belki ilginizi çeker
  1. · ama özünde iyi bir insan
  2. · komünistler faşistler şeriatçılar özünde aynıdır
  3. · adanalı kızlar
  4. · iyi biri olmak
  5. · kapı otomatiği
  6. · bir suçu hiç kimseye zarar vermeden işlemek
gündem
  1. · giyotine yolladılar gitmedim
  2. · the twilight saga new moon
  3. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  4. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  5. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  6. · ece gürsel
  7. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  8. · itü sözlük toplu intihar zirvesi
  9. · ma verd

özünde iyi olmak  

  1. muhabbet içinde "ne mal adam lan" diye atıp tuttuktan sonra ortamda o malın sevgilisinin de olduğunu anlayınca söylenen toparlama sıçması. dönüşü yoktur.
    (stairway to heaven, 06.05.2006 23:23 ~ 06.04.2007 19:02)
  2. (anakin skywalker, 07.05.2006 22:14)
  3. ortaokulda bir türkçe dersinden zihnimde yer etmiş bir varsayımdır, önkabuldür. kötü olmak çaba göstermek demektir oysa iyi olmak için etliye sütlüye karışmamak yeterlidir diye belledik, belletildik. bense aklım yettiğince ilkokuldan beri kötü bir insan olmayı istedim. en sevdiğim kahramanlar kimseyi sallamadan sikinin doğrusuna gidenler, şekilli adıyla anti-kahramanlar oldu. yürek burkan, kahır çektiren, ağıt yaktıran, göz koyduğunu hakkı bilip hakkını kimsede bırakmayanlara hayran oldum. medeniyeti düşman bildim kendimi de barbar. düşmanlarımın acıları benim için kahkaha idi, ya da ben öyle olmasını istedim. ama hiçbir zaman istediğim gibi karizmatik bir kötü olamadım.

    kötü olmanın yolu hayvanları sevmemekten onları acımasızca öldürmekten geçiyordu ben sekiz yaşında genetik mühendisi olacağım diye tutturup çekirgeleri tahta parçalarıyla ameliyat ettiğimde. çılgın, dahi ve kötü yürekli bilim adamı olup dünyaya kan kusturacaktım ama balkonda bulup evimize aldığımız muhabet kuşu iki hafta içinde ölünce kendimi ölüsünü dürtüp gözyaşı dökerken buldum. şer eksenindeki akademik kariyerim böyle sona erdi.

    kötüler hep haklıydı. hırsızlık onlar yaptığında haklı bir mülkiyet davasına dönüşüyordu. sitemizin yakınındaki ayçiçeği tarlasına dadandım bu kirli işten onlarca misket ve sporcu kağıdı kâr etmek amacıyla. kötü ve karizmatik de olsa bir kahramanın yaşamak için ticaret yapması elindekilere karşılık pazarlık etmesi gerekiyordu. sistemin uşağı ve kahrolası bir aynasız olan babam beni ilk işimden elimde ganimetle dönerken suçüstü yakaladı. kötülük kariyerimdeki karaborsa ve mafya yapılanmam itirafçı olup "saflığımdan yararlandılar" gibi rezil bir savunmayla son buldu.

    ne olursa olsun filmlerdeki karizmatik kötü adamlar yakınlarına zarar vermekten çekinmiyordu. ben de aile büyüklerinden ne kadar rant sağlanabiliyorsa hepsini kuzenlerimin elinden almaya karar verdim. henüz üçüncü sınıfa giderken bir kötü gerekirse emeğini kullanarak çıkarına hizmet etmeli diyerek koca bir akasya ağacını nacakla parçalara ayırdım. böylece zavallı dedem en çok beni sevecek diğer sümüklülere vereceği parayı da bana verecekti. işim bittiğinde muharebe alanında düşmanlarının kanına bulanmış muzaffer bir kıyıcı gibi nacağımı kaldırıp dedemin karşısına dikildim alnımdan götüme kadar terler süzülürken. tüm karizmam dedemin hey maşallah deyip kat kat göbeğimden ve adaleli sırtımdan osuruk sesleri çıkararak öpmesiyle yerle yeksan oldu. dahası yardakçı sümüklüler de ben ağacı parçalarken ucundan kıyısından tuttukları için ganimete ortak oldular. anladım ki yardakçılar etraftayken emeğimle bir yere gelmem çok zor. kötü bir kahramanın aklını da iyi kullanması gerekiyor. böylece kıçımı kaldırmayıp karşı koyulmaz sevimliliğimi ve kılıçtan keskin zekamı kullanmaya karar verdim. anneannemin bir sabah bana yaptığı bakkaldan çikolata alayım teklifini ben tek başıma yiyemem büyüğünden al diğerleriyle de paylaşayım diyerek kendimce dahiyane geri çevirdim. üç beş tane büyük tüp çokokrem beklerken yarım kiloluk çokokrem kasesiyle karşılaşınca kahvaltıda iştahım kesildi. anladım ki benim umut sarıkaya karikatürü hısmım akrabam kötülük yapmaya elverişli değil. kötü olmak elverişli şartlar istiyor.

