şiirsel girilerini okurken, amatörlüktenden daha başarılı şiirler üreten birine tanıklık etmiş olacaksınız. tanıklık diyorum, çünkü hissetiklerini ve ruh halini başarılı bir şekilde yansıtmasını biliyor.
ayrıca; ercan saatçi'ye karşı hiç bir kötü ve de iyi bir hissiyat beslemememe rağmen, kendisini bu kadar çok seven birinin var olduğunu bilmem, ünlü olma hevesindeki insanların beklentilerini anlamama yol açıyor.
ne zaman bir giri altında onun nicki peyda olsa ben özlem duyduğum herşeyi tekrar tekrar hatırlarım. hem de kısa bir film gibi değil öyle uzun uzun şerit şerit.
hoşgelmiş nesildaş, nickini sürekli görmek dileğiyle.
üzerine çok düşündüm ve bu yazara kat'i suretle haksızlık yapıldığına karar verdim. yani bir insan bir insanı sevebilir. olabilir. bu yazar da belki ercan saatçi'yi bizzat tanıyordur, belki cebinde minibüs parası kalmadığı bir gün ercan biraderim çıkarıp bir 10 ytl verip "al özlemciğim, lafı olmaz, eve taksiyle git" demiş olabilir, sabah işyerinde krem peynir+simitle kahvaltı yapmış olabilirler, ercan'ın cep telefonunda kontör bittiği o zorlu yıllarda özlemce 50 kontör yollamış olabilir... kardeşidir belki. yahu yine de ercan saatçi sevilmez be! o nasıl iş? ıyk.
kendi halinde bir yazar, niye bu kadar yükleniyorlar anlamıyorum. eğlenmek için kendisini oyuna dahil ederseniz, çocukla çocuk olur pek ala, tecrübelerim bana bunu gösteriyor. özlemceyi önemseyenler ordusu yazısını konusunda biz gençlere kızmadığını, aksine eğlendiğini ve güldüğünü söylemişti annecim. ama sataşma konusunda rahatsız edici noktalara geliniyorsa eminim ki o da kızıyordur. gereği yok insanları kırmanın. bir de itirafımdır, gözyaşı yoğunluğu yüksek, benim hayatta olamadığım kadar duygusal kişileri tanımlamakta eskiden başkasının nickini kullanıyordum, ama artık yeni favorim özlemce. varsın üç beş saygısız yalaş bulaş desin, "özlemcemsin" diyorum bu tip cici karakterlere haha.
ayrıca engels, bakunin, eppur si mouve, marcelo salas, karl marx diye de eklemek istiyorum. (şunlar da bulduğum üç beş kültürlü kelime, girinin arasına serpiştireyim ki entelektüelliğim ışısın)
özlemcenin yazılarını okuyanlardan çoğu, yazarın bizimle dalga geçtiğini düşünüyordur, olabilir de. bazıları ise, yazarın yazdıklarını tamamiyle ciddiye alıp, "ercan saatçi de sevilir mi beaaa" deyip, kişiyi küçümseme, aşşağılama boyutlarına kadar getirebilmişlerdir olayı. hastası olduğum şu sözlükte bazen yazarların sığ ve dışlama tutumlarına anlam veremiyorum.
(bkz: çocukları bile ercan saatçiyi sevmesin)
(bkz: kimse ercan saatçiyi sevmesin)
(bkz: ercan saatçiyi seven siktirsin gitsin) boyutlarında kampanyalar bekliyorum, kendi doğrusundan öte, doğru kabul edemeyen bu yazar arkadaşlarımızdan.
üstüne çok fazla gidildiğini düşündüğüm yazardır. bir ünlüye karşı beslediği duyguları bu sözlük platformunda ifade etmiştir. ama bu duyguları, sözlük yazarlarının çoğu tarafından beğenilmeyen bir kişiye karşı olduğu için sözlük tarafından neredeyse "cezalandırılacak" konuma getirilmiştir. burada, milyonların önünde vücudunda yapılmamış deliği kalmayan porno yıldızları hakkında, "onun için hayatımı veririm", "çocuklarım ondan olsun başka birşey istemem" gibi demeçler verilirken kimse bunları haftanın en kötü girilerine koymuyor. kimsenin klavyede ifade edilen, kendisine zıt gelen düşünceye tahammülü kalmamış anlaşılan...
ilginçliğini deşmeye eşelemeye gerek var mıdır yok mudur, bilmem. üstünde pek fazla durmak da istemem. iş bu giri yazara ayar mahiyetinde olan ya da yazarı itin götüne sokup çıkarma amacı taşıyanlardan da değil. manyak mısın ollum madem öyle ne diye kalaba yapıyon, aç dükkanın önünü diyorsanız, bi durun iki kelam edip gideceğim; ama evvelden selam edem dedim.
