görseller
öykü berköykü berk
öykü berköykü berk
belki ilginizi çeker
  1. · cem köksal
  2. · tuana
  3. · sözlük yazarlarının öykü berk e olan haklı nefreti
  4. · paralel evrende olup bitenler
  5. · ıssız adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 kişi
  6. · öykü berk kardeşler
  7. · sarıl bana
  8. · funtwo
  9. · öykü serter
  10. · dinlemekten boku çıkarılmış şarkılar
gündem
  1. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · yasaklanması gereken şeyler
  4. · zongul ducks
  5. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  6. · yeşim salkım
  7. · kar yağarken hissedilen duygular
  8. · sözlüğü ortam yapma amacıyla kullanmak
  9. · eskiden insanlar tüp kuyruğunda tanışıp evlenirmiş

öykü berk  

 sayfa  / 4
  1. öykü adlı kızımızın sesi pek bi güzel, yüzü de öyle. ama sesinde biraz yıldız tilbe havası var, bundan kurtulması lazım. berk adlı oğlanın sesi ise çok kötü, hiç ses çıkmıyor adamdan. şarkları sadece öykü insanı söylese daha güzel olur gibi.

    ek: bu giride tanım yoktur. halbuki bundan önceki girilerde beklenen tanımlar mevcuttu. sonrakilerle idare ediniz...
    (eskiunited, 26.12.2007 17:22 ~ 10.05.2009 04:07)
  2. çok güzel bir çalışma yapmışlar. özgüvenleri de yüksek. youtube desteğini de arkalarına almışlar. önleri açık.
    (dide, 01.01.2008 14:04)
  3. eski bir türküyü yeniden sevdiren insanlar. çok severek dinliyorum.
    (özlemce, 01.01.2008 14:26)
  4. (pa, 01.01.2008 14:29)
  5. berk'i döverim gibime geliyor. zaten youtube'dan aldıkları gazla kendilerinden geçmiş vaziyetteler, gafil avlarım herhalde. hele bir de şarkıyı icra ederkenki gibi "eaalamazsan.. eealamaz eealamazsan.." derken yakalarsam deli gücüyle falan saldırırım, alırım aşağı berk'i.

    fakat öykü sakat, gözümü korkutuyor. fazla kıpır kıpır geldi bana, çok sık salınım yapıyor, periyodu da değişken hem. yancı lazım bana. sonuçta "doğuştan yetenekli" gençler bunlar bir de, diyorum ya, öykü sakat. yancı şart, tek başıma bunu yapamam. yancıdan tiksinirsen "ortak" da diyebilirim, sorun yok. hedef odaklı olmak lazım, detay bunlar hep.
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 01.01.2008 20:47 ~ 20:49)
  6. son şarkılarının kliplerinde sıçar gibi şarkı söyleyen insanlar. grup galiba bunlar.. du bakalım..
    (donnie darko, 04.01.2008 02:14)
  7. 'sabunu koydum leğene, gör başıma ne gele'
    diye başlayan türküyü de flamenkolamalarını beklediğim ikili.
    (casillasmania, 16.01.2008 17:33)
  8. evlerinin önü boyalı direk türküsüne aşık biri olarak tekrardan böyle güzel bir şekilde çıkmasına acayip sevindim. lise yıllarımızın şarkısı hatıralar tepreşiyor ama yine de ağlatıyor arada yaw.

    beni gören deli olmuş sanıryor...
    ölürümde ayrılamam yar senden!

    (berk bu arada)
    -"yürü be!" mi diyor acaba...
    harikalar... yaşa yaşa!
    (bakarsinbirigelirelimdekielmayiyer, 21.01.2008 12:04)
  9. abartmayı ne kadar seven bir millet olduğumuzun kanıtıdırlar.
    (jenesaispas, 21.01.2008 12:51)
  10. natacha atlasın üzerine gypsy king katılmış ve de bizlere bunu sunmuş gruptur. ilk başta alışması zor olsada dinlendikçe sevilesi müziğe imza atmışlardır.
    (horasco, 01.02.2008 12:26)
  11. dinlemem, dinleyeceğimi de sanmıyorum, üzgünüm ama birkaç ergen haricinde takipçisi olacağını da zannetmiyorum (o da berk'in hatrına)

    eleştirilerimden bazıları şunlar;
    berk'in tdk sözlüğünden mütevazı kelimesinin anlamına bakması gerekiyor. "böyle bir patlama yapmayı bekliyor muydunuz?" sorusuna "evet, daha fazlasını bekliyorduk, hak etmiştik" türünden cevap vermek antipati yaratır.