    gerçek kötülerin hepsi hem başarılıydı hem de kızlara kötü muamele ediyor onları ağlatıp arkalarında bırakıyordu. ben de sınıf birincisi olduğum için etrafımda bolca bulunan kızların eteklerini kaldırıyor saçlarını çekiyor dansa davette göt ediyordum. meseleyi yanlış anladığımı ortaokula başladıktan bir süre sonra kamışa su yürüyünce fark ettim. kızları fiziksel değil duygusal yönden yıpratmak gerekiyordu. bir kötü arzulanmalı ve kendisini arzulayanları kullanıp bir köşeye atmalıydı. yakışıklı yani sivilcesiz bir kötülük pratisyeni olarak kızların ilgisini çekiyordum elbette. bel altı muhabbetlerle onları mahçup ediyor yanaklarını kızartıyordum. bir gün salak abazanlarla gerçek mi cesaret mi dediğimiz şişe çevirmece oyununu oynarken bir kötüye yakışır biçimde cesaret isteğimi yineledim. görevim benden çokça çekmiş eski sıra arkadaşım olan kıza teklif etmekti. karşısına dikilip "benimle çıkar mısın" dedim masum ve zavallı kıza. birkaç saniye düşünüp utanarak olur dedi kız. damarlarında kötülük akan bir fırlama olarak durur muyum, yapıştırdım cevabı"peki iner misin". yere bakan yürek yakan olmak bu değilmiş yaşamak bu değilmiş meğer. bilemedim yanıldım. bir kötü yanılmamalı.

    şimdilerde hala kötü olmaya çabalıyorum. şeklen. kaşlarım çatık alışkanlıktan olsa gerek. insanlar benimle iletişim kurmak istemiyor pek. iticiyim ilk izlenimle. iletişim kurabilenler ve türlü gıcıklığıma katlanabilenler özümde iyi bir insanım diye seviyor muhtemelen beni, "iyi bir insan mıyım" diye sorduğumda "değilsin" deyip kahretseler de. bu soktuğumun özü ne biçim bir naneyse istediğim halde kötü olamadım. en gıcık olduğum arkadaşlarımın evini taşıdım, istenmeden borç verip kendim faiz batağına saplandım, başkasının ödevini yaptım kendim dersten kaldım, terk edersem üzülür diye sabrettim bağlandım götüme aşk acısının budaklı kazığını yediğimle kaldım, en kötüsü hep sürüncemede kaldım. iyi miyim kötü müyüm kara veremedim. hala hak yemem çalıp çırpmam, köyün pınarını onartmadıysam da yardımseverim, cumaya bile gitmesem de dua edip öyle yatarım, kızın kalbini kıracağım diye açılamam zinhar tavlayamam, fizan'a gidelim deseler artçı düşerim, evlenelim deseler dakkasına takım giyerim, yarak var deseler tuz yetiştiririm. dedim hala kötü olmaya çabalıyorum diye. ancak hayali kaldı. last fm'e bad to the bone yazıyorum moda giriyorum. daha doğduğumda tırsıtmışım herkesi, yürekler yakmışım, analar ağlatmışım. oysa dönüp bakıyorum geriye, buruna kadar boka batmışım. iyi olmaya bu kadar zorlasam, istesem atom mühendisi evliya başbakan bile olabilirmişim. insan harbiden özünde iyi herhalde. ama natural born killer olmak vardı anasını satayım.
    (herzevekil, 04.03.2009 01:02)
  4. (o kadar mutluyum ki şimdi kusabilirim, 04.03.2009 01:05)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil