kıyamet koparacağına kalıbımı bastığım beyanat. nurtopu gibi yeni bir güdemimiz oldu. işin ilginç yanı, röportajda, adama, özellikle "imam nikahı" ifadesi kullandırılmaya çalışılmış. adam da tongaya düşmemiş. "evet imam nikahlıyım dememiş." yasalara göre suç olan resmi nikah yapmaksızın, imam nikahı denilen dini ritüeli gerçekleştirmek. (bu da ayrıca ilginç islamda imam nikahı diye bir konsept bulunmuyor. kişiler evlenmeye karar verince bunu ilan ediyor, belli dualar filan okunuyor.) bu bağlamda suç unsuru oluşmuyor gibi gözüküyor. (gerçi istenirse yaratılır, o ayrı.) "allah'ın huzurunda evliyiz" falan gibilerinden popülist beyanat veren kimi magazin ünlüleri hakkında bir çok kez suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlıyorum. çoğu kez dini nikahın bir kanıtı olmadığından, dava bile açılamadan takipsizlik kararı verilen oldukça tuhaf bir süreç bu. tuhaf çünkü, sonu baştan belli, kimseye bir faydası yok. bu kanun, adeta şapka kanunu gibi. hala yürürlükte ama gerekliliği kalmamış.
kimi laikçilik bekçilerinin tepkisini hayretle izlemekteyim. devlet buna el atsınmış. adam reşit, birlikte yaşadığı kadınlar reşit ama bunlar rahatsız olmak zorundalar. niye çünkü bunlara kalırsa laiklik böyle kişisel tercihlere efendime söyleyeyim kişilerin özel hayatlarına bağlı! nüfus cüzdanındaki din hanesine, zorunlu din dersine falan asla değil ama kişilerin laiklik karşıtı (!) özel hayatlarına müdahale edilmeli... eğer bu adamın durumundakilere yönelik bir yasak olursa, o zaman daha sert tedbirler alınmalı mı mesela? dinsel poligaminin önüne geçmek için, birlikte yaşayan tüm kadın ve erkeklere zorunlu olarak nikah cüzdanı ibraz etme şartı getirilsin mi? ne dersiniz laikçi cengaverler, hoş olurdu di mi? ama o vakit dinci olmayıp da birlikte yaşayan kişilerin de başı yanabilir. hmm demek ki, kontrol ettiğimiz sadece nikah cüzdanı olmayacak, kişilerin şeriatçı olup olmadıklarını da müşahade etmek gerekecek. zor iş vesselam. en iyisi nikahsız birliktelikleri toptan yasaklayın ha. yakışır. başedemiyor musunuz, şeriatçılara kendi silahlarıyla saldırın. laikçi tekerlemeleri de elden bırakmadan, "biz de müslümanız ama..." yahut "
din de bizim devlet de bizim" felan diye höykürün. belki işe yarar. ha ne? bunu zaten yapıyor muydunuz? e zaten biz de laikçiliği, laik savunuculuğu sanmıyor, numaranızı yemiyorduk.
kötüleme üzerine: saniyesinde zirveye oynamış bu, bir
radikal dinci olarak öyle müteessir oldum ki anlatamam...
edit 2: yahu işe yarayacağını bilsem, ücretsiz "okuduğunu anlama kursları" düzenleyeceğim valla bak. kötülenmek mühim değil, ısrarla anlaşılmamak can sıkıcı. "
devletin buna birşey yapması lazım" diyenlere verip veriştirdim, laiklik düşmanı ilan edilmişim. hayır traji-komik olan, savunduğumu sandığınız bu mevzu bahis adam ve onun gibilerden delicesine tiksiniyor olmam. yaşam tarzlarına, ideolojilerine, giyim kuşamlarına topyekün kılım. aynı bağlamda o adam ve onun gibiler beni tanısalar, hakkımda bin beter şeyler söyleyeceklerdir.
ama faşizmin sınırları tam da burada görünür hale geliyor işte. ben, zaten yasalara göre suç da olmayan bir şeye, kimsenin karışmaya hakkının olmadığını, hoşunuza gitsin ya da gitmesin bunun tercih meselesi olduğunu söylüyorum. tiksinebilirsiniz, tiksinme özgürlüğünüz var, lakin müdahale etmeye hakkınız olduğunu düşünüyorsanız zaten çoktandır faşizmin topraklarında halay çekmektesiniz. hiç değilse laikliği, faşizmin gerekçesiymiş gibi çarpıtarak savunmayın. ne diyeyim kozmik güçler ıslah etsin artık sizi.