    öykü'nün dış görünüş olarak kendine daha uygun bir stil bulması gerekiyordu. daha iyi bir saç modeli, makyaj ve giyim konusunda biraz özen gibi. objektif karşısına geçiyorsanız en azından yüzünüze bakılabilir olması lazım.

    ama ama ama, yine de bu kardeşleri yerden yere vurmayacağım. müziklerini eleştirenler "türküyü ne hale getirmişler" diyenler çok büyük ihtimalle flamenko hakkında pek bir şey bilmiyorlar, endülüs çingenelerinin tarihi kültürlerinin bir yansıması olan bu tarza bence bu türkünün * armonisi de gayet uymuş, böyle bir girişimde bulundukları için öykü ve berk'i tebrik ediyorum. ama böylesine bir patlamayla sırtlarını dayadıkları pop müziğe pek güven olmaz. benden söylemesi.

    flamenkoyu yansıtan türkçe diğer güzel eserler de maalesef 90'ların ortalarında veya sonlarında kaldı. neyse o başka bir konu.

    son olarak bu kardeşlerin ikizliği hakkında dikkatimi çeken bir şey var. posta gazetesinden bir bayanla röportaj yapıyorlar. gazeteci bunlara "ikizmişsiniz, acaba tek yumurta ikizi misiniz?" diye soruyor. berk de uslu uslu "hayır, çift yumurta ikiziyiz" diyor. gazete de bu diyaloğu aktarmak için elektrik, kağıt vs. harcıyor, ilginç.

    ben berk'in yerinde olsam "hanfendi kör müsünüz? o kadın, ben erkeğim. bariz olarak cinsiyetlerimiz farklı ve sizce birbirimizin aynısı gibi mi duruyoruz? tek yumurta ikizi olmamız için gen dizilimimizin birebir aynı olması gerek yani cinsiyetlerimizin farklı olmasına imkan yok, anlatabiliyor muyum? sizi mezun eden okulların müdüründen öğretmenine herkesi tebrik ediyorum" diye cevap verirdim. evet.
    (rasmus, 09.02.2008 04:43 ~ 04:50)
  12. yapılan müzik beğenilmeyebilir, dinlenmeyebilir ama köstek olmak çok mantıksızdır. nitekim bu arkadaşlar daha önce hiç yapılmamış bir şey yaptılar. kanaatimce de çok güzel oldu ama önemli olan beğenip beğenmemekten çok yapılana saygı göstermek. flamenko çok emek isteyen ve yapılması çok zor bir müzik türü. ama bizim insanımız sözü müziği birisinden alıp, klibi yurt dışından çalıp, emek sarfetmeden yapılan müziğe prim verirken; ciddi emek isteyen bu müziği "canım türküyü sik etmişler" diyerek bir kenara atabiliyor.

    daha önümüzde çok taze bir örnek var. amy winehouse diye bir kadın çıkıyor jazz ve rnb müziği harmanlayıp ortaya aslında pek yabancı olunmayan ama son yıllarda modası geçtiği söylenen soul müziği çıkartıyor. ve bu yaptığıyla dünyanın en büyük müzik ödüllerinde, grammylerde, 5 ödül alıyor.

    işte orijinal müziğe türkiye'nin ve dünya'nın bakış açıları.
    (phoarbix, 16.02.2008 11:45 ~ 13.04.2008 10:16)
  13. rodrigo y gabriela imitasyonu.
    (tremonti, 28.03.2008 14:22 ~ 14:23)
  14. medyanın aradığı malzemedir öykü ile berk, maalesef kısa zamanda yükseliş kısa zamanda düşüşü de beraberinde getirecektir. hoş, aksini umuyoruz orası ayrıdır.

