üç büyükler varken de tutulabilecek takımlardır aslında. ne var ki pek çok insan çocukken bir takım tutar ve zamanla güçleşir sevdiğiniz takımı bırakmak.pek çok hatıranızın esasını teşkil edebilir ya da hatıraların yanında yöresinde yer tutar tuttuğunuz takım.ama bir takımı boşamak ve yeni bir takımla aşk yaşamanın mümkünatını bize gösteren örnekler de yok değildir, mesela
takımdan ayrı düz koşu adlı derlemede sevgili
tanıl bora'nın "nasıl gençlerli oldum?" adlı yazısı yazarın gönlünün nasıl galatasaray'dan gençler'e kaydığını anlatır.
bir de "benim ikinci takımım şu" diyen insanlar vardır, er kişi tuttuğu takımı boşamaz ama diğer takıma da kayıtsız kalınmaz; bir nevi aldatma hadisesi. bunun için de
nick hornby abimizin
fever pitch kitabında arsenal'i cambridge united'la (ki cambridge arsenal'le karşılaştırılamayacak kadar sefil bir takımdır) aldatışı aklıma ilk gelen örnek.
peki ben ne yapmaktayım? sezonluk olarak bazı ikincil takımlar seçerim- fener 'main server' olarak kalır; bu ikincil takımlar genellikle evropa memleketlerindendir-aklıma ilk gelenler:
bayer leverkusen (real madrid'e şl finalinde kaybedişleri ne üzücüydü-2001-2002),
valencia (gençleri de yenip uefayı alan takım belki de benitez'in en güzel takımıydı-2003/2004),
leeds united ( cimboma yenilseler de alan smith, mark viduka, dominik matteo gibi güzel adamları olan hırslı, genç bir takımdılar2000/2001)...