|
|
- atlas dergisi editörü. kim olduğunu bilmesem de aşağıdaki satırları yazabilmiş birisi olması saygımı ve takdirimi kazanmasına yetmiştir.
güzün fotoğraf altı
.
.
"öd küzerdi" derdi atalarımız.
ya da "zaman güze döndü".
erfelek ormanında dallar birbirini hızla kamçılıyordur şimdi. delicesine. sen göremezsin-plazada mevsim değişmez. manzara sonbahara geçmez. son ve bahar buluşmuştur orada. sen göremezsin.
bulutlar geçmişe koşar. nemli doğu rüzgarıyla. vahşi sevinç savurur sarı yaprakları. ne ki, gönülsüz bir terkediştir bu eylem.
çünkü her yaprak başı eğik düşer...
o uzak ormanda, küçük balıklar oyuklarına kaçışır yılan yeşil ırmakta. yapraklar örter her şeyi. elleri, gözleri. alev sarı örtüsüyle. örter, toprağın anısını.
düşse de gökten hafif hafif, yine de yırtar teni yaprakların kaya keskin kenarları. sen duyamasın. örter ufku. kaldırımları. eski kapaklarını dergilerin.
bozar zamanın geometrisini.
bir şemsiye uçar çarparak asfalta defalar defa... kopmuş bir el asılır havada. sen göremezsin.
iki son-bahar vardır aslen. biri, düşen için, biri ise döken içindir yükünü. biri kalan, biri giden içindir.
bazen yan yana getirilen sözcükler, birbiriyle yakın ilintili, ya fazlasıyla dost ya da fazlasıyla düşman olarak yakın ilintili gözükür. hiçbir lügat, bu yakınlığın sırrını vermez ama siz yine de bu sözcükleri aynı mendilin içine usulca koyup saklarsınız, belki bir gün aralarındaki ilişkiyi bulurum diye. güz ve kuz öyledir. belki, belki giz bile güz'le öyle böyledir. sararan yapraklar neyi gizler, neyi kimden gizler. bu bilinmez.
çatısı uçmuş bir evde oturmak isterdi editör, güz yaprakları yağsın diye içeri
not: bu güzel yazıdan (ki tamamını alıntılamadım) haberdar olmamı sağlayan koutali'ye teşekkürler.
- geçen yıl itü fotoğraf kulübü'nün düzenlediği atlas günleri'nde okulumuza söyleşiye gelen yüce insan. herhangi bi konu hakkında sabaha kadar anlatsa dinlerim valla.
|