ea öğrencisiyseniz son dakikaya kadar edebiyat-coğrafya çalışın, ondan sonra "ah ulan eşşek herif 2 soru daha yapsaydın şimdi...." gibi azarlar işitmeyin.
ilk olarak "onnö nö vor yoporum bön son öç ay çoluştum mu tomomdur","yeeeaaa kızaamm neea varr abartıyölaarr görmüyo musaan geçmişş yıllardakie sorularıaa çok kasmayea gereaakk yoakk" gibi tembel ve tasasız repliklerini dilinizden hatta hayatınızdan çıkarın.
sayısalcı ya da eşit ağırlıkçı olma konusunda birkaç kez daha düşünmek; tabi seçim için hala çok geç olmadıysa. zira tercih zamanı "bölüm yok lan sayısalda bana göre.. ea seçmeyen kafama ne şekil s.çsam?" gibi olaylar olabilir. yol yakınken bir yetenek edinip konservatuvar sınavlarına falan hazırlanmak çok daha mantıklı ve keyifli olacaktır.
öss'ye çalışırken izlenecek en önemli mantalite , bu sınava sadece bir kez girecek şekilde çalışmaktır.aklınızın bir köşesinde "olmazsa 2. senede olur" türü bir düşünce varsa, 2. denemede de çuvallayabilirsiniz.
ayrıca olaya stratejik açıdan yaklaştığımızda çalışma hızı sorunu çıkar.sınava daha çok zaman var iken aşırı ve ağır bir tempo izleyenler, aşırı çalışan motorların su kaynatması misali sınava yakın zamanlarda bezginlik sendromu yaşayabilirler.tam tersi, işi baştan gevşek alanlar ,sınav yaklaştıkça panikleme sendromu ile yüzleşebilirler.ilkin saydığım grup ,"sınav bir an önce olsa" derken , ikinci grup "birkaç ay daha sonra yapılmalı sınav" düşüncesi içersindedir.ders çalışma hızını ayarlamak başlı başına bir uzmanlık dalıdır, sınavı kazanmanın kilit parametrelerindendir.ders çalışma hızını etkileyen değişkenler ise zaman ve çalışılacak konulardır.
bu kadar geyik yeter, bu girimde ben biraz ciddi olayım. etrafımda öss sınavına girecek hayatının baharında insanları görüyorum. aynı yolları aşındırmış ve o günlerde yaşadıklarını birer birer not ederek, yıllar sonra bu notlara bakıp yorumlar ve tespitler çıkaran bir insan olarak, sınava 80 küsür gün kalmış şu günlerde gerçekten bu bilgileri bu kardeşlerimle paylaşmak istedim.
sevgili arkadaşım,
gireceğin sınav, hayatının bundan sonrasını tamamıyla etkileyecek bir sınavdır. bu doğru. ama sadece hayatının tamamını etkileyecek bir sınavdır, ölüm-kalım ya da varolma savaşı değil. hayatının bundan sonrasını olumlu ya da olumsuz etkilemesi, yine bu sınavdan sonra tamamen senin elinde olan birşeydir. bunu unutma. medyada orada burada, eleştiriyi sadece birşeye bok atmak olarak görenlerin "öss kaldırılmalı" çığlıklarına da prim verme. çünkü öğrenci seçme ve yerleştirme sistemi şu ülkede adam gibi işleyen birkaç şeyden biridir. hiç değilse en adaletlisidir. öss kalkınca zannediyormusun ki senin yanına gelecekler "hmm sen şu kadar yetenekli bir insansın, o halde seni şu okula yollayalım" diyecekler. türkiye'de yaşıyoruz. ilk sordukları "sağlam torpilli bi baban dayın falan var mı?" olacaktır. tatmin olmazlarsa "kaç paran var?" sorusuna geçilir. o yüzden bu sınav sisteminden nefret etme modasına uyma, bu ülkede gerçekten bileğinin hakkıyla birşeyler başarabileceğin birkaç sistemden birinde olduğun için sadece ve sadece kendine güven. bu sınav, gerçekte ortaöğretim boyunca ezber yapanlar, yalakalık ve torpille sınıf geçenler hatta okul birincisi olanları; gerçekten birşeyler öğrenmek için çabalamış ve bunu başarmışlardan ayırmak için eşsiz bir turnusol kağıdıdır. ve sen ortaöğretimde öğretilenleri gerçekten hakkıyla öğrenmiş, lise bitirme seviyesine hakkınla gelmişsen, bu sınavdan korkman için hiçbir sebep yok. çünkü bu sınavı, yorum yapma yeteneğinden yoksun bir bilgisayar değerlendiriyor. duygusallığa yer yok.
