bu sözlük özgür denmektedir. ancak özgürlük sınırları
bokunu çıkarmak sınırlarına ulaştığında ortaya iğrenç ve hayvani seks başlıklarından öteye gitmeyen salaklıklar ortaya çıkmaktadır.komedinin ve eğlencenin dozunu bok etmekle karıştıran insanlar, boş yere serverda yer kaplayacak girlerin altına imzalarını resmen kazıyorlar ve buranın saygınlığını yerin dibine sokuyorlar.
eğer özgürlük buysa,bırakın yerine en sert diktatörlük gelsin de hiç olmazsa eğlenceyle iğrençlik birbirine karışmasın.
neyseki son 1-2 gündür artık bu ortam düzelme eğilimnde görülüyor.
hiçbir zaman tam anlamıyla sağlanamayacak kavram. zira bir bireyin özgür bir isteği başka bir bireye herhangi bir şekilde zarar veriyorsa, bunun adı ikinci birey için özgürlük olamaz. o yüzden
tam anlamıyla özgür bir birey tek başına yaşamalıdır sonucuna varıldığında ise o bireyin toplum içinde yaşama özgürlüğü elinden alınmış olur. kendi ön şartını bile sağlayamayan bu kavram böylece bir paradoksa dönüşür. yani özgürlükler her zaman az da olsa kısıtlanmalıdır
(mavio, 09.06.2004 23:48)
hiçbir zaman/hiç kimseye yetmez. ne kadar çok verilirse o kadar çok istenir.
ayrıca bir
zülfü livaneli şarkısı
dünyadaki en muğlak kavramlardan biridir. kimine göre bekarlık özgürlüğe eş tutulurken, kimilerine göre sadece yaşıyor olmak bile özgürlük olarak değerlendirilebilir.
genel geçer bir kavram olmasından ötürü uğruna savaş çıkartmak ve dağlara çıkmak bile legallik çerçevesi içinde gösterilebilir.
özgürlük konusunda jean paul sartre "mahkum olduğumuz şey" diyerek noktayı koymuştur kanımca.
köle olmamak için kölesi olunan şey.
istediğini yapmaktan ziyade istemediğini yapmamaktır.
(lethe, 16.09.2004 20:57)
bir
mvö şarkısı
durmadan güvenlik peşinde
ben elinin içinde bakımsız bir çiçeğe
durmadan güvenlik peşinde
sen elimin içinde ölümlü sözcüklere dönüştün
sevgimiz kısıtlandı
kira bedali belli, çeşitleri sınırlı
sevgimiz kısıtlandı
korkular güçlendi, beklentiler alt edildi
oysa bir de bak
durmadan özgürlük peşinde
ben seni öptüğümde, yeter ki sen de iste
durmadan özgürlük peşinde
elimi ittiğinde, tamam git istediğin yere
tehlike altında aşk
kuralları sensiz, sınırları benliksiz
tehlike altında aşk
özgürlüğüm sende, sevgim daha içimde
(lethe, 20.09.2004 17:36)
uğrunda cinayet işlenen, savaşlar yapılan, işkenceler yapılan, paha biçilemez bir kavram.
söz: paul eluard
müzik: zülfü livaneli
okulda defterime
sırama ağaçlara
yazarım adını
okunmuş yapraklara
bembeyaz sayfalara
yazarım adını
yaldızlı imgelere
toplara tüfeklere
kralların tacına
en güzel gecelere
günün ak ekmeğine
yazarım adını
tarlalara ve ufka
kuşların kanadına
gölgede değirmene yazarım
uyanmış patikaya
serilip giden yola
hınca hınç meydanlara adını
ey özgürlük!
kapımın eşiğine
kabıma kacağıma
içimdeki aleve
camların oyununa
uyanık dudaklara
yazarım adını
yıkılmış evlerime
sönmüş fenerlerime
derdimin duvarına
arzu duymaz yokluğa
çırçıplak yalnızlığa
yazarım adını
geri gelen sağlığa
geçen her tehlikeye
yazarım ben adını, yazarım
bir sözün coşkusuyla
dönüyorum hayata
senin için doğmuşum haykırmaya
ey özgürlük!
kararlarından sorumlu olmak
önümde bir tas ayranım oldukça, başkasının bal veya şerbetinde gözüm yoktur. eğer yoksulluktan ve sefaletten öleceğimi bilsem, gene de özgürlüğümden vazgeçmem. ''mevlana''.
