belki ilginizi çeker
  1. · ben şeriat istiyorum
gündem
  1. · babaların garip huyları
  2. · disko kralı
  3. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  4. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  5. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  6. · aşk ı memnu
  7. · öğretmenler günü
  8. · xxx was here
  9. · ofsaytın ne olduğunu ilk seferde anlayan kızlar

özel yargı  

  1. yemeğinizi özel şirketler hazırlıyor, özel şirketler sayesinde yolculuk ediyorsunuz, iletişiminizi özel şirketler sağlıyor, ampülleriniz ve ocaklarınız özel şirketler sayesinde yanıyor, isterseniz özel koruma tutabilirsiniz, sağlığınız bozulduğunda özel sağlık kuruluşları size bakar ve yaşlılığınızda özel emekliliğinizin parasını yiyebilirsiniz. fakat tüm bunlar sırasında başınıza bir bela gelirse ne olur? devletin yargısı sizi şefkatli kollarına alır değil mi? huuu...

    devletin (sadece bizimkinin değil, neredeyse hiçbirinin) artık doğru dürüst yargı hizmeti veremediği vakıa. sırf bu yüzden büyük şirketler artık meselelerini özel hakemlik şirketlerine çözdürüyorlar. ve yine sırf bu yüzden bireyler meselelerini kendi yollarıyla çözmeye çalışıyor ya da kolluk kuvvetlerinin şiddetinden medet umuyorlar. oysa çözüm ortada: yargıyı özelleştirmek.

    yargının özelleştirilmesi büyük bir proje. her ayrıntısını düşünmüş de sayılmam. fakat elimde sizi ikna etmeye yeterli veri olduğuna inanıyorum. her şeyden önce, nasıl ki "yarı özel" iletişim olmuyorsa (bkz: türk telekom) "yarı özel" yargı da olmaz. vahşi rekabet tüm kapitalist sektörlerdeki gibi burada da temel unsur. bunu baştan kabul etmeli ve özel yargıdan bahsedeceksek devletin bu işe en küçük müdahalesi olmaması gerektiğini kabul etmeliyiz. anlaştıysak, özel yargı kurumunun tanımını yaparak başlayalım: özel yargı kurumu, müşterilerinin anlaşmazlıklarını çözen ve uğradıkları haksızlıkları belirleyip haksızlığı yaratan tarafı infaz kurumlarına teslim eden özel bir şirkettir.

    özel yargının faydası ne? her şeyden önce, bir özel yargı kurumu müşteri kazanmak ve kazandıklarını elinde tutmak zorunda. bunun için onlara istediklerini sunmalı. bir insan yargıdan iki şey ister: i) âdil olmasını, ii) etkin olmasını. devlet çoğu zaman bu ikisini de bize veremez. her şeyden önce, devletin tek bir ceza kanunu var: tck. oysa siz, ben veya başkası bir takım hukukçular tarafından yazılmış bu kanunu (kabul etmek zorunda olsak da!) sevmek, âdil bulmak zorunda değiliz. dahası, bu kanunun sevmediğimiz kısımlarını değiştirmemiz pratikte imkânsız denebilecek kadar zor. ikincisi ve daha kötüsü, devletin yargı kurumları işlemiyor. sıradan bir davanın iki sene içinde tamamlanması mucize gibi bir şey. hele ki bir de karşınızdaki kişi yeterince dişliyse, çıkabilecek bir kararın uygulanmamasını sağlaması için tek yapması gereken avukatlarına yeterli parayı sağlaması. devlet size ne sizin istediğiniz adaleti verebiliyor, ne de kendi dayattığı adaleti... aksini iddia eden hukukçuya rastlamadım.

    oysa özel yargı kurumu, varlığını sürdürebilmek için sizin isteklerinize cevap vermek zorunda. işin güzel yanı da burada: her özel yargı kurumu kendi hukukunu, kendi kanununu işletebilir! daha da ileri gidip müşterilerine özel paketler sunma şansları bile var. hümanist misiniz? insanlar arasında ayrımcılık yapmayan ve kanlı cezaları olmayan bir paket seçin öyleyse! sıkı bir müslümansınız ve şeriattan yana mısınız? öyleyse şeriat paketine kaydolun! bankacısınız ve fransızların iktisadi kanunları mı işinize geliyor? ne isterseniz o!

    temel fikir anlaşıldı sanıyorum. fakat elbette konu yargı olduğunda ortaya bazı sorunlar çıkıyor çözülmesi gereken. bunları sizin için "sık sorulması beklenen sorular" bölümünde ele aldım.

    sık sorulması beklenen sorular:

    soru: bir özel yargı kurumu âdil davranmazsa ne olur?
    cevap: müşteri kaybeder, zarar eder ve nihayet iflas eder. adaletsizliklerin kamuya duyurulmasında basına da büyük iş düşüyor elbette.

    soru: aynı kurumun aynı paketine bağlı kişiler arasındaki sorunlar nasıl çözülür?
    cevap: pakette belirtilen kanuna göre.