    aslına bakarsanız normal şartlar altında yoktur böyle bir şey, fakat medyamızın görmemişler gibi atladığı her olgu kısa zamanda tükeniyor. buna bir de değer bilmez tüketim toplumunu eklerseniz ortaya çıkan sonuç oldukça vahim.

    fakat kendileri hakkındaki yorumum olumludur, kabahat işbu kesimdedir.
    (kane, 28.03.2008 14:35 ~ 14:36)
  15. white stripes çakması. inşallah kardeşlerdir bunlar. sonradan evli çıkarlarsa çog pis söverim.
    (hubede, 28.03.2008 15:05)
  16. öncelikle bu gruba müzisyen diyenlere şaşıyorum! her konservatuvar bitiren müzisyen mi oluyor? müzisyenlik bu değil.

    berk i hiç katmıyorum bu eleştiriye kendisi nazarımda iyice rezil olmuştur çünkü.(akıllara zarar sesiyle)

    öykü dersen ilk amatör kaydı fena değil ama bütün canlı performansı fiyasko. ses çok tiz ve yukarı çıktıkça detone. nağme yapayım derken şarkıyı öldürüyor geçişler ise yerlerde.

    bizim insanımız fazla abartmaya meraklı.

    ama bu cesareti gösterdikleri içinde öykü-berk i tebrik de ediyorum ayrıca. zira piyasada çok güçlü sesler var ama cesaret yok!
    (bugi, 28.03.2008 15:56 ~ 16:04)
  17. öykü ve berk müzisyendir çünkü:

    makam bilgisinden bihaber olarak (söyleyememesinden o çıkıyor) ara nağmelere çıkıyorlar.
    gitarı iki tarayıp flamenko yapıyoruz diyorlar.
    flamenko müzik yapıyoruz diyorlar albümde gitarları erdem sökmen e çaldırıyorlar. flamenko yapan bir topluluk (iki kişiden oluşsa da topluluktur) gitarlarını dışarıdan bir gitarcıya çaldırmamalı. çünkü flemenko denilen müzikte gitar da şan kadar solisttir. bu bas şarkıları albümü yapıp albümü başka basçıya kaydettirmeye benziyor.

    e ben daha ne diyeyim. türkiyede ilk defa flemenko yapıyor insanlarımız sahip çıkmıyoruz. peh peh peh...
    (jellyjam, 28.03.2008 16:06 ~ 31.03.2008 16:41)
  18. flemenkonun ellerinde can çekiştiği canlılardır.
    (bulanti, 28.03.2008 20:51)
  19. iki çıkı çıkı yapıp, ale ale diye bağırıp, kulağımı skerten insanlar topluluğu.
    (sükun, 28.03.2008 20:56)
  20. aslında bizim insanımız abartmaya değil kösteklemeye meraklı! (ama sadece kaliteli işler için yapılan bir durum bu)
    çok abzürt bir örnek olucak ama hülya avşar orasını burasını açıp, bilmem ne gibi sesiyle şarkı söyleyince o sanatçı oluyo... ama niyeyse doğru işler yapan insanlar basit, başarısız....
    her konservatuar bitiren müzisyen olmuyo efendim... diplomalı cahiller çok maalefes ülkemizde. öykü-berk in müzisyen olduğunu anlayabilmek için onları duymak değil dinlemek; bakmak değil görmek gerekir.
    bir kere o medyanın abartmasıdır, yok efendim onun sesi iğrençtir, elini sallıyo bitiriyo işi vs. biz (millettimiz) eyvallah abartıyoruz, peki you tubedaki milyonlarca tıklayan insanın hepsi mi türktü kardeşim? ispanya'dan ropörtaj yapmaya gelen gazateciler türk müydü?ispanya, japonya, belçika, almanya, amerika’dan gelen albüm teklifleri türk yapımcılardan mı geldi? yoksa biz dünya milleti olarak abartıyor muyuz?
    bu yorumları yaparken acaba onların konservatuar dışında ne yaptılarından haberiniz var mı?
    en azından gazete okuyup öğrenebilirdiz. ben aktarayıp:

