üç kurşunluk opera 

adana çık aradan

  1. izlemesi keyifli, güzel bir ferhan şensoy oyunu...

    beyoğlu'nda her türlü karanlık işi çeviren mafya bozuntusu mahmut* lakaplı bir kabadayı ile çetesinin yaptığı dalaverelerin komik ve düşündürücü öyküsü... öykü aynı zamanda günümüz türkiye'sine de göndermeler yapıyor... büyük şehirlerin kokuşmuş düzeni alaylı bir üslupla irdelenirken, hesapta gariban babası olan mahmut'un aynı zamanda nasıl sıkı bir "kemalist" olduğu da vurgulanarak çıkarımlar yapılıyor...
    (van den budenmayer, 19.07.2006 18:15)


  2. *** spoiler ***

    (bkz: copy-paste değil alın teri)

    koro şarkı söylerken mahmut* havaya 3 kurşun sıkarak adamı şefik'le* birlikte sahneye girer...

    şefik: kesin lan şu gürültüyü...

    mahmut: evet yani kardeşim, nedir bu gürültü?... 2 saniye susun sahneden mahmut abiniz geçiyor di mi?...

    şefik: yolumuzun üstünde adam var mahmut abi...

    mahmut: bu mu?... her gördüğünü adam sanma; yol üstünde diken olur basar geçersin... basmadan geçmemek lazım yani her bakımdan... bas ki dikenin üstüne bir daha geçtiğinde oyagine batmasın...

    (mahmut'un saati kolundan düşer... şefik'e saati yerden almasını emreder...)

    mahmut: ne diyor atatürk 20 temmuz 1922 gece efendilikle rakı içiyorken ali fuat cebesoy'a?

    şefik: tam hatırlayamıycam mahmut abi...

    mahmut: biliyo musun ki hatırlayacan lan?... sen ali fuat cebesoy'un kim olduğunu biliyor musun?...

    şefik: (düşünüyormuş gibi duraksar) tam hatırlayamıycam mahmut abi...

    mahmut: (kafasına vurarak) sen hıyarın birisin şefik...

    şefik: gayet tabi mahmut abi...

    mahmut: hadi hadi sikter çıkalım... şarkınında içine sıçtık... pardon devam devam...

    mahmut ve şefik sahneyi terkeder, ışıklar söner, koro başlar:

    simitçi*: beyoğlu'nun allahı bin bela mahmut... mahmut abi eskiden filmlerde artistmiş... çok filmler çevirmiş fakat hiç başrolü yok... kahvelerde resmi var; kadir inanır'la, cüneyt arkın'la, fikret hakan'la, icabında ahmet tarık tekçe ile... sert adamdır mahmut abi fakat kıyakçıdır... öldürmez sakat bırakır; çok hümanist adamdır... zenginlerden çalar yoksullara dağıtır...

    koro: mahmut abi öldürmez sakat bırakır / mahmut abi çok hümanist adamdır...

    simitçi: bir de şundan ötürü öldürmez kimseyi mahmut abi: ölen gömülür gider bir daha hatırlamaz mahmut abisini, diyalektik açıdan... oysa sakat bırakınca sakat yerine bakar durur hiç unutmaz mahmut abisini...

    koro: mahmut abi öldürmez sakat bırakır / mahmut abi çok hümanist adamdır...

    koro: ve fakat dil uzatırsan atatürk'e / sinirlenir 3 kurşunda biter hikaye / kemalisttir mahmut abi / laf ettirmez atatürk'e

    *** spoiler ***
    (van den budenmayer, 19.07.2006 18:44 ~ 20.07.2006 20:25)
  3. (bkz: üç kuruşluk opera)
    (peaceramon, 20.07.2006 09:54)
  4. (bkz: copy-paste değil el emeği göz nuru)

    *** spoiler ***

    mahmut adamlarını yan yana sıraya dizmiş önlerinde sinirli adımlarla volta atmaktadır, birden durur:

    mahmut: "burada toplananlar ve meclis ve herkes meseleyi tabii görürse fikrimde gayet iyi olur... aksi takdirde hakikat gene usulü dahilesinde* ifade olunur... fakat ihtimal kimi kelleler kesilecektir..." der atatürk 1 kasım 1922'de mecliste yaptığı çok haşırdatıcı konuşmasında... meclis birden kendine gelir...

    (adamları donmuş vaziyette mahmut'a bakmaktadır)

    mahmut: böyle boka bakar gibi bakmayın bana... alırım ordan adambaşı 2'şer parmağınızı rüyanızda piyano çalamazsınız icabında...

    şefik: gayet tabi mahmut abi...

    mahmut: sen niçin mahmut'un m'sini ufak harf olarak söylüyorsun?...

    şefik: hayır öyle bir şey yok mahmut abi...

    mahmut: cevap verme... ben konuşuyorum... ben adamın bokundan anlarım (arkasını göstererek) her gözü...

    şefik: gayet tabii mahmut abi...

    mahmut: ne gayet tabiisi lan?... sen her boka "gayet tabii" diye cevap vererek benimle dalga mı geçiyorsun?... gayet tabii mahmut abi buyur kıtır-kıtır kes parmaklarımızı mı demek istiyorsun?...

    fedai: senden parmak mı esirgiycez mahmut abi... buyur benden 10 tane kes...

    mahmut: sikter fedai... hiç çalışmıyor lan saksın... ben senin parmağını kesip ne yapayım?... serçe nerde?...

