merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

özgürlüklerin de bir sınırı var

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. başbakanın kendisini eleştiren gazetecilere cevap verirken kullandığı sözlerden biri.

    karakter sınırına takılmasaydı eğer şöyle olacaktı başlık;
    istediğiniz kadar düşünce adamı olun, özgürlüklerin de bir sınırı var.

    neden söylemiş peki başbakan bunu?
    milliyet gazetesi yazarı hasan cemal başbakanı kastederek; 'kck konusundaki görüşlerini gözden geçirmesi gereken ben değil, sizsiniz' dediği için.

    hatta sadece o kadarını söylemekle kalmamış aşağıdaki metnin içinde kullanmış:

    'bazı yazar çizerler, benim bu yapılanmaya verilen destek sebebiyle yaptığım eleştirilerden çok rahatsız olmuşlar. niye rahatsız oluyorsunuz? kusura bakmayın beyler. istediğiniz kadar düşünce adamı olun, medya mensubu olun. özgürlüklerin de bir sınırı var. siz siyasetçiyi eleştirme hakkına sahip olacaksınız, siyasetçinin sizi eleştirme hakkı olmayacak. 25 kuruşa simit yok artık.'

    yani ne diyor başbakan;

    sizin gibi yazar çizer takımına(50% oy alıp başbakan olup hala yazar çizer filan diyerek basitçe aşağılama çabası gütme) bi' yere kadar tahammül ederiz. ancak iş beni eleştirmeye gelince özgürlüklerin de sınırı var.

    ayrıca, kimse dememiş ki sen nasıl medyayı, gazeteciyi eleştirirsin diye. ki medyanın büyük çoğunluğu-benimsediğimiz yada benimsemediğimiz- eleştiriye tahammül eşiği kendisinden çok daha geniştir. hasan cemal kendisinin bir takım görüşlerini eleştirmiş, değiştirmesi gerektiğini söylemiş, o da özgürlüklerin de bir sınırı var diye koymuş noktayı.


    özgürlüklerin de bir sınırı var ne demek? tamam düşünce özgürlüğü demokratikleşme dedik ama bokunu da çıkarmasın kimse, ne adamı olursanız olun bir noktadan sonra keserim topunuzu demekten başka bir şey değil benim anladığım kadarıyla.

    benim en son hatırladığım bu tarz bi' açıklamayı, ilker başbuğ genelkurmay başkanıyken trabzonda askeri denizaltından yapmıştı: 'türk silahlı kuvvetlerinin de sabrının bir sınırı var' diyerek.

    ulan biz boşuna seviniyormuşuz askeri vesayet kalkıyor, askerin sivil siyasetteki alanı daralıyor diye. ne farkınız kaldı şimdi o mücadele ettiğiniz vesayetçi kurumdan? her ne kadar sivil vesayet diye bi' kavramın temel olarak saçma ve zorlama olduğunu düşünsem de, askeri vesayet gidecek ama yerine sivil vesayet gelecek diyen ulusalcı kesimin kastettiği tam olarak bu değilse nedir?

    tam diyoruz ki ulan heralde bu herifler bu sefer bi' şeyleri değiştirecek, bi' şeyler iyiye doğru gidiyor, sonra bi' bakıyoruz meğer akp bildiğimiz akp, başbakan bildiğimiz başbakan.

    biz rejim gittikçe daha az totaliterleşiyor diye sevinirken, kuyruğunu kovalayan kedi gibi(ulan dava filan açılması şimdi, malumunuz başbakan kuyruğunu kovalayan kedi benzetmesinden pek bi' rahatsız oluyor) başladığımız yere geri dönüyoruz. başroller değişiyor, figüranlar değişiyor, aynı kurgu, aynı senaryo devam ediyor.

    dipnot: 25 kuruşa simit yok artık diyerek neyi kastetti çözemedim. ya prompter'ın başına bi' hal geldi, ya da ekonomiyle alakalı bi' gönderme vardı ama muallakta kaldı o kısım..