agoni halinde sayılan, bildiğimiz hastalar için uygulanan bilimsel bir yöntem. yani öyle sevgilinizden ayrılınca "ötanazi hakkımı kullanmak istiyorum. taksime çıkıp tinercinin birine orrrospu çocuğu diyecem. olmadı kiralık katil tutarım." türünden bir halt değil; fakat bir nevi intihar olduğunu inkâr etmek varlık felsefesine hakaret olur. sorun iki taraflı ortaya çıkıyor. bir; bilinçli bir ötanazi. diğeri de; siz tüplere bağlı, herşeyden habersiz yatarken birilerinin size acıyıp "olm elektrik harcıyoruz lan" demesi. bilinçli olanında size iki kere emin olup olmadığınız soruluyor, şayet emin olduğunuzu beyan ederseniz damarınıza yüksek dozda uyuşturucu nitelikte ilaç enjekte edildikten sonra beş dakika içerisinde sessiz sakin, ağrısız vede acısız ölüyorsunuz; fakat yine sanmıyorum ki doktorun birine gidip "akışkanlar mekaniğini dördüncüye alıyorum" dediğinizde size otuz kilo morfin yüklesin, sözde acınıza derman olsun.
tam burada ötanazinin intiharla arasındaki kaçınılmaz ilişki bir fark olarak ortaya çıkıyor. şimdi odağa intiharı alıp, biraz düşünelim. hasta hakları gereği ötanazi 1987'de etik dışı ilan edilmiş olsa da şu an hollanda başta olmak üzere birkaç avrupa ülkesinde "legal" bir uygulama muamelesi görüyor; fakat intihar çok daha öznel bir sosyal bilim alanı olduğundan toplumlar içerisinde genelde dine, daha sonra da yerli/yersiz korku engeline takılıyor. atlanan şeyse; kişinin intiharının var olması muhtemel gerekliliği oluyor bu durumda. demek istediğim; aklı selim bir kişi gerçekten de yaşamına son vermek, bu hakkını kullanmak istiyor olabilir. bu kişinin aşk acısından, ekonomik sıkıntıdan, hayatın anlamsız gelmesinden çok daha ciddi ve celebral nedenleri olabilir ölmek için. örneğin bu kişi; bu dünyada yaşamak istemediğini, dünyayı sevmediğini, kendisini dünyaya layık görmediğini/dünyayı kendisine layık görmediğini düşünüyor olabilir. kişi kibrit kutusundan nefret ettiğini, emir kusturica filmlerinden tiksindiğini falan da beyan edebilir. yahu deli olabilir bu kişi. manyağın biri olabilir, toplumla bir türlü özdeşleşememiş olabilir. üç vakte kadar katil olabilir. dünyanın en sansasyonel kitabını yazabilir. kendine has bir dil uydurmuş ve bunu kabul ettirmeye çalışıyor olabilir. iyi ya da kötü biri olabilir.
insan hakları konusunda bilinçli ve refah seviyesi yüksek toplumlarda bu saydıklarım -garipsense de- aslında gerçekten de var olan düşünce stilleri. hiç şüphesiz ki yaratıcılığın önü kesilmedikçe yirmi birinci yüzyılda bu arzular da, sebepler de çeşitlenecek, her biri kendisine has bir "bahane" haline dönüşecektir; fakat yine bu toplumlar içerisinde özgürlüğü tanık koruma programına almak pahasına bir tür korumacı iç güdünün varlığı kabul ediliyorsa; aynı muamele intihar için de uygulanabilmeli. yani, her kim oluyorlarsa evlenip yuva kurmanızda herhangi bir mâni bulamayan belediye yetkilileri, kan vermeniz için aids virüsü taşımıyor ve son altı ay içerisinde sadece aynı insanla sevişmiş olmanızı şart koşan tıbbi yetkililer; aynı hassasiyeti intihar için de gösterebilmeli. tıbbi veyahut da psikiyatrik bir tavsiye kurulu toplanır, kişinin intiharının metafizik bir arzudan mı yoksa kısa süreli bir depresyondan mı ibaret olduğu hakkında fikir teatisi yaparlar, çıkan sonuca göre eğer kişinin intiharı mantıklı bulunursa gerekli işlemler ötanazi adı altında yürürlüğe konur. boğaz köprüsüne dört televizyon kanalı getirtmeden,
a tout le monde'un sözlerini not olarak bırakmadan, evi kendisininkine yakın bir arkadaşını arayıp "ağbi ben ölüyorum galiba" demeden, halıları kana bulamadan, ertesi gün sür manşetlerde "hiçbir sıkıntısı yoktu. geleceği parlak, gencecik bir fidandı" alt metniyle ifşa edilmeden; bilimsel bir çerçevede, mantık ilminin ve rasyonalizmin şanını sarsmadan da ölebilmeli insan.
bilmiyorum size oradan boş zamanlarında alev yutan, rüyasında suda yürüyen ornitorenk gören bir andon gibi mi görünüyorum; fakat şu dediklerim uygulanabilir olsa idi bu türden bir ötanaziyi düşünmeye değer görebilir; fakat biyolojik ömrüm böyle özgürlükçü bir bilinci görmeye, muhatabı olmaya yetmeyeceğinden ötürü, yetecek olma ihtimali dahilinde kalan ömrümü şu an şu yazıyı hala yazıyor oluşuma hayret ediyor oluşuma hayret ederek dahi geçirebilirdim.