“günümüzde parası olanın, istek, ifade ve yaşama özgürlüğü vardır. ve yine bu özgürlük, tıpkı telefondaki kontörün kullanıldıkça bitmesi gibi birgün tükenir. o gün de abiden abladan kontör ister gibi, özgürlük hakkını ister insan. o gün bugündür.”
(bkz:
close2death)
benimde hakkında bir iki güzel söz duyduğum kavramdır.
bütün özgürlüklerin başı cinsel özgürlüktür
bir de bir arkadaşın e-posta iletilerine imza olarak eklediği: "özgürlük, iki seçenek arasından üçüncüsünü seçebilmektir."
ne kadar verilirse o kadar daha istenilir dense de , özgürlük hak edene hakkını vermek değil, hak edenin hakkını almasıdır.
özgürlük, kendi sınırlarını çizerek etrafına rahatsızlık vermeyen arsa sahibinin
tapusudur.
braveheart'ı izlerken
william wallace karakterini canlandıran
mel gibson'un ağzından duyulmasıyla tüyleri diken diken eden sözcük. ancak günümüzde
george w bush'un ağzında iyice laçkalaşmış, bu yüzden insanların birçoğunun artık duymak bile istemediği sözcüktür de ne yazık ki...
günümüzde herhangi bir insanın sahip olamadığı bir özellik, hak.
evet şu an hiç kimse özgür değil.
bir kişinin özgürlüğü diğerlerinin özgürlüğünün başladığı yerde bitiyorsa zaten özgürlük diye bir şey yoktur. toplum hayatına da aykırıdır zaten böyle bir şeyin varlığı. hep bir takım kurallar vardır. kural olarak belirtilmese bile, bir şeylere uymak zorunda hisseder kendini insan.
bir kuş kadar özgür derler ya bazen, kuş ne kadar özgürdür ki? yaşamak için yemek yemek zorundadır. ya da göç etmek... ya da başka bir hayvana yem olup olmamayı seçme özgürlüğüne sahip değildir en basitinden.
kelimenin tam anlamıyla özgürlük yoktur. insanları sınırlamanın bir sınırı vardır sadece, insanlar birbirlerine bir yere kadar müdahale edebilirler ve bence bu özgürlük olarak tanımlanamaz. şayet birileri özgürlüğü bazı şeyleri yapabilme hakkı olarak tanımlıyorsa o ayrı..
(bkz:
yok öyle bir şey)
(viola, 08.11.2005 19:49)
özgür olmak! oksijen moleküllerinin vücudun, beynin her bir hücresine işlediğini, ruhu baştan çıkardığını hissedebilmek. şampanyanın köpükleri, gökyüzünün engin maviliğinde uçan bir kuş, akıp geçen saniyeler kadar özgür olmak...
acaba bunlardan hangisi gerçekten “özgür” ? köpükler bir süre sonra sönmüyor mu? ya kuşlar, onların da yorulup bir dala konmaları an meselesi. saniyeler ise “dakika” denen zaman kavramı içinde bir kısır döngüde yer almıyor mu? evet, bunlar nispeten özgürlüğü simgeliyor gibi gözükebilirler; ama, aslında hiçbiri sonsuz bir bağımsızlığa sahip değil. ne zaman, ne mekan, ne de hareket yönünden... tıpkı insanlar gibi!
bizler, hayatımızın her anında bir şeye ya da birilerine bağımlıyız. işçi müdürüne, müdür girişimciye, girişimci piyasaya ya da kanunlara (?) bağlı olarak çalışır. sorumluluk duygusu bizi vicdanımızla, yükümlülükler ise maddi-manevi yaptırımlarla bizleri tutsak eder. inançlar insanları belli kalıplar içine hapseder, bizim olayları sorgulamamızı engelleyip vizyonumuzu daraltır. çeşitli madde bağımlılıkları da cabası...
