ötesini söylemeyeceğim 

adana çık aradan

  1. sezai karakoç şiiri;

    kırmızı kiremitler üzerine yağmur yağıyor
    evimizin tahtadan olduğunu biliyorsunuz
    yağmur yağıyor ve bazı tahtalar vardır
    suyun içinde gürül gürül yanan
    dudağımı büküyorum ve topladığım çalıları
    bekçi halilin kız kardeşinin oğluna ait
    daha doğrusu halasından kendisine kalacak olan
    arsasındaki yıkık duvarın iç tarafına saklıyorum
    hiç kimsenin bilmesine imkan yok
    imkan ve ihtimal bile yok sizin bilmenize bay
    yabancı
    ve yağmur yağıyor ben bir şeyler olacağını
    biliyorum
    ellerime bakıyorum ve ellerimin benden bilgili
    bir hayli bilgili olduğunu biliyorum
    bilgili fakat parmaklarım ince ve uzun değil
    sizin bayanınızınki gibi ince ve uzun değil
    annemi babamı karıştırmayın işin içine
    inanmazsınız ama onların şuncacık
    şuncacık evet şuncacık bir alakaları bile yok
    sizin def olup gitmenizi istiyorum işte o kadar
    ali de istiyor ama söylemekten çekiniyor
    halbuki siz insanı öldürmezsiniz değil mi?
    gidiniz ve öteki yabancıları da beraber götürünüz
    tuhaf ve acaip şapkalarınızı da beraber götürünüz
    emi
    boynunuzdaki o uzun ve süslü şeritleri de
    kirli çamaşırları tahta döşemelerin
    üzerinde bırakmamanızı yalvararak istiyeceğim
    yalvararak istiyeceğim diyorum medeni adam
    siz bilmezsiniz size anlatmak da istemem
    kardeşim ali gömleğinizi mutlaka giyecektir
    halbuki ben bay fransız sizin gömleğinizi
    hatta matmazel nikolun o kırmızı ipekli gömleğini
    hani etekleri şöyle kıvrım kıvrımdır ya
    bile giymek istemem istemiyeceğim
    evimizin tahtadan olduğunu biliyorsunuz
    kibrit gibi iç içe sıkışmış tahtadan
    hem şu bildiğiniz usule de lüzum yok
    tepesi demir askerleriniz babamı alıp götürmeseler
    o zaman siz görürsünüz bay yabancı
    ağaçların tepesine çıkabileceğimizi
    ben ve kardeşim alinin anlayabileceğinizi umarım
    siz uyuduktan sonra odanıza girebileceğimizi
    -ben bunu ispat edeceğim-
    hani sizin şu yüzü kurabiye bir bayanınız var ya
    beyaz ve yumuşak
    hani tepesinde ikisi kısa biri uzun üç tüy var
    onu siz başka yerlerden getiriyordunuz
    sayın bayanınızın gözleri çakmak çakmak
    yanıyordu
    siz ötekini bay yabancı gizli gizli öpüyordunuz
    elinizle onu belinden tutuyordunuz sonra
    öpüyordunuz
    siz bizi görmüyordunuz
    biz ağacın tepesinden seyrediyorduk
    siz onu çok öpüyordunuz
    ötesini söylemiyeceğim bay yabancı
    ben siz belki bilmezsiniz on yaşındayım
    annem böyle konuşmak ayıptır dedi
    annem o kadına şeytan diyor
    bizim kediler de ona tuhaf tuhaf bakıyorlar
    siz şeytanı çok seviyorsunuz galiba bay yabancı
    siz şeytanı niçin bu kadar çok öpüyorsunuz
    kabul ediyorum sizinki bizimkinden daha güzel
    ama bizimki sizinkinden daha efendi daha utangaç
    onu hiç görmedim o bize hiç gelmiyor
    hele yağmur onu hiç deliğinden çıkarmıyor
    sanıyorum
    ben yağmuru çok seviyorum bay yabancı
    sizin ıslak saçlarınızı hiç sevmiyorum
    tunusluların saçlarına benzemiyor sizin saçlarınız
    bizim saçlarımıza benzemiyor sizin saçlarınız
    ben karayım beni de amcamın oğlu seviyor
    sizin o kadını sevmiyor süleyman
    süleyman benden başka kimseyi sevmiyor
    ben de onu seviyorum
    onu ve bizim evi seviyorum
    bizim evin her tarafı tahtadandır
    ayrıca matmazelin üzerine
    bir akrep atabileceğimi de düşünün
    tam karnının beyaz yerinden tutarsanız bir şey
    yapmaz
    ama onu matmazel bilmez ki o tam kuyruğundan
    tutar
    sizin matmazel bir ölse siz onu bir daha
    göremezsiniz
    halbuki bizim ölülerimizi teyzem görüyor
    onlarla konuşuyor onlara ekmek veriyor
    onlar ekmek yiyor anladın mı bay yabancı
    matmazel bir ölse ona kimse ekmek vermez
    onun için gidip şapkalarınızı da beraber götürün
    melekler bir demir parçasının üzerine oturmuşlar
    her biri bir damla atıyor aşağıya
    işte yağmur bunun için yağıyor
    ben bunun için yağmuru seviyorum
    yağmur bizim için yağıyor
    çalılar için süleymanın tabancası için
    kalkıp gidin kırmızı kiremitler üzerine
    bizim tahta evin üzerine yağmur yağıyor
    (mor kedi, 25.09.2007 15:48)