ilk görüşte sahifenin dörtte birini kapsayan hacmiyle göz korkutan ve genelde bir eleştirmenin bir mevzuu hakkında atıp tutmasını konu alan kolay soru tipleriydi,dili geçmiş zamanımda.
(bkz.
96 öys)
(lethe, 10.06.2006 23:38)
daha zoru için (bkz:
yds paragraf soruları)
(nigra, 10.06.2006 23:40)
kalıplaşmış bilgilerden öte, okuma alışkanlığıyla tamamı doğru olarak kolaylıkla yanıtlanabilecek, tabir-i caizse "
kek" sorular.
(siyah, 10.06.2006 23:43)
önce soruyu okuyup ondan sonra paragrafta sorunun cevabı aranınca öss'nin en basit soruları haline gelen sorular.
sona bırakınca oku oku bi sikim anlaşılmayan sorulardır.
tamamen kondisyon ölçmeye yönelik sorulardır, sayısal kısmın bir kısmından sonra irdelenecek olursa kabusa dönüşebilirler.. önce sayısalı sonra sözeli çözen bir öğrenciyi hayattan on dakikada bezdirebilirler, ve hemen sonrasındaki sosyal de işkence olarak eşantiyonu olur..
yanlış yapıldığında,cevabını öğrendikten sonra "hassigi lann ben nasıl yanlış yaptım bunu" denilen soru tipidir.çok gezen değil,çok okuyan bilir bu soruları.
(eldar, 14.06.2007 14:36)
öss'deki paragraf soruları yaşamdan kendimi izole ettiğim o üç saatlerdeki bir soluklanmaydı benim için.sıra türkçe sorularına gelince kitap okuma edasıyla paragraflara yumulurdum.şayet zaman tehdidi yoksa beğendiklerimi dönüp bir daha okuduğum da olmuştur.sınavların bitiminde ilk fırsatta takıldığım sorulara dönmek yerine kaybolmadan, gözüme kestirdiğim paragrafları kesip saklardım.
ama bu paragrafların sahipsizliği her vakit içimde bir burukluğa neden olmuştur.çünkü ne yazarına ulaşmak mümkündür ne de üzerinden geçen milyon tane çift gözden kimisi tarafından sahiplenilmesi söz konusudur.
işte onları sahiplenen biri olarak bu başlık altında onlara yer veriyorum.
-bakmak ve dokunmak-
"bedenin dünyayla ilişkisinde bakmanın ve dokunmanın rolü farklıdır.her ne kadar bakma, gördüğümüz şeylerle kendimiz arasında bir köprü kursa da yaşadığımız dünyanın gerçekten bir parçası olabilmemiz için uzakları bedenimizle aşmamız; yalnızca birer gözlemci değil dokunan bireyler haline gelmemiz gerekir.dokunmayı değil de bakmayı öne çıkardığımızda yaşamın acılarından daha kolay kaçabiliriz; ama dünyayla birebir etkileşim kurma olanağını da yitiririz.öte yandan bakma hiçbir şeye mal olmaz, dokunma ise bir bedel içerir."
-aldanma-
"aldanma, çoğu kez bir gereksinim olarak ortaya çıkar.somut gerçek, insanın yıkımı anlamına gelebilir.işte tam bu noktada insanı ayakta tutan bir ara çözüm yardıma geliverir.insan tam bir bilinçlilik düzeyine erişemediği dönemlerde gerçekler karşısında kendine özgü bir dünya oluşturabildiği sürece ayakta kalabilir.insan deneyim kazandıkça, kendini tanıdıkça aldanma sürecini durdurabilir.kendi kapasitesi ve sınırları konusunda gerçekçi bilgilere sahip olursa düş kırıkları azalır.takıldığı sorunları yeniden tanımladıkça, bunları kendine düzeltme ve yenileme fırsatı olarak kullandıkça gelişip yetkinleşir, aldanmasına gerek kalmaz."
-kitap-
"iki kez okumaya değmeyen bir kitap bir kez okumaya da değmez.dostoyevski'yi okumak beni daha büyük bir insan yaptı.okuduğum romanın bana bunu hissettirmesini isterim; roman bana bir şeyler katmalı.beni büyütmeli.klasikleşmiş yapıtları okurken bunu hissederim, yıllar sonra bu kitabı tekrar okumak istiyorum diye düşünerek okurum."
