utanç editi;(bkz:
üç nokta tekniği)(arayıp taramadan hışımla başlık açtığım için cümleten özür diliyorum)
uzayın derinliklerinden topladıkları en dokunaklı kelimeleri... yağmurlu akşamlarda... ay ışığı altında rüzgarla savrulan sarı yapraklar gibi... hüzün yüklü başlıklara, veya mevzubahis başlıklar altında kafa sikici girilere çevirip... ne kadar da duygusal... ne kadar da incinmiş olduklarını haykırırcasına sözlüğe bayt bayt döken yazarlardır...
seçiyorum aralarından, soruyorum "derdin nedir?" söylüyorum "dikkatimi çekmeyi başardın, aferin", "şimdi anlat bakalım" diyorum "nedir sıkıntın?"
aslında içlerini kavuran, ruhlarını darmadağın etmiş, onları pespaye
eminemlere çevirmiş dertlerinin incir çekirdeğini doldurmadığını farkedip, aniden mesaj diyaloğunu bitirip uzuyorlar.
amacınız ne arkadaşım?
(hector, 20.11.2007 18:03 ~ 21.11.2007 17:24)
en asil duyguların insanları...
yazdıkları hakkında olumsuz eleştirilmeleri sert tepkilere sebep olan denişik tiplermiş bunlar. "ben yazmakta özgürüm, istemiyorsan okuma" diyebilecek kadar gelişkin beyinlerin "benim de en sert şekilde eleştirmekte özgür olduğumu" unutmaları manidardır. duyguların dışa vurumu güzel bir biçimde yapılırsa ki bir şeyler anlatmak isteyen kişi karşısındakinin dilinden konuşmak zorundadır az buçuk; biz de takdir ederiz. örneğin ben burada tutsam desem ki "japonca duygularımın şu halini anlatmam için en uygunu ben en iyisi bu sözlükte duygularımı japonca anlatayım", "ya abi bu adam japonca bişeyler yazmış, derdin ne dedim türkçe bildiği halde bana anlatmadı, enteresanmış" diyen insanları japonca bilemediği için cahillikle dar kafalılıkla suçlasam, bir de üstüne siktir çalsam, insanlar "bu herif başka bir şeye sinirlenmiş herhalde" diye düşünür.
japonca --> üç nokta dili (sıradan kahve gençleri için okuması anlaması zor olanı, becerilemeyeni, zoru simgeler)
türkçe --> sözlük yazarlarının çoğunun aralarında anlaştıkları dil (japonca ve türkçe bilenin biraz aşağı seviyelere inip konuşabileceği dil, basiti, becerilebileni simgeler)
(hector, 20.11.2007 19:16 ~ 19:18)
başa taç edilesiceler; duygunun, düşüncenin sınırlarını zorlayanlar, kafasındaki yükü aktarıpta sözlüğe rehavet çökmesinden kaçınanlar...
(bkz:
ironiden anlamayan arıları danalar kovalasın)
akıp giden zamana karşı bilinmez bir tavır takınarak, sözlüğün en ücra köşelerinde vuku bulan sevinç parıltılarını kendilerine has uslupları ile eken, daha sonra onları umarsız bir yolculuğun en histerik yolcularının bitmek bilmeyen çığlıkları ile biçen yazarlardır.
(bkz:
kavga etmeyin siz kardeşsiniz)
ota boka eleştri yazıp,gereksizliğin daniskasını yapan yazarlardan her daim evla olan yazarlardır.beğenmeyen dinlemesin...ne var yani üç nokta koyuluyorsa bu mu derdin diye mesajlar atmak istedim bir an baktım kontörüm bitmiş(buralar hep üç nokta)(bir önceki parantez içinde palanthaser'den esinlenilmiştir,yani bildiğin çalınmıştır...)
dahi de'leri bitişik yazıp, her üç kelimeden birini anlaşılmaz kılacak boyutta eksik girenlerin fazlalıklara tahammülsüzlüğüdür, noktası bol olanın lafı bitmemiştir, sizi de sıkmak istemiyordur, ya da belki olmayan hayalgücünüze güvenmiştir, nedir yani, ağlatıyor madem okumayın...
(heidi, 20.11.2007 21:38)
söyledikleri şey aslında söylemeye çalıştıkalrı şey olmayan yazarlardır. zira "ahan lan ben bunu dedim" demek için sonuna babalar gibi nokta koymak gerekir. yine de bir edebi sanat tarzında olan girileri bunlardan ayırmak gerekir.
biri benim için biri senin
* için biri de tüm sözlük için...
cümleye, o dokunaklı anlamı üç noktalarla katarlar. ortaokul, lise yıllarında vardı. şöyle yazılar yazılırdı hep;
"gecenin karanlığının altında... seni düşünüyordum... ağlıyordum bir yandan..."
15 yaşındaki gencin aklından geçen, "üç nokta koyarsam dokunaklı, romantik olur" gibi bir şey oluyor. üç nokta nedir, ne işe yarar, nerelerde kullanılır gibi soruların cevaplarından bihaber olunan günler.
olur da, üniversitede edebiyat ile ilgili bir bölüme girersiniz, akademik bir ortamda yapmayın bunu. f aldığınızla kalmaz, sittin sene mezun olamazsınız o bölümden.
sözlüğün biricik, duygusal, hisli, ilgiye muhtaç pıtırcıklarıdır.
eski sevgiliye mektup;
1 ay geçti ...
yalnızım hala ...
sokaktaki gece lambası ...
beni noktalarımla sev bebeğim ...
tarzı girileriyle ortamı duygusallaştıran, onlar olmasa geyikten başımızı kaldıramayacağımız sevgi kelebekleri.
gizli öznesi "onlar" olan cümle.
bir başka açıdan bakıldığında, üç noktalı yazarlar yazarlığı bitmeyecek yazarlardır. yazarlığa nokta koymayan her seferinde bir yenisine ulaşmak için üç nokta bırakan yazarlar ya da anlamı net biçimde söylemeyen, okura yorum imkanı tanıyan yazarlardır. ikisi de farklıdır, ikisi de denenmeye değer. üç noktaları gelişigüzel kullanan yazarlardan da daha iyidir. sonuçta üç noktanın da belli bir haysiyeti vardır. anlamına ve dildeki derinliğine uygun kullanılması elzemdir.