gel gelelim konuya. özlemce’nin yazdıklarını okumuşluğum da var elbet. söz üstüne söz demek düşmez bana bu konularda derim, kafamı eğer giderim. sevmiş, beğenmiş, hayranmış, falanmış feşmekanmış. yazar değil mi? yazar! yazmaksa yapmak istediği, tanınmışsa bu hak; hakkıdır yazmak, çizmek velhasıl kelam karalamak. eyvallah, evelallah! izel’miş çelik’miş ötesini geçerim, yaradılanı severim yaradandan ötürü derim(!)(eyyy gidi yunus, sen de olmasan var ya! neyse).
yaz be güzelim. karışanın, edeninin, eyleyenin yok. olsa da senin üstünde durduğun da pek yok. yine yaz, yine yaz; lakin:
tarzında bir diyalogun yaşamaktan korkutan yazar. şaka maka cidden ercan saatçi'nin menajeri yada kendisi olduğunu düşünüyorum. koyu bir çelik ve sezen aksu fan'ı olarak ben hiç sallamasam da bu yazar ercan saatçiye toz kondurmaz, saygı duymak lazım.
adının hep ercan saatçi'yle birlikte anılmasından sıkıldığım sözlük yazarıdır.
kendisini tanımam etmem. girilerine şöyle bir baktım açıkçası kafalarımız da hiç uyuşmuyor.
hemen söyliyim, ercan saatçi'yi de hiç sevmem.
ama siz hayatınızda hiç mi bir ünlüye aşık olmadınız? onunla ilgili hayaller kurmadınız? "bu adama da aşık mı olunur yaa!" deyip ercan saatçi'ye olan nefretimizi bu arkadaşımızdan çıkarmaya kalkmak ve sözlükte bir linç kültürü oluşturmak olsa olsa psikolojik bir rahatsızlıktır.
yapmayın
yazıktır günahtır.
hem ben kulağını çektim amcası bir daha yapmayacak.
ben özlemce ve ercan saatçi kelimelerini bir arada duymaktan sıkıldım artık. sizler hala sıkılmadınız mı?
bu kadın beni hep şaşırtıyor. düşünmeden edemiyorum : acaba ercan saatçi gizliden reklamını mı yaptırıyor özlemceye? hayır şöyle teoman , şebnem ferah, tarkan murat boz vs. olsa , hani bir nebze. ama ercan saatçi ya. adam müziği bıraktı ertuğrul özkök'ün kızıyla evlendi, çocukları oldu adam yok gibi birşey. ya da ercan saatçi özlemce nickini alarak itüsözlükte yazdı. veya özlemce bize gıcıklığına hep ercan saatçi girileri giriyor. nasıl bir fanatizmdir nasıl bir aşktır aklım almaz. hani şu tarkan konserlerinde başına hizbullah militanları gibi başına, siyah bir bant yapıştırıp (üstünde "tarkan" yazar hep) bağıran çığıran kızlar olur ya, ben de öyle hayal ediyorum,üstünce ercan saatçi yazanından. bak ben de 5 kez ercan saatçi yazdım bu da dahil 6, artık yaza yaza bizi de bu gidişle ercan saatçi fanatiği haline getircek (7 oldu), artık sözlüğü ercan saatçi sözlük (8!) olarak değiştiririz bu kadar reklamdan sonra. pes.*
aklıma şöyle bir ihtimali getiren yazar: özlemce pek çok insanın açıktan veya gizliden yaptığı gibi "şu isteğim gerçekleşirse şart olsun şunu yapacağım" dedi. bildiğimiz evrensel kurban-adak ritüeli yani. buradaki kurban ille kanlı canlı bir hayvan olmak zorunda değil. kişi için önemli olan birşeyin feda edilmesi olabileceği gibi normalde nefret edilen bir edimi gerçekleştirmek de olabilir. (en sevdiğim küpemin tekini kaybettiğimde, "bulursam 1 defa ibo şovu izleyeceğim" demiştim, umutsuzluk insana herşeyi yaptırıyor) neyse özlemce'nin dileği gerçekleşti ve özlemce vaat ettiği bedeli ödemeye başladı. aslında zerre kadar sevmediği ercan saatçi'yi övmek gibi zor edimi günlük hayatta girip çıktığı çeşitli ortamlarda olsun, sanal ortamda olsun ifa etmekte. durum böyleyse gerçekleşen dilek hayli önemli birşey olmalı yine de kolay iş değil tabi, sabır ve metanet dilemek lazım.