sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
ne kadar gelişmiş olsa da acı üretimi
yüzbinlerce kuş uçurdum hüzünden arınmış
sen ki zehirlerini soydun sevdanın ve zamanın
sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
kalbimde özlemi yok imkansız baharların
özlem,yarın neler olacağını bilmeden,yarın,hep,dün olmuş olanların bugün olmasını ister...
özlem zamanı karıştırır,işte:
özlem zamansız olmak ister,olurda...
............................................
özlem,'yeniden gelecek misin bana?' sorusuna artık yanıt bulamama konumudur.
'ne zaman hiç gitmeyeceksin?' sorusunun ise daha hiç sorulamadığı konum...
bir mum yaktığında bir süreç başlatırsın,ama yürüyüşü senin elinde olmayan bir süreçtir bu;artık,kendi oluşma biçimini izleyecek,senin elinde olmadan da zaman içinde varması gereken noktaya varacaktır.
mum,önce bir noktaya kadar,kendi doluluğu içinde güçlü güçlü yanar;ama yanışında belirli dengesizlikler oluşunca çeperini delip,eriyan maddesini dışarı akıtıp,fitilini yakıp küçülterek kenarlarını düzeltir,bir madeni kutunun kabını ters çevirip içine koyarsın.ama boşunadır bu da;çünkü kendi süreci içinde oluşturduğu dengesizlikler sürmektedir.çeperleri tam düz değildir,içine koyduğun kabın bir eğimi vardır.gene akar dışarı eriyen madde.kabın içinde yayılır,kap ısınır,dibine varmış fitil artık ucu ucuna yanıyordur.sönmesi yakın ve kaçınılmazdır.
şimdi yapabileceğin tek şey,kap içinde eriyen maddeyi bir kenarında bir araya getirip,muma benzer bir biçime sokup,dibine dayanmış fitile biraz daha süre tanımaktır,ama artık bilerek... mumun sönecektir...
elinden bir şey gelmez.hep mücadele edersin;dersin,şöyle,şuraya toplasam,şöyle şu biçime soksam;şöyle bir köşede,sürebileceği bir konum bulsam...boşunadır,madde tükenmeğe yüztutmuş,fitil dibine dayanmıştır.
ama sönmez bir türlü;fitili yok denecek kadar kısa,maddesi de,dikkatle belirli bir açıda tuttuğun kabın bir köşesinde,ancak küçük bir oyuk olarak kalmış,oysa alevi eski canlılığından sanki hiçbir şey yitirmemiştir.
sözmez bir türlü,sen de sonunda gücünü toplayabildiğin bir anda,kendin üfleyip söndürürsün onu.
insanoğlunun duymaktan gayriihtiyari zevk aldığı his.
giderilmesi için insanüstü bir çaba harcandığından olsa gerek, kavuşma sahnesi sonrası beklentiler oldukça yüksektir. fakat birey, bu beklentilerinin tam tersine, özleme özlem duyar; kalbinde bu duygunun yokluğunun yol açtığı boşluğu başka hiçbir duyguyla dolduramaz. bu yüzden en yücesi asla geri dönemeyecek bir şeye, şahısa özlem duymaktır. bu özlem hiçbir zaman giderilemeyeceği için, söz konusu beklentiler oluşmayacak, dolayısıyla da hayal kırıklıkları ve manevi boşluk baş göstermeyecektir.
tavan yaptığı vakitlerde, uzun zaman yük olarak taşındığı dönemlerde, insana türlü uçukluklar düşündürebilecek, bir anlık hareketlere itebilecek duygudur..
esas olarak aşk veya mutluluk, hüzün veya depresyon gibi birincil duyguların bir karışımıdır ama farklı tür özlemler diğer birincil, ikincil ve daha yüksek düzeyde duyguları da içerebilir. özlem bir şeye -bir nesne, bir durum, bir ilişki- gereksinim duyma olarak yaşanır ve insan bu şey olmadığında hayatını eksik olarak hisseder; onun hasretini çeker.
güzel bir kız ismidir ama çok duygusaldır. daha güzel kız isimleri de vardır, amma velakin her özlem hep bir cana yakın, hep bir sevilesi, hep candan olur.
bir de özlem duymak vardır; özlemek falan ama buralara girmiyorum. girersek buhran, sıkıntı falan olur; aman ha!
geceleri daha da bi depreşen, gözyaşlarına bazen yol verdiren duygu...anıların anımsandığı ufak bir tebessümle beraber büyük bir hüznün içinizi titrettiği, onun yanında olamamak mı onun yanında olup da onun sizden çok uzakta olması mı gibilerden düşüncelerin beyninizi zorladığı anları yaşatır...