    berk:ruhumuzda bu müzik var. paco de lucia’dan sonra araştırmaya, öğrenmeye başladık. pera’da eğitim alıyorduk. evde de duquende, potito, la tana, miguel parada, guadiana, montse cortes gibi birçok flamenko sanatçısını dinleyerek kendimizi geliştirdik. sonra ben bu isimlerle ispanya’da canlı performans yapma imkanı buldum.

    berk: flamenkoda detone vardır. doğal bir müzik yapıyorsun, detone olursun. yapmacık olursan, pürüzsüz olursun.

    ayrıca:http://oykuberk.com/biografi.html

    biz bırakalım yabancılar alkışlasın. her zaman olduğu gibi...

    adamların mükemmel şarkı söylemek gibi bi derdi yok. öyle olsa flamenko olmaz ztn...
    (instinct, 06.04.2008 20:02 ~ 20:08)
  21. leyla adlı şarkılarına cem köksal tarafından mükemmel bir klip çekilmiş ve ''tek şarkılık'' olmadıklarını göstermişlerdir.
    ayrıca bu cuma gecesi ''boyalı direk'' adlı yeni show programları başlamakta ve başarılarına başarı ekleyerek yollarına devam etmektedirler...
    (instinct, 26.06.2008 00:21)
  22. (bkz: hansel ve gratel)

