yayın akışı şu şekilde gerçekleşmektedir:
1. o sırada siyasi gündemde ne varsa kısa bir bakış. (gündemin magazinel boyutuyla ilgili süre uzayabilir. magazin programlarının getrmiş olduğu sistemle bir görüntü 10 defa verilmek suretiyle üzerine okunan metin anlamsızca genişletilerek zaman doldurulur.)
2. türban
3. yurdun değişik bölgelerinden kar görüntüleri.
4. her gün mutlaka soğukların sebze meyve fiyatlarını nasıl etkilediğiyle ilgili pazar gezintisi. (bu arada vatandaşın görüşleri sorularak "ay çok pahalı şunları aldım 100 milyonum gitti" demeleri istenir. elalemin pazar arabasının için görürüz)
5. yeni gelen/ gelecek olan soğuk hava dalgasıyla ilgili yetkililerden ve uzmanlardan bilgi.
6. istanbul'da kar yağışının dakika dakika ayrıntıları.
(3 ila 6. maddelere yazın soğuk ve kar yerine sıcak ve nem koyuyoruz)
7. haftada en az bir defa olası
marmara depremi haberleri. aynı şeyleri başka başka yüzlerden tekrar ve tekrar dinliyoruz.
8. hemen arkasından ucuz ev haberleri. burada evlerin içini en küçük ayrıntısına kadar geziyoruz. (haberi yapan muhabir evlerin özelliklerini sanki savaş bölgesinden bildiriyormuş havasıyla anlatmaktadır.)
9. işçi-memur-emeklilerle ilgili haberler ancak bu aşamada kendine yer bulabiliyor. (haftalık çalışma süresinin 72 saate çıkarılması, kıdem tazminatının tarihe karışması vs.. ancak lehe bir düzenleme varsa sıra numarası küçülebilir)
10. biz soğukları yaşarken güney yarımkürede yaz nasıl yaşanıyor? hakkında çeşitli plaj, mayolu bikinili kadın görüntüleri (bizde kış, onlarda yaz... allah allah, ne kadar ilginç değil mi? dünyanın 23 derece 27 dakikalık eksen eğikliğini yeni keşfetmiş olmalılar)
11. dünyanın değişik bölgelerinden
karnaval,
panayır veya
defile görüntüleri. her gün mutlaka bi yerde bu çeşit bi etkinlik olduğu için bu bölüm asla boş kalmaz. (mesela bu aralar
rio karnavalı var. bir önceki plaj görüntülerinin üstüne biraz da çıplak kadın poposu görüyoruz)
12. ilginç youtube görüntüleriyle biraz da gülelim havasında kapanış.
şimdi bu haberleri yabancı biri izlese, yahu ne şahane memleket bunların hiç derdi tasası yok galiba diye düşüneceğinden eminim. tamam da bu memleketin fertlerine aynı şeyi düşündürmeyi nasıl başarabildiklerini, açlığını, cebinde her geçen gün azalan parayı nasıl unutturabildiklerini anlayamıyorum bir türlü...