çok ders çalışmak verimli çalışmak değildir. bunu kafanın bir yerine yaz. en verimli ders çalışma yöntemi "isteyerek çalışmak"tır. o yüzden bu işin "günde şu kadar saat çalışçam"ı falan olmaz. "bugün şunları öğrenicem" i olur. tabiki daha önceki tempondan daha yoğun çalışmak zorundasın. ama isteksiz çalıştığın her satır dersin sana çok büyük zararı vardır. zira tamam ben burayı da çalıştım dersin, ama beynin orayı almaz. unutma ki beynin senin bildiğinden çok daha fazla işlem yapar saniyeler içinde. aklında birşey varsa, beyin "aman şimdi bu dersle uğraşamam, atıveriyim şu kenara" der. tecrübeyle sabittir. o yüzden bu dönemde kendini bol bol şımart. istediğini yap. aklın hiçbirşeyde kalmasın ki, o kitabın/notun başına oturduğunda "bugün baya eğlendim biraz da iş yapayım" desin o beyin. kendini şımartmak illa o çok beğendiğin ayakkabıyı almak, deli gibi para harcamak değildir. çok sevdiğin birine gidip birdenbire sarıl örneğin. kendini ruhen tatmin et. hoşlandığın bir yemeği ye. ama bunları yaparken de, kendini, "benim işim öss, onu daha iyi yapabilmek için kendime prim veriyorum" mantığına inandır.
bu şekilde çalıştıktan sonra, soruların ne kadar zor olacağı seni zerre kadar ilgilendirmez. çünkü öss de önemli olan kaç soru çözdüğün değil, kaç kişiden daha fazla soru çözdüğündür. çünkü kaç puan aldığın değil, kaçıncı olduğun önemli o salak bilgisayar için. ve sen de yeteri kadar öğrendiysen, yapabileceğin kadarını yaparsın. unutma ki, herkese aynı sorular soruluyor o sınavda. yani aynı noktadan başlıyorsun yarışa. oöbp falan biraz farkettirir sadece. unutma ki, sana sorulanların hepsini zamanında bildiğin için mezun olabildin o liseden. ayrıca fazla kasma, kapasiten kadar bir üniversiteye gir, kendi kapasitendeki insanlarla daha iyi bir eğitim göreceksin merak etme.
üniversite için kurduğun hayallere gelince; sevgili erkek arkadaşlar hiç heveslenmeyin üniversitede kızlar teklif etmiyor. üniversite sadece kendinizi geliştirmenize, kişiliğinizi bulmanıza yardımcı oluyor ortam olarak. ve muhakkak içlerinden birinin hoşlanacağı bir tip oluyorsunuz. bayan arkadaşlar, siz de böyle bir insan bulduğunuzda ona açılabilecek kadar kendine güvenen bir birey oluyorsunuz. zaten üniversitenin olayı biraz da bu, kendinizi geliştirmek kişiliğinizi bulmak. orda gösterilen derslerin (bazı bölümler hariç) hepsini evde kendi kendinize de öğrenebilirsiniz. ama kantin tozu yutmak bambaşka birşey. hayatınızda gerçekten arkadaş olabileceğiniz insanların önemli bölümüyle burada karşılaşacaksınız.
dediğim gibi öss ye hazırlanmak bir genç için en zorlu dönemlerden biridir. ama en güzel bölümlerden biri de budur. kazanamıycam, daha çok çalışmalıyım, hırss hırsss nidaları arasında kendinize ve eziyet çektirmenin inanın gerçekten ama gerçekten hiçbir artısı yok. kendinize yaptığınız eziyet yanınıza kar kalıcak. kendinizi biliyorsanız, ben bu sınavı kazanacak kapasitede bir insanım diyorsanız, emin olun kazanacaksınız, belki ilk seferde değil, ama ikincide hiç olmadı kesinlikle üçüncüde kazanacaksınız. eğer gerçekten kendinizden eminseniz. herkesi kandırabilirsiniz, kendinizi asla. oturup bunu düşünün, kapasitenizi yoklayın, neye ihtiyacınız olduğunu beyniniz size söyleyecektir merak etmeyin. o yüzden bu dönemi daha neşeli geçirin. bunun da bir artısı olmayacak. ama sonuç aynı olacaksa niye ıstırap çekesiniz ki. hiç değilse eğlenmiş olursunuz.
satırlarıma bir anektodla son vermek istiyorum, gerçekten başımdan geçen bir diyalogla.
