belki'lerle koca bir yaşam..
önce'yi atıp sırtına,
sonra'yı katmak önüne..
geçiş'ler..
başı belli, sonu yarım.. yaşam'dan yaşama bir solukluk koca bir yolculuk!.. halsizlik.. ellerimi cebime attım.. bu şehirden bana koca bir yalnızlık kalmış.. ceplerim bomboş.. ayak bağlarım çözülmüş.. eğildim ve sırtımı döndüm.. kan-sız(ı)-lık.. yer'den yemeyi severim ben.. köşede plastikten bir bardak..onlar eskimiyor yaşam gibi.. uzattım elimi, yetişemedim.. eksik, yarım.. kısa kaldım.. bir çare!.. yardımsever bir yaşam yolcusu.. gitti, eğildi ve bardağı aldı eline.. geri döndü.. baktı yüzüme.. yazık!.. sen bu kadarsın ve ki sen'den bu kadar.. yazık.. düşünmedim o vakit.. nasıl olsa sonra hücum edecekti bu söz'ler..
söz değil miydi ki önce saplanırdı ruh'a, ve sen çıkarmaya başladıkça yerinden kanatıp var'lığının hissini veren o değil miydi?
plastik.. baş hizamdan bakıyorum ardına.. sonrası bulanık.. ardı bulanık.. yaşanılan dünya'lar bulanık.. bulanık yaşıyor bu insanlar.. yere döndüm yüzümü.. epeyce bir yaşam birikmiş yerde.. uzandım ve bardak bardak içtim.. ben içtikçe o yerde yerini alıyordu..
yaşam, ayak uçlarımda ince bir sızı..
doğrulamıyordum.. zaten doğru da değildim ki.. zorluk.. yerin dibine girer bir hal.. yüzleri birbirne verilmiş karşılıklı iki ayna.. ortasında ben.. etrafımda bulanık yüzler.. olmuyor.. gözlerimi kapattım, ankara'nın sokakları'ndayım.. ben durdum, yaşam ayak uçlarımdan aktı..
''
şimdi!''.. iç cebimde uykuya dalmış..
hesapsız irdeleme..
yaşam.. gelişine dönmüş, birbiri ardına sıralanmış notalar.. yaşam'dan notlar akıyor.. yer ile temaslarımdan yaşam'a kırmızı izler kalıyor.. ayak izlerim beni ele veriyor.. geçtiğim yollarda kim bilir kaç yaşam ardımda kaldı.. kim bilir kaç ruh
ben'de kendi gençliğini gördü ve iç çekti.. kim bilir.. iç'ten içe yaşananlar.. hepsini iç kalenin diplerinden kazıp çıkartanlar.. kale'yi kendi elleriyle yıkıyorlar.. bırakın kalsın.. kalsınlar yerlerinde.. kalsınlar öylece.. öylesine.. onları çıkarken gün yüzüne, siz karanlığa giriyorsunuz.. onları alırken avuç içlerinize, toprağa gömüyorsunuz kendinizi.. bırakın kalsınlar..
kendine yalnız arayış yolcuları.. önce şükredip göğsüme bastırdım.. sonrası inkar.. münker ve nekir..
sevgi.. öylesine mi?.. sanmıyorum.. uzat elini sana sevgimi vereyim.. korkma hiç, acımayacak.. dur ne yapıyorsun.. hayır korkma.. sevgi ve yaşam akacak.. ben'den sana.. sen'den toprağa.. derin bir kesik.. avuçlarımdan yaşam akıyor.. yaşam ben'den akıyor.. ver sağ elini bastır avucuma, diğerini ise toprağa bastır.. toprağa can vereceksin.. ki benimkisi pek kıymetsiz bir yanıdır bütün'ün.. tüm'den gelip parçalara ihanet eden bir yan.. ellerinden akan benim can'ım.. ellerinden akan ben'im..
son yok.. son'unu sanmıyorum..
sonu da yaşam gibi öylesine ve fakat ölüm adına.. kimileri yaşamak ve yaşatmak için teslim ederler emanetlerini.. kimileri ise ölüm adına yaşarlar.. emanete ihanet ettim, avuçlarımda öylesine..
son'lu bir sonsuzluk hali.. birbirine devreden yaşam piyangoları..
biletim
kayıp.. bulana avuçlarımdan sızan bir bardak kan kırmızısı
yaşam vereceğim..
son sızı ve ;
..
abıefsun..