    bu örneği neden mi verdim? çünkü miniminnacık ve saf iki kardeş olan hansel ile gratel bir ormanda yollarını kaybederler, malumunuz. sonra aç gözlülük, oburluk gibi günahlarının * işlendiği bir öykünün akışında kötü cadının eline düşerler.
    şimdi bu çığırtan sesli hanım gızımızın ve başını öne eğmiş bob ross edasında çılgın atan kardeşini ben bu iki masal karakterine çok benzetiyorum. kolay yoldan gelen şöhret ve çok kötü de olsa değişik bir harekete, tarza muhtaç kalmış dünyamızın medyasında yer almış olmalarıyla. aman ha, ne şanlarında ne şöhretlerinde ne de saldırdıkları pastadan evlerinde gözüm var, şş dur bi...
    flamenko yapıyoruz deyu geldiler, varsa flamenko parıltısı biri bana söylesin. evlerinin önü boyalı direk'i söylediler, yemin billah deli gibi sevdiğim bu eseri bile dinleyemez oldum ibrahim tatlıses'ten...
    şimdi burada insanoğlu 2 yol ayrımına düşüyor; farklı bir şey yapıp eskisinin içine etmek mi? yoksa daha iyisini yapmak mı? bana sorarsanız, ki hiç de machiavellist değilimdir, ikincisini seçerim ve ona göre olan yaratımları sahiplenirim. şimdi ben gidip santana'nın bir parçasının içine sıça sıça misket havasında söylersem bana bu dünya neyi reva görür? yanarım. ama müstahak mı? insani ve sanatsal açıdan evet ama dünyaya bakınca büyük haksızlık olur benim böle bir 'farklılıktan' dolayı tepki almam. ne farkım var öyküden, berkten? hanselle gratel nerde kaldı? nerde halkların kardeşliği?
    bir de trt'de program yapacaklar şimdi, çok merak ediyorum nasıl bir şey olacağını. bunun bir benzerini safiye soyman'la faik yapıyordu bir ara, o tatta bir şey olur heralde. family company...
    kızacaklar kızsın ama yaptıkları müzikle dikkat çekip şöhret olmalarının, kıçını başını açıp ünlü olan insanların durumundan pek farklı olmadığını düşünüyorum. zira ikisi de "farklı" denilip sunulan ama günümüzde çok kısır bırakılmış ve terkedilmiş olan kısmi yaratım bölgeleri * * * ve alıcıları her daim damak tadı körelmiş 20. yüzyıl tüketim ahalisi...
    evlerinin önü boyalı direk, yerden yere vurdun sen beni felek diyorum hakkaten...
    (ben ruhi bey nasılım, 30.06.2008 15:13 ~ 15:14)
  23. boyalı direk isimli tv programına başladıklarını öğrenip çok güldüğüm şahsiyetler. yazık ettiler kendilerine. şurdan aylardır içimde kalan bir ukteyi yazmak istiyorum müsaade edersiniz. direk kendilerine hitaben...
    bakın arkadaşım, youtube'da görüntüleriniz ilk çıktığı zamanlarda çok sevildiniz, herkes size aşık oldu, çok sempatik geldiniz, bu çocuklar çıksa ya piyasaya ne güzel olur dedik. neden biliyormusunuz? çok yakışıklı, çok güzel olduğunuzdan mı? yoksa çok çok çok fazla iyi şarkı söylediğinizden mi? hiçbiri değil. çünkü o videodaki insanlar bizdik. ordaki samimiyet, işi yaparken eğlenmek bizden birşeydi. o video izlenirken, şirketteki arkadaşımla "hadi hadi" şarkısı eşliğinde kıvırtmamız, halı saha maçında atılan golden sonra hayvan gibi üstümüze atlamamız, cep telefonuyla çektiğimiz matrix çakmalarındaki triplerimizi görüyorduk. o kadar samimiydiniz. o kadar sıcaktınız. daha sonra ne yaptınız? ilk çıktığınız program olan beyaz show'da* boyacı küpüne dalmış bir makyaj, abiye kıyafetlerle geldiniz. ve maalesef söylemek zorundayım, çok çirkin olmuştunuz. o kıyafetler yetmiyormuş gibi, yılların halka mal olmuş sanatçıları edasıyla seyirciyi coşturma tripleri, ben süperim tripleri falan çektiniz. ilk program ulan bu, ilk!!! ilk orda hayal kırıklığına uğradım, ama dedim, belki de makyaj kostüm falan rejinin fikridir, hareketler de içerden tembihlenmiştir. onlar da anlarlar bir dahaya aynı hataya düşmezler. ama o da ne? bütün programlarda aynı iğrençlik devam etmeye başladı. ve hala kendinizin çok sevildiğini düşünerek bir albüm çıkardınız.
    bakın, burda yaptığınız müziğe hiçbirşey demiyorum, bana güzel geliyor, başkasına da çirkin gelebilir. ona kimsenin diyecek bir lafı yok. ama o yaptığınız müziği sizden daha kaliteli yapabilecek yığınla adam var. sizin farkınız samimiyetinizdi, biz olmanızdı. ama siz ilk fırsatta bunu tepip, "yukardakiler" olmaya kalktınız. sonuç ta bu oldu işte... çok üzgünüm sizin için, gerçekten, biz olamadığınız için, "yukardakiler" de olamayacaksınız, ve o yukardakiler de sizi yanlarında istemeyecek bir süre sonra.
    (heathcliff, 05.07.2008 14:30)
  24. sürekli olarak bilindik şarkılar üzerinde kendi sevdikleri,bildikleri tarzı uygulayarak,yıllardır dinlediğimiz şarkıları bir başka biçimde yorumlamaya çalışan iki şarkıcı kardeş.eski şarkılar üzerinden prim yapmak yerine madem öyle çok sevdikleri bu müzik tarzlarını kendi yazdıkları söz ve müziklerle sevdirselerdi,asıl o zaman büyük bir başarı elde etmiş olacaklardı.
    (ceyus, 12.07.2008 01:44)
  25. onların yerinde olmayı hiç mi hiç istemezdim.bir süre sonra sorardım kendime yahu benim evlerinin önü boyalı direkten başka hiç mi şarkım yok.düşünsenize meraba ben öykü demeye varmadan hemen boyalı direk yapıştırılıyor suratınıza.sokakta dolaşırken 'aa anne bak boyalı direk' seslerini duyar gibiyim.
    (doktor kim bil, 12.07.2008 01:47)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil