando,yakın dövüş ve silah kullanma eğitimleri almışlardır.yetiştirilen her genç savaş meydanına sürülürcesine batıya yollanmış buralarda solcu gruplarla çatışmışlardır.kayıpların hiç bir önemi olmadığı gibi eğitimler tüm hızıyla devam etmiştir.ocaklar birer savaş makinası üreten fabrikalara dönüşmüştür.daha sonraları askerlerin yönetimi el alması ile ve devrim seslerinin susması ile gözden düşmüşlerdir.şu an hala faliyetlerini sürdürmekle beraber şu an eski işlevsellikleri yoktur.sadece gençlerin gidip muhabbet ettikleri,açık açık siyasi idolojilerini savundukları,gerektiğinde birbirlerini taımasalarda kendi içindekileri ölümüne kolladıkları ocaklar olmuşlardır.
"1960'lı yılların ortalarından başlayarak mhp tarafından oluşturulan eylemci gençlik örgütlerinin adı.özellikle demokratik ve solcu kesimlere karşı vurucu bir güç niteliği taşıyan,aynı zamanda tarafsız kitleler üzerinde etkili olmayı amaçlayan ülkü ocakları,o günlerin siyasal ortamı içinde,gittikçe tırmanan şiddete başvurdu.mhp'ce silahlı militan yetiştirmek üzere açılan kamplarda eğitim gören komandoların görev aldığı bu örgüt,üniversite ve yüksekokul gençliğinden başka,devrimci kişileri,disk,töb-der gibi meslek kuruluşlarını,ilerici olarak tanınan aydınları,öğretim üyelerini,sendika yöneticilerini,gazetecileri hedef alan kapsamlı bir terör programını uygulamaya koydu.avrupa'nın çeşitli ülkelerinde de örgütlendi.mhp,1978'de ankara valiliğinin suç duyurusunda bulunması üzerine ülkü ocaklarını feshetmek zorunda kaldı.buna karşın,kısa bir süre sonra bunlar ülkücü gençlikdernekleri adı altında yeniden faaliyete geçirildi.sıkıyönetimin ilanından sonra kovuşturmaya uğramamak için çalışmalarını durduran bu derneklerin kimi üyeleri işledikleri cinayetlerden sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandılar."
noktasına virgülüne dokunmadan aktarmış bulunuyorum.buyrun sevgili terör karşıtı vatanseverler.
(bakınız- milliyet büyük larousse sayı:23 sayfa:12023)
sosyalist düşüncedeki örgüt ve kişilere karşı bir terör çeteleşmesi olmasının yanında ezik yurdum gençliği için arka bulma mekanları olarak ta ünlenmiştir. bu insanların kız için giriştikleri kavganın kızın gıyabında olması ise trajedyanın ayrı ve komik yönüdür. şöyle ki;
herhangi bir lisede veya anadoluda taşravari bir üniversitede okuyan aklı başında ağzı yüzü düzgün bir gençsinizdir. öyle yada böyle bir sevgiliniz olur. şehir imkanlarının elverdiği ölçüde gezer dolaşırsınız. bir akşam gün batarken, henüz alacakaranlıktır ve evinize yalnız dönüyorsunuzdur... güm!!! tepenize otuz kişi birden çullanır ve sopalarla öldüresiye dövülürsünüz. "niyedir? niçindir?" diye kafanızı yerken önünde sonunda gerçeği öğrenirsiniz: kız arkadaşınız hödük bir reis tarafından kendisine veya bir ocak üyesine rezerve edilmiştir. işin acı fakat gülümseten tarafı ise kızın bundan zerre haberi yoktur. hatta kulağına bile çalınmamıştır. bu hödükler güruhu okuldaki kızları gıyabında rezerve etmeyi bilir fakat kızlarla nasıl konuşacağını bilemez. işin iç yüzünü öğrenen genç için ise dünya artık farklı bir yerdir...
evvela kendilerinin internet sitesini verip tarafsız bir tavır sergileyelim:
http://www.ulkuocaklari.org.tr isteyen bakar.
şimdi yorumlara başlayalım:
bu sitede kendileri veya araştırdıkları konular ile ilgili yazılar mevcut. bu yönü beni zerre kadar ilgilendirmiyor; zira görüşlerini hiçbir platformda paylaşmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. ama yine de diyorum ki, elbette internet sitelerinde istediklerini yazarlar ve savunurlar; buna kimsenin itiraz edeceği yok. zaten ben bu girimde ülkü ocaklarının yıllarca yaptığı eylemlerin tümünü irdeleme amacı da gütmüyorum. amacım pek de görülmeyeni, ya da görülmek istenmeyeni irdelemek. gerisi zaten herkesçe malum.
dikkatimi çeken ve açıkçası beni rahatsız eden şu: çok sayıda türkü sözü var bu sitede. bir kısmı da değiştirilmiş veya eklentiler yapılmış biçimiyle burada bulunmakta. şimdi bir geçmişlerini irdeleyelim:
bu adamlar 60'lı yıllarda sırtında bağlamasıyla yolda yürüyen gençleri "lan bu komünist icadı!" diyerek döverlerdi (aksini iddia eden beri gelsin). 90'klı yıllara kadar da bunu sürdürdüler (aksini iddia edeni davet ediyorum; arkadaşımın kafasında kırılan bağlamanın yardığı yeri göstereyim). sonra her ne hikmetse anadolu'da yaşayan bütün halkların ortak değerleri olan türkülere el attılar, sahiplenme çalışmalarına girdiler.
türküler bu memlekette yaşayan herkese ozanların ortak mirasıdır. ozan arif'in, mustafa yıldızdoğan'ın tekelinde olan, onların yürüteceği bir kültür değil; onların yürütebileceği bir şey hiç değildir. bu memlekette bu saydığım insanların sanatçı kimliğine yetişemeyecekleri çok sayıda müzisyen, derlemeci, dede, ses sanatçısı var. öyle 10~15 yılda yüzlerce yıllık geleneği sahiplenemezler. biz buradayız.
["biz kimiz?" diyenler için ara not: biz, anadolu kültür ve geleneğinin bir düşüncenin tekelinde olamayacağını savunan anadolu insanlarıyız. ermeni duduğunu da*, laz kemençesini de, bağlamayı da* severiz ve yerinde değerlendirmesini bilecek kadar da ayrı milletlerin kültürlerine saygılıyız. mermeri değil, mozaiği severiz.]
son olarak şunu da ekleyeyim: ülkü ocakları, alevi kültür ve toplum üzerine ciddi bir biçimde eğilmeye, aleviler içerisinde taraftar bulmaya çalışmakta. herhalde vazçetikleri ilk turan ülkülerinden sonra (bkz: hüseyin nihal atsız) türk-islam sentezini alevilikle yakalamaya çalışmaktalar. alevi hayat görüşünün ve ritüellerinin orta asya kültürü ve ritüelleriyle benzeştiği doğrudur; ancak bugün gelinen noktada alevilerin ülkücülere yanaşacağını, onlarla bir olacağını düşünmek bir hayalden öteye gidemez.
en azından ben öyle umuyor, bu düşünce ekseninde yaşıyorum.