bizzat
özlemce tarafından kurulduğunu düşündüğüm
itü sözlük tarihinin bir yazarın egoları dahilinde kurulan ilk oluşumu, belki de geleceğin kanlı saldırılarının düzenleyicisi olacak, yüzlerce insanın kanıyla ellerini bulayacak üyelere sahip,
nası yani bir oluşum. böyle bir oluşumun varlığından ise bizzat özlemce'nin ağzıyla şu giride rastladım:
youthblood
3. bu sözlükte yaşayan ''beni önemseyenler ordusunun'' en soft, en insancıl ve en karizmatik olduğunu hissettiğim kişisidir. usul usul, hiç belli etmeden yaklaşarak, amannnnnnn canımmm diye sarılasımı getirmiştir.
bir de
tatlı dilli!
(
özlemce, 25.11.2007 02:34)
youthblood muhtemelen "özlemceyi önemseyenler ordusu"nun önemli karakterlerinden biri olsa gerek. baksanıza özlemce tarafından önemseniyor, el üstünde tutuluyor, "tatlı dil"e vurguya dikkat edin. ne demiştim yukarıda? kanlı eylemler. evet yeterince hazır olduklarında kanlı eylemlere girişip, tek amaçlarını yerine getirecekler. peki nedir o tek amaç? uzun araştırmalarım sonunda bu gerçeğin "doğan medya grubu tarafından esir alınan eskinin popçusu
ercan saatçi'yi özgürlüğüne ve özlemce'ye kavuşturmak" olduğu sonucuna vardım.(*)(*) örgüt özlemce'nin egolarını tatmin için var, ve geçmişin
haşhaşileri nasıl afyonla ayatılıyorsa, ordu mensupları da benzer bir taktikle özlemce'nin ağlak, aşk, acı kokan eserleriyle mantıklı düşünebilme yetileri ellerinden alınarak, tek bir hedefe odaklanabilen ölüm makinaları haline dönüşüyorlar. özlemce itü sözlük aracılığıyla örgütüne dahil ettiği yazarlara girileri aracılığıyla hedef göstermekten de çekinmiyor. örnek mi? hemen:
seray sever
70. ''okul bitirmek adam olmaya yetmiyor'' sözünün hayata geçirilmiş örneğidir.
gülmese, konuşmasa, yorum yapmasa daha iyi olacağı kesindir.
(özlemce, 29.11.2007 10:43)
bu giriyle bir "özlemceyi önemsiyenler ordusu" militanına ya da militanlarına seray sever'i belki de dağa kaldırın ya da arabasına patlayıcı yerleştirin emri veriyor. böylece örgütün ilahi lideri olan özlemce seray sever'in gülmesine, konuşmasına ve yorum yapmasına rastlayamayacak. bir insanımız, magazin servisleriyle evlerimize konuk ettiğimiz o taş bağyan belki de bir daha o bildik gaflarını yapamayacak, giderek kirlenen havayı bir daha soluyamayacak. her an kendisine bir suikast düzenlemesini bekliyorum açıkcası. ama seray sever sadece buz dağı'nın görünen kısmı, ya görünmeyen taraflarında neler var? tabii ki "
ercan saatçi'yi özgürleştirmek". özgürleştirmek diyince kimden özendiğini belli ediyor bu ordu. tabii ki büyük abileri abd'den onlar da ırak'ı özgürleştirerek petrollerine kavuşmuştu.
demem o ki sayın okurlar, çok da uzak olmayan bir tarihde
doğan medya grubuna ait tüm binalar, şirketler "özlemceyi önemseyenler ordusu" mensubu eli silahlı militanlar tarafından kuşatılacak, ercan saatçi teslim edilene kadar binalar ve insanlar yok edilecek. bilgi kaynaklarım bir kaç pürüz dışında operasyonun uygulamaya hazır olduğunu, start verebilmek için özlemce'nin ercan saatçi başlığına "yetti artık, ercan tatile çıkartılsın artık" yazması bekleniyor. hatta
kanal d'ye baskın yapan, hüseyinci kişiler arasında özlemce ajanları, provokatörleri olduğu tahmin ediliyor.
* muhtemelen operasyon öncesi bir ön hazırllık, alan keşifi söz konusu. çok kan akacak çok.
muhtemelen bu yazdığım gerçekler ışığında ben de seray sever, doğan medya çalışanları gibi hedef göserilecek, belki de kaykayıma konulacak bir düzenekle havaya uçuralacağım. ama insanların gerçekleri bilmesini istiyorum, bu uğurda gerekirse bu naçiz bedenimi feda ederim. bu örgüte ilişkin elime geçen her belgeyi, her iddiayı sizinle paylaşmaya devam edeceğim. sizden tek dileğim şu; orduya ve mensuplarına asla prim vermeyin. çünkü onlar en büyük silahlarıyla ağlaklıkla aklınızı çelmeye çalışacaklardır.