şahsım yani heathcliff oöbp*de okulun sondan ikincisi idi. ve uludağ üniversitesi'ni kazandı. (oöbp sonuncusu da marmara üniversitesi'ni kazandı, vay be okula bak diyorsunuz değil mi? hayır efendim, okumaya devam edin). oöbp de okulda iyi bir yerlerde olan şahsiyette yif*i tutturdu. ve çıktı karşıma:
şahıs: ya eşşekler gibi çalıştım kazanamadım bu adam (heathcliff) nasıl kazandı anlayamadım.
heathcliff: eşşek gibi değil, insan gibi çalışsaydın kazanırdın arkadaşım. sen hiç üniversiteyi kazanan eşşek gördün mü?
hepinize başarılar.
öss mantığını kavrayın. zira çok şey bilmek öss'yi kazanmak demek değildir. it gibi çalışırsınız kazanamazsınız, ama tek kelime çalışmadan çok başarılı bir sınav geçirip kazanabilirsiniz. mesele bilgi küpü olmak değil, bilgiyi kullanabilme yeteneğine sahip olmaktır. heyecanınızı dizginleyip, bildiklerinizi uygulamanın yoluna gidin. çok şey de bilmeyin derim, kafa bulandırır. haydin başarılar.
her ne kadar stresten mideniz bulansa da, sınavdan önce mutlaka bir şeyler yiyin. sınavın ortalarında karnınız guruldamaya başlarsa taşlarlar vallahi. hadi diyelim guruldamaya başladı; belki bastırır, tok tutar diye deli gibi su içmeyin. sonra çişiniz gelir, sınav bitince koştura koştura tuvalete gidersiniz. **
sırf puanınız yüksek diye popüler ama sizin istemediğiniz bir bölüme girmeyin. tamam zekisiniz ve bölümden mezun olursunuz öyle yada böyle ama ömür boyu o meslek veya etrafındaki işlerde çalışacağınızı unutmayın. hayat var huzur dolu ve zevk aldığın bir mesleği icra ettiğin hayat var hergün lanet olsun diyerek kalktığın. zaten n.ş.a da 70+ yaşadığın şu hayatın nerede ise yarısına yakınını huzur dolu bir yaşama ulaşmak için çalışmış yada çalışmaya çalışmışken geriye kalan bölümünü en azından kurtaracak ve sizi sadece sizi mutlu edecek işi / mesleği seçin. size akıl vermeye kalkan akıllılara aldırış etmeden hayalinizin peşini kovalayın.
öss ye girerken yanınızda yiyecek bir şey bulundurmanın bir mantığı yoktur. zihin açar diye çikolata, şeker,üzüm, okunmuş pirinç vs yanında bulundurmak bunları yemek kişiye sadece vakit kaybettirir. başka da bir halta yaramazlar.
su içmek bile vakit kaybıdır. eğer içecekseniz her bölümü bitirdikten sonra birkaç yudum için ve diğer bölümün sorularına geçin.böylece konsantrasyon eksikliği yaşamadan devam edersiniz.
sınava gireceğiniz yeri önceden görmekte sıranıza oturmakta sallanıp sallanmadığına sağlam olup olmadığına bakmakta fayda vardır. deneyin.
midenizi bozmayın, böbrekleri hasta etmeyin ya paçalarınızdan süzülmesine ya da koştura koştura tuvalete gitmenize sebep olacaktır.
ulan bu okunmuş içeyim şu suyu bitireyim bi de şu çikolatayı yiyeyim kafam çalışır deyip de motorun su kaynatmasına cırcır olup sınavın bok olmasına izin vermeyin.
kim ne derse desin istediğiniz üniversitenin istediğiniz bölümünü yazın.
tercihlerinizi puana göre değil sıralamaya göre yapın, sonra açıkta kalırsınız maazallah.
zorlandınız diye moral bozmayın sınav zorsa herkese zor kolaysa herkese kolay.