ama, bizi günümüzde en çok esir eden unsurdan, yani “televizyon”dan bahsetmemek, bu muhteşem icada, iletişim aracına büyük haksızlık olur! hergün birkaç saat, aslında seyredeğer bir program bulamasak bile, hipnotize olmuş bir şekilde kanalın birine takılıp boş bakışlarla dalar gideriz. hayatını televizyona göre endekslemiş insanlara bile rastlamak mümkün.
özgürlüğümüzü kısıtlayan bir diğer unsur da “umut”tur. geleceğimizi, yarınlarımızı ellerine bıraktığımız umutlarımız, beklentilerimiz elimizi kolumuzu bağlar. bizleri diğer insanlara muhtaç bırakır. hiçbir zaman da bu davranışımıza bir nihayet veremeyiz. elimizde değildir bu! yine de düşünmemiz gereken çok önemli bir konu söz konusudur: herkesin umutları vardır. bizler, bir diğer kişinin tüm umutlarına cevap verebiliyor muyuz? çoğu zaman haberimiz bile yoktur. bu yüzden umutlar bizi birbirimize kenetleyen kelepçelerden öteye geçemiyor.
yemyeşil kırlarda koşmak, bağıra bağıra şarkı söylemek, derin derin nefes almak bize kendimizi özgür hissettirebilir. fakat, bu güzel kırları bir süre sonra terketmek zorundayız. çünkü hepimizin ya işe gitmesi gerekmektedir ya da okula...
o halde, özgürlük denen engin okyanusta kimler yüzüyor?
(ace, 21.12.2005 12:52 ~ 05.01.2008 11:56)
özgürlük korkulardan kurtulabilmektir.
insanın kendini istemediği şeylere bağımlı kılan korkulardan arındırabilmesi...
özgürlük?!
insanlar özgürlük için otobüs taradılar bu memlekette!
insanlar özgürlük için yollara mayın döşediler. el kadar yavruları acımadan katlettiler bu memlekette.
ve bazı insanların buna dur demesi özgürlüğünüzü elinizden alması mı oluyor?
sikerim öyle özgürlüğü.
attila ilhan'ın yalnızlığımızın bir göstergesi olmasından şüphe ettiği kavram.
"... özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır?" (bkz:
ayrılık sevdaya dahil)
insanın, özgür iradesi ile düşünerek, karar verebilmesinin baki kalmasıdır özgürlük. özgür iradenin bekası için hayattan karşılık beklemeden hayata bir şeyler verebilmek gerekir. ürettiğin ve hayata kazandırdıklarının toplamı hayatın sana bağlılığını arttıracak ve sana özgürlüğünü yaşama fırsatı verecektir.
gökyüzüne baktığında sana özgürlük özlemi veren, engin maviden ziyade; ayağının zincirle bağlı olduğu yerden kurtulma isteğindir. zincirin halkalarında neler yoktur ki:
maddiyattan olan gebeşlik, aşağılık kompleksler, kafayı bir dünya yapan bağımlılık harikaları!,
asalak ilişkiler v.s. bunların katran rengi siyahı, özgürlüğün mavisini öyle bir örter ki hayatından kara bulutlar hiç eksik olmaz.
“parayla kıçımı temizlerim”, “osuruğumdaki karbondioksittir güle hayatını veren” diyebilmektir özgürlüğe yaklaştıran.
halkların özgürlüğünü baltalayan, kana bağımlı silahların namlusunu sahiplerine doğrultacak fikre ve eylemi gerçekleştirecek cesarete sahip olmaktır özgürlük.
sahip olduğu kudretin esiri olmadan başkalarının özgürlüğü için de mücadele edebilme iradesine haiz olabilmektir özgürlük.
(tonguç, 06.08.2006 16:38 ~ 11.08.2006 15:30)