bilgi,kadir has,bilkent,sabancı gibi üniversitelerde okuyan öğrencilerdendir. bu öğrencilerin büyük çoğunluğu burssuz okurlar, bunlarında önemli bir kısmı yüksek miktarda tikilik özelliklerine sahiptirler.(bkz. genelleme yapmak)
içinde bulundukları sıkıcı durumdan dolayı,özel üniversitelerin de aralarındaki farkı hep vurgulamak isteyen kişiler olsa gerek.ama cidden de hepsini aynı kefeye koymamalı.çok iyi eğitim alanları da var.yazık ki okullarında öğrenci yerine müşteri sıfatıyla yanaşıyorlarmış onlara.ama sonuna kadar sömürsünler verilenleri,bilgi aksın her yerlerinden,böylece bok atmamıza izin vermesinler kendilerine,züppe olmasınlar,müşteri olmasınlar,faydalı olsunlar.**
bunların bilgisayar mühendisliğinde okuyan çok ilginç tipleri vardır. ders vermeye gidersiniz, visual c++ dersiniz, "o ne" derler, debug etmek dersiniz, "o ne" derler. veri yapıları dersinde ödevlerin sadece kağıt üzerinde yazılan kodlar olduğunu duyunca inanamazsınız. buna rağmen ikinci sınıfın son dönemine kadar gelmeyi başarırlar. *
özel üniversitelerden birine kayıtlı öğrenci.
özel üniversitede burslu, burssuz bir çok öğrenci bulunur. burda burslulardan yaramaz adam çıktığı gibi, burssuzlardan da efendi adam çıkabilir. tabi bu ortamların içinde yaşamayan çoğu insan olaya böyle bakamaz. özel üniversite = tiki mantığı hakimdir bu tip insanlarda. bu tip insanlara çok değerli önerim şudur ki: genelleme yapmayınız
genelleme yapılmaması gereken bir gruptur. bir kısmı geyik bir şekilde baba parasıyla össde puan yapamayıp diploma alırken, bazı okulların bazı bölümlerdinde burssuz öğrencilerin bile canlarına okunmaktadır
bir zamanlar bulunduğum pozisyon aslında burslu okuyordum ama ne olursa olsun diğer insanlardan bir farkımız yoktu , aynı havayı soluyup aynı yemekleri yiyiyorduk.
istemeden, önyargılı bir şekilde, haklarında "hafif salak ve hayatta paradan başka şeylerin de olduğunu idrak edemeyen" gibi tabirler kullandığım güruh !:genelleme yapmamalıyım!?!!:. özellikle yeditepe veya izmir ekonomi dendiğinde tüylerim diken diken olur. liseden sonra bu üniversitelere mensup olan arkadaşlarımın geçirdiği negatif yönlü değişimden dolayı olsa gerek.
fakir edebiyatı yapayım primimi alayım abi diyen sözde fırsat eşitlikçilerinin hedefi haline en çok gelen gruptur. hoş; bok atanların aynı imkanlara sahip olunca ne yapacaklarını tahmin edebilmek de zor değildir. parayla eğitim yerine baba parasıyla kahvelerde pineklemek nasıl daha kötüyse bu tip de insanlarla muhatap olabilmek de o kadar tehlikelidir. tamam madem sen eğitimde fırsat eşitliğinden yanasın canım kardeşim o zaman dersaneye gitme, özel ders alma; çoğu insan bunu bile yapamıo. yemekte kuru ekmek ye çünkü çoğu insan onu bile bulamıyor. evde oturma sokakta yat. imkanlarını eğitim uğruna harcayanlara da bok atmamayı düşün kendinle yalnız kaldığın zamanlarda.
tarihin ilk üniversitesinin paris'te, zamanın gözde eğitmenlerinin bir araya gelip, zengin aristokrat ailelerin çocuklarına özel ders vermeleri şeklinde kurulduğunu düşünürsek, tarihte ilk üniversite öğrencisi olan bireylerdir. günümüzdeyse maalesef bir çoğu ne kadar şanslı olduğunun farkında değildir; akıllı tiplerse burslu olsun olmasın zaten bir şekilde sıyrılarak kendilerini gösterirler.
tarihte ilk üniversite olarak plato'nun akademisi, hadi arada var olmuş bir yığın ekolü geçtim modern üniversite kavramının ilk temsilcileri olarak magnaura üniversitesi (istanbul, 849) ve ondan sonra açılmış salerno ve bologna ünversiteleri (1088) sayıldığı için pek de tarihte ilk üniversite öğrencileri sayılmazlar. (paris üniversitesi de 1100'de açılmıştır. ek bilgi olarak sunalım.)
-ekşiya ne?
- dağlarda yaşayan, yol kesen, haraç alan... yani senin benim gibi insanoğlu...
ne zaman bir genelleme görsem eşkıyadaki bu sahne gelir aklıma. doğu insanı, yolunu kesip parasını alan eşkıyaya karşı bile bu derece anlayışlı ve hoşgörülü olan, kim olursa olsun "senin benim gibi insanoğlu" olmasını daima ön planda tutan tavrıyla öğretmiştir tüm dünyaya tevazuyu ve kendini bilmeyi *. ama büyük şehirlere sıkıştığımızdan mıdır, ait olmadığımız hayatları yaşamak zorunda bırakıldığımızdan mıdır, kendi kendimizi kırmaya, birbirimizi ezip yok etmeye kararlı davranıyoruz artık hepimiz. devlet okuluna gidenler özel okula gidenlere laf eder, üst sınıflar alt sınıfları ezer, yoksullar zenginleri kötüler, zenginler yoksulları aşağılar olmuş artık. aynı soyun çocuklarıyız işte hepimiz, kabullenelim bunu. biz elin amerikalısı gibi birbiriyle sidik yarıştıracak, elin avrupalısı gibi durduk yerde bin parçaya bölünecek burjuva kültüründen değil, paylaşımcı ve barışçı anadolu kültüründen yetişmiş bir milletin çocuklarıyız. özel üniversite öğrencisi diye bir genelleme yoktur ; öyle özel üniversite öğrencileri vardır ki canlardır, öyle devlet üniversitesi öğrencileri vardır ki bin kere tükürüğünüzde boğmak istersiniz. her insan bir bireydir ve onu birey kılan kişilik özellikleridir : ne maddi imkanları, ne eğitim almak durumunda kaldığı kurum, ne yaşadığı semt ve ne de başka bir şey. aslolan tek şey insandır.
gerisi hikaye...
üniversiteden mezun olduktan sonra iş hayatında genellikle daha başarılı olan, daha kolay iş bulan kişilerdir. farklı gelir gruplarına mensupturlar aslında, içlerinde yazın üç beş ülke gezmeden rahat edemeyenler, başbakanı cep telefonundan arayıp görüşenler, okulda kurduğu kulübün icraati olarak falanca holdingin patronu olan dayısını konferans vermeye çağıranlar olduğu gibi ortalama tekstil fabrikatörleri çoğunluktadır, yine üst düzey memur emeklilerinin çocukları, veya işi yolunda çiftçiler de bulunur.
işe girerken öncelik bazı düşünmezlerin zannettiği gibi boğaziçi, odtü mezunlarında değil, özel üniversite mezunlarındadır, aileden mensup oldukları çevre onlara bir çok kapıyı açar. zaten çoğunlukla iş aramazlar, işveren olarak hayata atılırlar, falanca devlet üniversitesi mezunlarını mülakatla işe alırlar.
yaşadığım bir olayı anlatıcam.bigün final zamanı evde sıkılmışsınızdır özel ünili arabalı bi arkadaşınız sizi çağırır ve onların değimiyle cadde yapılır neyse olaya geçim bir kızın alttan 8 dersi vardır ve 2.00 ortalamayı geçemediği için 3.sınıfa geçmesi imkansızdır bu yüzden üzgün olduğu düşünülür ve üstüne gidilmez bu bayan sarışın ötesi ve kahverengi buronz teniyle birden aklıma takıldı bişi sorucam der
_ yaa kangular aklıma bişi takıldı yaa ben bi denizlik aldım
-denizlik?
_yaa işte şimdi bikini gibi değil ama mayokinide değil.
-nasıl birşey
_yaa şimdi bikini ama bu bikini iki iple alt tarafınlan bağlanmış ve ortasında düğüm var yaa şimdi ben ne aldım yaa.?
tek derdin bu olsun demekle beraber bu bikiniyle mayokini arasındaki nesneye yoki den gelme yogi diyorug.kaçan hocalar neden geri dönüyor anlaşılıyor.
-teyze hangi bölümü yazayım uluslarası finans mı hukuk mu olsun
-hukuk yaz oğlum ne kadar güzel bir bölüm
-yaa ben ders çalışmayı sevmem yapamayız şimdi o bölümü biz
abi bizim puan 149 girecez artık bir bölüme hukuk düşünüyor bizimkiler ben yazmıyacam abi, param var istediğim gibi okurum niye karışıyorlarsa
tarzı muhabbetlerin dönebildiği üniversitede