eskilerden, hem de hiç beklenmedik bir anda gelince samimiyetiyle insanı şaşırtan, bünyeyi alt üst eden, kişiyi ışık hızıyla yıllar öncesine götürebilecek güçte bir sözcük.
"özür dilemek de özürle avuntu bulmak gibi acizliktir."
bu sözü kim söylemiş bilmiyorum. oscar wilde yazsaydı dibinde, durur bir daha okurdum. ya da cenap şahabbettin.. ama madem bilmiyorum kimin söylemiş olduğunu, varsın bundan böyle, günahıyla da sevabıyla da benim sözüm olsun.
sözü sahiplenmek garip bir şey. davranışların kendisini bir kenara atıp, ses tellerine değidikten sonra dudaklardan çıkan evrilmiş heceleri sahiplenmek ve bunlar üzerinden bir şeyler beklemek, belki de insanoğlunun yarattığı en dehşetengiz oyun. aynen özür dilemek gibi, ya da sözlere kanıp yapılmışları unutmak gibi.. kimi zaman hepimizin aslında aynı polyanacılığı oynadığımız düşünüyorum.. ne de olsa çözüyor ya özür her şeyi..
peki sözler mi bizi birbirmize bağlayan şey.. öyleyse nedir öpücüğün, dokunuşun değeri.. beklentilmiz hep güzel(bize güzel olarak belletilmiş) sözler mi duymak?
açıkçası ne demişse başbakan demiş, güzel demiş. "biz özür diliyorumun daniskasıyız.."
mealen, yaptıklarımızın sorumuluğunu alamayacak kadar çocuğuz.
bir televizyon filmi. kanal 7'de yayınlanıyor an itibariyle. kız bir yerde çalışıyor başını kaçırdığım için pek göremedim. çocuk da zengin falan. çocuk kızı beğeniyor yemeğe davet ediyor. kız bir geliyor ki topal. çocuk bir garip karşılıyor falan. ilk buluşmada işte sürekli kızın topallığıyla ilgili sorular falan soruyor kız kalkıyor gidiyor evine ağlaya ağlaya. işte kız hönkür hönkür ağlıyor ediyor, annesi teselli ediyor falan. kız çocuk felçi geçirmiş o yüzden tek bacağı tutmuyor topallayarak gidiyor falan. işte kız başka bir arkadaşına anlatıyor " topalım diye sevmedi" bla bla. işte tam kız çalıştığı fabrikaya gidiyor kapıda bizim "ehehe topallık da zor ha" diyen adam bunu bekliyor özür falan diliyor.
barışıyorlar kız ile çocuk. sonra işte kaynaşıyorlar ediyorlar evlenmeye karar veriyorlar. kız annesine anlatıyo' anne çok seviniyo' kızını mutlu gördüğü için vesaire. zengin adam da annesine anlatıyor işte iyi kız hoş kız ama küçükken çocuk felci geçirmiş falan diye. " haaa topal yaniii, çolak ayağıyla peşinde nasıl gezecek ahahha" şeklinde bir dalga geçiyor kadın. işte çocuk sinirleniyor falan. sonra istemeye gidiyorlar, anne kızı görüyor, "ayy topal ayakla ev işi yapmak zor olmuyo mu evi çekip çevirmek falan " diyor, kız ağlaya ağlaya odasına gidiyor. çocuğun babası kızın annesini telkin ediyor işte "olacak bu iş " falan gibisinden.
sonra bunlar her şeye rağmen evlenmeye karar veriyorlar, tam nikah kıyılacak kızın evinde işte kız mutlu çocuk mutlu falan, anne yok piyasada. cort diye anne geliyor. "ahahah topal karı kaptın mis gibi çocuğu, oğlum sana gelecek olursak, benden sana zırnık para çıkmaz, babanı bilemem" diyor. çocuk bir an bir annesine bir kıza bakıyor. kız da "vay orospu çocuğu para için tereddüt ediyorsun ha" diyerek kalkar içeri koşar. kapıları kilitler falan. işte kapıları kırıyorlar falan bakmışlar ki kız ilaç içmiş "hörkk hörkk" diye diye iç çeke çeke ölüyor. (nasıl 3 dakikada ilaç tesir ettiyse) neyse işte ondan sonra kızın annesini gösteriyor kadın hastahanede hademe olmuş yerleri siliyor. bir kadın da "biri bana yardım etsin yere düştüm" diye haykırıyor. bizim kızın annesi aramaya çıkıyor kim bu diye. bir bakıyor ki ne görsün, bizim çocuğun anası kokoş kadın tekerlekli sandalyesinden düşmüş "ağoııı ağoııı" diye ağlıyor. üstünde köylü kıyafetleri falan. kızın annesi diyor "sen benim kızımla dalga geçtin otel odasına 3 günde anca yürür" diye dalga geçtin, sen kötürüm oldun şimdi diyor. "hatta senin bacakların değil kalbin kötürüm olmuş kötürümmmm" diye bağırıp odayı terk ediyor. kadını da yerden kaldırmıyor. ve film bitiyor.