öss sınavının sadece gideceğiniz üniversiteyi belirleyeceğini, ondan sonrasının, üniversitede ve hayatta ne kadar başarılı olacağınızın tamamen sizin elinizde olduğunu unutmayın.
sınavdan birgün önce çok mecbur kalmadıkça kesinlikle su içmeyin.(bir gün su içmezseniz ölmezsiniz, korkmayın) böylelikle sınav günü çişinizin gelme ihtimalini ortadan kaldırırsınız, sınavda yanınıza alacağınız şişe su ile susuzluğunuzu sınav sırasında rahat rahat giderirsiniz. tarafımdan 2001 senesinde denenmiş ve başarılı olduğu görülmüştür.
zihnim açısın diye sınav sırasında çikolata şeker vs. yemeyin zira bunlar öncelikle metabolizma hızını düşürür 2 saat sonra yükseltir o yüzden ille yemek istiyorsanız sınavdan 2 saat önce yiyin. sınav sırasında yanınızda mutlaka su bulunsun.
mutlaka uykunuzu almış olun. ben heyecandan uyuyamam falan derseniz sınavdan bir gün önce çok gezin yorulun mışıl mışıl uyursunuz.
sınavdan önce sınav yerinizi mutlaka gidip görün. sonradan kolçaklı sandalyelerle karşılaşırsanız 'ne halt edicem şimdi' demeyin.
sınavın başlamasını beklerken sınıftakileri incelemeyin fazla heyecanlı insanlar sizide iyice strese sokabilir.
adam akıllı basarılı bir sınav için tek çözüm var gençler;her dersten en az 5 kitap bitirin.bukadar harbi diyorum bukadar.ulan hayalindeki üni'yi,yasantıyı elde etmek için cok mu?bu işin çözümü budur yavrucuklarım çünkü öss de basarı soru kalıplarının cogunu bilmek üzerine basarı saglanan bir sistemdir neyazıkki.ben yapamadım bilmiyordum,ben yandım siz yanmayın beni dinleyin adam olun hadi bakıyım..
raad olun, sakin olun, yapamadığınız sorular üzerinde durmayın es geçin, zira yapamıyorum diye de moral bozmayın, tekrar döndüğünüzde o soruyu yapmanız olasıdır, soruları iyi okuyun, hatta cevapları daha iyi okuyun, benim gibi doğru sonucu bulduktan sonra başka sorunun cevaplarına bakıp "anaa salaklara bak doğru şık koymamışlar" dersiniz, fazla da kasmayın, olursa olur olmazsa napalım, herkes üniversite okuyacak değil ya, denemelerde aldığınız puanlardan ötürü kendinizi büyük görmeyin, akıllı olun. hadi siktirin gidin çalışın şimdi.
dua edin.zira dua etmenin hiçbir şeye etkisi yoksa bile ruhunuzu rahatlatacaktır.(duanın başarı için de faydası vardır, o da ayrı bir mesele)
,
her şeyden önce kimseyi dinlemeyin, istediğinizi yapın,burnunuzun dikine gidin.istediğiniz sırada başlayın.
sözlük ortamıyla 3 ay ilişiğinizi kesin.beceremiyorsanız,ki muhtemelen beceremeyeceksiniz, ayarlar kısmından hesap kilitleyebilirsiniz.
rahat olun,kafanızda ''ya kazanamazsam lan?'' durumu olmasın.
kahvaltıda canınız ne istiyorsa onu yiyin.tatlı vb. tercih edilebilir.
ailenizle iyi geçinin,stresiniz varsa da çok belli etmeyin
sizin stresiniz onları da gerecek,onlar da sizi daha fazla strese sokacak, maaile stres topu olacaksınız.
son olarak da;elinizin altındaki klavyeyi bırakın,yaylanın,dersinize gidin kuzucuklarım.ne kaldı ki şurda..
sınava girilecek ortam klimalıysa klimadan uzak durun diyecektim ama yerler önceden belirlenmiş oluyordu değil mi yaf? insan ne çabuk unutuyormuş. olsun en azından çok üşürseniz kapattırmayı bilin. sınavda tir tir titrediği için kazanamayan arkadaşım var.
sorularda reverse engineering yapın, "bu adam acep hangi niyetle sormuş bu soruyu?" deyin, ösym'nin ciğerini okuyun. sonuçta soruları insanlar hazırlıyor, gözde büyütmemeli.
ayrıca öss öncesi yapılan salaklıkları yapmamaya özen gösteriniz.