    şefik: çay bahçeleriyle ilgili bir görüşmesi vardı mahmut abi...

    mahmut: bu konuyu ihmal etmeyin... belediyenin çay bahçesi ihalelerine bizden başkasının girmesi çok ayıp ve tehlikeli olur... onlar açısından yani... ayrıca hiç kimse halka bizim gibi hizmet veremez...

    şefik: serçe'de onlara onu anlatmaya gitti zaten mahmut abi...

    mahmut: kimi fırınlar fazla ekmek çıkarıyormuş, bir daha duymayım taşkafa... ucuza ekmek satmayı deneyenler varmış, ben duymamış olayım...

    taşkafa: o fırınlar bombalandı zaten mahmut abi...

    mahmut: hiçbir bakkal belirlenmiş fırınından başka yerden ekmek almayacak ulen...

    şefik: bakkallarla başedemiyoruz mahmut abi devamlı kısa devre yapıyorlar...

    mahmut: adam gönderilmiyor mu?...

    şefik: e bakkallar acayip son günlerde bizim adamları bıçaklamışlar terbiyesizler...

    mahmut: sen gönderdiğin adamı adam gibi göndermiyorsun ki... sen herife "ayısın" dersen herifte ayı kadar sorumluluk taşır... bir koruma farzı mesela; kendisine "koruma" denildiği için köpekçe duygulara kapılarak işini ve kendisini küçümsemekte haybeden amaçsız dövüştüğü içinde genelde dayak yemektedir... sen farzı mesela; herife koruma yerine "firma ön temsilcisi" desen herifte firma ruhu oluşur, herif ona göre dövüşür... atatürk bu milletle kurtuluş savaşı'nı işte böyle kazandı lan...

    *** spoiler ***
    (van den budenmayer, 20.07.2006 20:18 ~ 25.07.2006 07:03)
  5. oyun brecht'in "üç kuruşluk opera" metninden esinlerenek yazılmıştır ve bu doğrultuda kişiler, jonathan jeremiah peachum; tayyar namus, bayan peachum; zambak namus, polly(peachum’un kızı); iffet namus, macheath; binbela mahmut şimşek, brown; şerif, lucy; ( brown’un kızı); leyla, jenny; metalci jale, gamlı baykuş walter, mangır matthias, çengelparmak jacop, testere robert ise serçe, fedai, şefik ve taşkafa şeklinde değiştirilmiştir. şensoy, oyunu ortaoyuna göre uyarlamıştır. bu sebepden dolayı neden - sonuç ilişkisi kurulmaz ve anlam boyutuna derinlik katılamaz. bir mesaj vermeye doğru yönelirken ortaoyunu öğeleri yüzünden söz güldürüsüne döner ve mesaj bir yere varamaz. yine ortaoyunundan yola çıktığı için diyalektik değildir ( brecht'in metini diyalektiktir ), güldürü söz ve cinsel klişeler üzerine kurulmuştur.
    şensoy’ un oyununda ideal atatürk dünyası ile yaşanan dünyanın tezatlığı vardır. mahmut’un atatürk’le özdeşlemesi onu bir kurtarıcı niteliğinde görmesidir. onun adını kullanıyor, söylemin içi sistemin içinde boşaltılıyor şeklinde kullanması sonralar doğru yavan kalmaktadır. oyunda herkes birbirinin kuyusunu kazmakta, havadan para kazanma hevesinin görülmekte olan dünya ile kemalist dünyayı karşılaştıran şensoy cumhuriyet ideali’nin sözde kaldığının altını çiziyor. bununla beraber şensoy çiller’ i kullanarak sistemin geneline gönderme yaparken bireysel eleştiri sivrilemiyor.

    “iffet:iffet namus şimşek! özer uçuran çiller gibi…
    leyla:çiller soy isimli erkek bir tane…şimşek soyadı kadınlar arasında çok yaygın…”

    geleneksel türk tiyatrosu öğeleri kullanıldığı için brecht’ de ki gibi bir yabancılaştırma söz konusu değildir. yine aynı nedenle şensoy’ un göndermeleri son derece yüzeysel kalmaktadır. yapılan göndermeler pasif kalmakta ve yanılsama – gerçek tam anlamı ile ortaya çıkmamaktadır. kişiler üzerinden bakacak olursak, brecht’ de ve şensoy’ da güç ilişkileri fark edilir. brecht durman gerçeği arar, görünmeyen gerçi görünür kılama çabasındadır. bundan dolayı duygusal olana girmeden tipleri karikatürize eder. şensoy’ un tipleri evrensel değildir, davranış biçimleri cinsel bir noktadadır. brecht’ de kullanılan şarkılar ders verir niteliktedir. şensoy şarkıları durumu anlatmak için veya kişileri tanıtmak için kullanır.şarkılar kimi kez karşımıza eğlence, gülmece unsuru olarak çıkar. örneğin sümbül zade şarkısı sadece gülmeciyi sağlamak için söylenmektedir.

    şensoy, oyunda büyük değişliklere gitmemiştir. en belirgin değişlik ön oyunun eklenmesidir. şensoy uyarlamada yaparken orta oyunu merkez almıştır ama bu metine yeni bir şeyler katmamıştır. aksine göndermelerin ve eleştirilerin son derece yüzeysel kalmasına neden olmuştur. olay akışı aynı şekilde devam etmektedir, tiplerin adları türkçe’ye çevrilmiştir.
    (the girl with red hair, 22.06.2007 21:54)