    soru: aynı kurumun farklı paketlerine bağlı kişiler arasındaki sorunlar nasıl çözülür?
    cevap: kurumun daha önceden açıkça belirttiği kurallara göre. örneğin; "az ceza öngören kanun işletilir" veya "davalının bağlı olduğu kanun işletilir" gibi.

    soru: farklı kurumlara bağlı kişiler arasındaki sorunlar nasıl çözülür?
    cevap: bu kısım biraz çetrefilli. ama "davalının bağlı olduğu kanun işletilir" şeklinde genel geçer bir anlaşma olursa yeterince makul bir şekilde bu sorunun üstesinden gelebiliyoruz görebildiğim kadarıyla. eğer hümanist paketi kullanan biri olarak şeriat paketine bağlı birine dava açarsanız, (karşılıklı anlaşma olmadığı varsayımıyla) dava şer'i kanuna göre görülmeli. tam tersi olduğunda ise dava hümanist pakette belirtilen kanuna göre görülmeli.

    soru: ben şeriat yanlısıyım ve benim malıma el uzatan hümanist de olsa eli kesilsin istiyorum. niye kesilmiyor?
    cevap: sen şeriat yanlısısın, ama o değil! başkalarının adalet anlayışına saygılı olmamız gerek; bundan vazgeçemeyiz. "benim malıma el uzatana kanlı cezalar vermem" diyen (demekle de kalmayıp bu sözünün altına imza atan) birisine mala el uzattı diye kanlı ceza vermek, nereden baksan âdil durmuyor. diğer bir deyişle, herkese kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davranıyoruz. bu gayet evrensel bir yaklaşım gibi geliyor bana.

    soru: e o zaman şeriat paketini seçmenin faydası ne?
    cevap: dört kadınla evlenebilmek ve diğer şeriatçıları recm edebilmek... yetmez mi?

    soru: özel yargı kurumları davalıları mahkemeye getirmek gibi kaba kuvvet gerektirebilecek işleri nasıl çözecek?
    cevap: özel kolluk kuvveti şirketlerinden hizmet alarak! veya kendileri de kolluk kuvveti hizmeti verebilirler. burası keyfe kalmış biraz. benzer şekilde suçların infazı da özel infaz kurumlarınca yapılabilir; illâ devleti aradan çıkaracaksak...

    soru: yargı hizmeti almak istemezsem ne olur?
    cevap: anarşist olursun. evet! bu özel yargı sisteminde hümanist, müslüman, fransız olabildiğiniz gibi anarşist de olabilirsiniz. bunun anlamı şu: kimseye size yaptıklarından dolayı hesap soramazsınız, kimse de sizin onlara yaptıklarınızdan dolayı size hesap soramaz. elbette bu durumda, bağlı olduğu pakette cinayeti kamuya karşı işlenmiş suç saymayan birilerinin gelip sizi öldürmeye çalışmasına engel olamayız.

    soru: yargı hizmeti alacak param yoksa ne olur?
    cevap: mevcut sistemde beş parasız insanlar nasıl sağlık hizmeti alıyorlarsa, özel yargı sisteminde de öyle yargı hizmeti alırlar. eh, benden bu kadar. en azından tüm dünya işçilerinin ayaklanmasını beklemiyorum he?

    sorular ve cevaplar şimdilik bu kadar. "future work" bölümüne gelirsek; bu fikir özel anayasa ve özel devlete kadar gider. şahsen, böyle böyle zorlarsak, vahşi kapitalizmden anarşizme varırız diye düşünüyorum ben. du bakalım...
    (ali kamber, 22.10.2009 22:38 ~ 23:00)
  2. ali kamber'in hayal ettiği gibi bireysel tercihlere dayalı ve dayatmacı olmayan bir sistemi oturtabilseydik, anarşist pakete üye olup (ya da hiçbir pakede üye olmayıp) para karşılığı tetikçilik yapan ve bunun karşılığında suç alması mümkün olmayan insanların oluşturacağı yeni bir meslek grubu doğardı. kiralık katillerden farkları kayıt altında çalışıp, devlete vergi ödemeleri olurdu.

    sadece o kadar da değil. bizim gibi sıradan insanların azmettiricilikle yargılanmasını engellemek için ikinci derece azmettiriciler de türerdi. bunların bağlı olduğu pakette azmettiricilik ceza gerektiren bir davranış olmazdı. biz de azmettiricilere para ödemenin suç olmadığı bir pakete girip bu adamlara para öderdik.

    neresinden baksanız, öldürülecek adam başına 3-4 kişiye yeni iş imkanı çıkıyor; kiralık katillik gibi bir meslek kayıt altına giriyor; bu vergiler parası olmayanların ücretsiz yargı hizmeti alması için harcanıyor. kısacası, herkes kazanıyor.
    (recai pengül, 22.10.2009 23:45 ~ 23:48)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil