ülkü ocağına incir ağacı dikmek   

adana çık aradan

  1. lise 2deydim*. okul basketbol kız takımının haydarpaşa anadolu teknik lisesinde maçı var. bizim okulla adları neredeyse aynı olmasına karşın insanları ve binalar birbirinden çok uzak ve farklı bu iki okulun. ders de boş muydu nedir. gidelim dedik. 5 erkek, 8 kız falan atladık taksilere yola çıktık. benim de kulağımdaki ilk delik lise 1deyken servise açılmış. okul da dahil her fırsatta takıyorum, müdür falan görürse çıkarttırıyor el koyuyor tabi küpeye o yuzden riskli takmak. neyse okuldan çıkar çıkmaz yine küpeme davranıp takıyorum sol kulağa. şekilci biri de değilim aslında, sadece özgür olmayı ve istediğim gibi davranmayı seviyorum. neyse haydarpaşa teknik okullar kampüsüne giriyoruz.

    maçın oynanacağı basket sahasına doğru yürüyoruz ben de etrafı inceliyorum. ulan bir tane bile kız gözüme çarpmıyor. allah allah diyorum kendi kendime. öğrenciler tip tip bakıyorlar anlamıyorum neden bakıp durduklarını ama çok şaşkın görünüyorlar bakarken, inanmaz gibiler bir sebep yüzünden ve biraz da sinirli bakıyorlar sanki. neyse saftorikliğime veriyorum. sahaya giriyoruz. yerleşiyoruz yerimize.

    fazla dolu değil zaten saha. tek tük tipler gelmiş şöyle bir bakmaya. çoğunluğu da abazan, şortlu kız görmeye gelmiş. ben de bizim gruptan azıcık uzakta takılıyorum neden bilmem daha mı iyi maçı izlemek için açı nedir. o sırada iki tane tip geliyor yanıma, doğulu gibi gözüküyorlar, takımlarının atkılarını falan sarmışlar boyunlarına. ben izlemeye devam ediyorum. selam veriyorlar. selam diyorum. ne o kulağındaki diyor bir tanesi. allah allah küpee?! diyorum. çıkart onu diyorlar. ne çıkarıcam kulak benim değil mi istediğimi yaparım kardeşim diyorum. zaten emir almaktan hoşlanmam, bir de gelmiş küpeme karışıyor deli midir nedir diye düşünüyorum içimden. birşey demeden ortadan kayboluyorlar. anlam verememiş bir halde maçı izlemeye devam ediyorum.

    daha sonra yanıma bizimle beraber maçı izlemeye gelmiş olan bizim okulun* ülkücü reisi geliyor. severim fena çocuk değildir aslında. muhabbetimiz falan vardır yani baya. diyor ki sadalet gelsene iki dakika benle. beni sahanın dışında kuytu bir yere götürüyor. götürürken de sana biri gelip küpeni çıkart demiş ters cevap vermişsin diyor. evet verdim ne var ki diyorum. o burda ülkücü reisi diyor. bu okulun neredeyse hepsi ülkücü diyor, ters bir şey yaparsan çıkamayız burdan diye de ekliyor. tabi yusuf yusuf çanları çalmaya başlıyor bende. hadi ya diyorum. küpeni çıkart bence şimdilik diyor. kulağı yırtabilir düşüncesiyle çıkartıyorum.

    kimsenin olmadığı bir yere varıyoruz. o iki atkılı tip beni bekliyor yanlarında 3-5 tane daha adamla. ne oldu diyorum. tırsmışım tabi götü kurtarmak istiyorum. küfürlü .mlı, g.tlü bir nutuktan sonra tokadı yiyorum sağ yanağıma. öyle böyle bir tokat değil, çocuk resmen osmanlı şamarını indiriyor. sonra bizim okulun ülkücü reisiyle *saolsun** tuvalete doğru yollanıyoruz. yüzümü yıkayıp izin biraz olsun geçmesini beklerken diyor ki bana "kusura bakma".

    arkadaşlar hem sırıtıyorlar hem de sinirleniyorlar. benim yanağım sızlıyor. geç de olsa öğreniyorum ki bu lisede yaklaşık 5000 öğrenci okuyor ve bunların çoğu erkek olduğu gibi, erkeklerin çoğu da ülkücü. küpeyle neden buraya girdin salak mısın diyorlar. yanağım sızlamaya devam ediyor. bu kadarcık erkekle elimizden birşey gelmez bu okuldan çıkamayız yoksa, geçmiş olsun diyorlar. ucuz atlattığımı söylüyorlar. düşünüyorum anlamıyorum benim küpemden onlara ne ki, değer mi böyle bir ana diyorum kendi kendime. yanağımın sızısı zamanla geçiyor.


    hala düşünüyorum ben. hala da anlayamıyorum. değer mi böyle bir -zamanla geçmeyecek olan- sızıya? hayat benim, size ne küpemden, kulak benim istediğimi yaparım kardeşim diye düşünmeden duramıyorum hala. ne değişti peki? ucuz atlattım değil mi... kusura bakma dediler değil mi... elden birşey gelmiyordu değil mi... hakları yoktu değil mi... hala kendimi alamıyorum pişman olmamaktan. yine olsa yine takardım demekten.
    o zaman o tokat nerde patladı?

    bu başlığın açılma sebebini basit tanım cümleleriyle anlatamazdım. komik bir başlık sanıp açanların da aflarına sığınıyorum. isteyenler istedikleri kadar kötülesinler umrumda bile değil. umrumda olan tek şey o incir ağacı.
    (sadalet, 07.05.2007 22:45 ~ 02.01.2008 19:37)


  2. incir ağacı çok fazla su ve mineral tükettiğinden ve çabuk büyüyüp etrafındaki ağaçların gölgesini kesitiğinden etraftaki diğer ağaçların büyümesine engel olur. ağaç ocağı ise bir arada bulunan bir çok ağaç manasına gelir. bu noktada önerme kendi kendini yok eder, ocağına incir ağacı dikildiğinde zarar olması için o ocakta başka ağaç olmalıdır.
    (bkz: anladın sen onu)
    (kurremkamerruk, 11.05.2007 21:55 ~ 21:55)