(*)(*)
ercan saatçi
41. kırk yıllık yaşamımda, kendimi bilerek yaptığım arkadaşlık yaşımı iyi-kötü 10 diyelim; sayısız insanla beraber oldum, sayısız dostlar edindim, sayısız yanılgılarım oldu herkes gibi, çünkü hepimiz insanız. hatalarımız, duygularımız, sinirlerimiz var. dostluk anlayışımı yansıtabildim ki karşımdakine, mutlu sayılabileceğim kadar dostum var beraber yaşlandığım...
ama hayatımda ilk kez bir insan için tanımadığım halde iddialı bir şeyler söylemeyi şiddetle istiyorum. ben 15 yıl önce gördüm onu ekranlarda arkadaşlarıyla. (izel_çelik_ercan) olarak. nasıl da parladılar gençlik ufuklarından. ama o hep sivrilirdi o ikilinin yanından, bakışıyla, duruşuyla, sesi ve konuşmasıyla. ondaki o albeniyi görmemek için ne olmak lazımdı tanım bulamıyorum. çok güzel şarkılar armağan ettiler bize çoğu onun gayretleriyle. sonrasında olmuş birşey ayrılmışlar. ama kendisi için yapılan olumsuz sözler bana hep dokundu. o benim görmediğim, konuşmadığım, duymadığım dostumdu. hep çalışkandı, hep anlayışlıydı, hep yorumlanandı. hep beyefendi, hep ağırbaşlı, hep yakışıklıydı. bir şarkı yapardı herkes ayakta, bir şarkı yapardı gönüller yasta. kimisine abes geldi, kimisine deva. hiç gönlüm razı olmadı olumsuzluklara.
performansına ve eldeki somutluklarına uzaktan bile olsa destek veririm. bir insanın inceliğini ellerinden bilirim. gözlerinde ışık varsa eğer kaçılmaz böylesinden, müziği-şiiri ben onda severim. farketmez uzak olmak bazı duyguları anlamaya, değildir mesafe engel dostunu aramaya. o bir insan, o bir sanatçı, o donanımlı koca bir dünya. kim anlarsa, kim duyumsarsa.
(özlemce, 05.11.2007 20:25)
42. tuzlu antepfıstığı tadında bir sese sahip, müzik adamı.
not: ailecek izliyoruz, seviyoruz.
(özlemce, 14.11.2007 15:17)
43. bir sarhoşluğun delip geçen tafrasında,
bir yalnızlığın kahreden noktasında,
anlatılmaz bir coşku
anlatılmaz bir heyecan var bakışında.
denizlere eş gözlerinde
yüzündeki gülümsemede,
iç kavuran sesinde,
hayat var kıyılarında.
her şey ayrı herkese göre.
prangalar yok asla ona esaretimde.
en olmaz, en mahçup ve en deli hallerimde,
bir dünya yaşadım ben onun bilmediklerinde.
(özlemce, 16.11.2007 02:08)
44. yüzü asla eskimeyecek olan, daha doğrusu buna izin verilmemesi gereken müzisyen.
dünyaya gelen nadir insanlardan.
(özlemce, 16.11.2007 10:48)
45. bazı insanlar bazı insanlar tarafından başka türlü seviliyor işte. bu öyle bir şey ki;
-al senin olsun, denildiğinde,
can verilecek gibi.
-o senin olamaz denildiğinde,
can gidecek gibi.
doğmak gibi, yaşamak gibi, ölmek gibi.
hayat gibi,
kendim gibi.
(özlemce, 17.11.2007 13:52 ~ 21:10)
47. hakkında çok fazla şey yazdığım ama nedense, her an yazma isteğiyle dolu olduğum müzisyen.
içinde daha günyüzüne çıkmamış olan ve sırasını bekleyen şaheserleri olduğuna inandığım, resmi ama o kadar samimi, saklı ama o kadar aleni, ciddi ama o kadar da neşeli ve esprili bir kişilik olduğunu anlayabiliyorum.
insanı en kızgın anında bile bir sakinliğe, en üzgün anında bir aydınlık sabaha, en beklenmedik zamanda ise sürpriz şaşkınlığına çevirebileceğini seziyorum. tanımıyorum ama, izliyorum. görmüyorum ama, gönlüme güveniyorum.
bamya yemeğini sevmeyen, pul biberle hayatı cümbüşe dönen su böreği tiryakisinin, hiç sevenlerini özletmeden meydanlarda boy göstermesini fazlasıyla istiyorum.
sesini alsın da gelsin, bekleyenleri var.
(özlemce, 25.11.2007 23:32)
49. söylenecek pek bir şey yok aslında ama;
neyine güveniyor kalbim, boyundan büyük bu sevda.
en zorunu buldum aşkın, kendini bana sakla.
yaşamazsam bu günü,
hayat beni bağışlamaz.
yarını bilmem unut dünü.
sana zararım dokunmaz.
bozuyorum aşk orucumu
yıllar sonra seninle.
a ş ı ğ ı m h a y r a n ı m her bir zerrene.
bakmaya doyamadım
bir kez yüzüne.
nazar değmesin eğilsin
alem dizine.
(özlemce, 27.11.2007 14:54 ~ 14:58)
not: iş bu yukarıdaki giriler, böylesine bir oluşumun bizzat benim tarafımdan gün ışığına çıkarılmalarıyla sebebiyle silinerek ortadan yok edilmelerinin önüne geçilmek için giriye eklenmiştir.
tehlikenin farkında mısınız?