-sıfır-
"bana göre insanlık tarihinde 'sıfır'dan daha önemli, daha değerli hiçbir buluş yok.'sıfır'ın nasıl bulunduğunu düşünmek beni deli edercesine şaşırtıyor.'sıfır' ne demek?'yok' demek.'var'ı bulmak kolay; varolduğu için.ama yok nasıl bulunabilir?üstelik öyle bir yok ki bütün varlar onunla var olabiliyor.bir soyutlama olan 'sıfır' somutun ne olduğunu anlamamızı sağlayan bir mucizedir."
-yaşam-
"yaşamın iki yönü vardır; brüt yaşam ve net yaşam.brüt yaşam, doğumdan ölüme kadar geçirilen süredir.net yaşam ise kişinin kendisi için yaşayabildiği, kendi doğrularına uyduğu, içindeki sesi dinlediği ve kendi kanatlarıyla yükselip uzaklara uçabildiği süredir."
-kuram-
"kuram soyut bir yapıdır.oysa bazı toplumlar somut yapılarla yaşarlar, yaşadıklarını soyut sistemlere dönüştürme gereksinimi duymazlar.gündelik yaşamın somut sorunları yine somut yollarla ve hemen çözülür.daha geniş yorumlara, ileriye yönelik akıl yürütmelere gerek görülmeden kısa vadeli çözümler yeğlenir.ders çıkarmak, bir tür kuram oluşturmaktır; soyut düşünmektir.o da her işini somut düzlemde çözenlerde bulunmaz."
-yazmak-
"bir yaşadıklarımız bir de bunlara koyduğumuz adlar var.bu ikisi bazen örtüşmeyebiliyor.yani bir şeyin adını koymak onu yaşamak anlamına gelmiyor.yazmak, bu iki dünya arasında köprü oluşturma çabası bence.bazen de tam tersine yazdıkça gerçeklik daha da uzaklaşıyor.belki de bu yüzden düşle gerçeği içi içe geçirdim.her şeyi bilen, tanrısal bir yazar olmadığımı belli etmek için birinci tekil şahıstan yazıyorum.okura diyorum ki: 'bu aynı seninki gibi yaralı bir bilinç.hiçbir şey net değil.' "
-alıntılama-
"büyük adamların sözlerine sığınmanın çeşitli nedenleri vardır.bir kez sıradan birisi çarpıcı bir gerçeği dile getirse bile çoğu kişi aldırmaz.bunun içindir ki ille de büyük adamlardan birisini tanık göstermek gerekir.küçük ya da orta boy bir adam yerli ya da yabancı büyük bir adamın özdeyişinden ya da atasözünden güç almaya çabalar."
-dost-
"eski japon kültüründe parıldayan her şey değersiz ve bayağı kabul edilirdi.çünkü bu kültüre göre parıldayan bir nesne yenidir ve bu yüzden kullanımdan kaynaklanan soylulukla henüz değer kazanmamıştır.eskimiş, pek çok kez çay içmekten sararmış bir fincan sabrımızı, özenimizi aktardığımız bizimle yaşamış bir eşyadır.hem bize hizmet etmiş hem de zamanla huylarımızı, duygularımızı yüklenmiştir.gerçek dostluklar da zamanın sararttığı fincan gibidir.dostluklarda da gündelik eşyalarda olduğu gibi çatlaklar ve gölgeler bulunabilir.ancak eskimiş fincanımızı fırlatıp atmadığımız gibi dostumuzu da kolayca hayatımızdan çıkaramayız."
önce soruyu sonra paragrafı okumanız gereken sorulardır.önce paragrafı sonra soruyu okursanız paragrafı dönüp bir kere daha okumak zorunda kalırsınız. şıklardan ikisi soruyla alakasızdır hemen onları eleyebilirsiniz.diğer üçlüyü de paragrafa göre yanıtlarsanız paragraf sorularında full çekebilirsiniz.
(bkz:
kendimden biliyorum)
(shira, 23.04.2008 13:20)
kolaylık ile paragrafın uzunluğu ters orantılı olarak değişen sorulardır.
insanın beynini yiyen kendini tokatlamasına varabilecek boyutlarda delirebileceği sorulardır. uzun ve kafa karıştırıcı oldukları için testi arkadaşınızı sopalamakta kullanmak aklınızı yerinde tutmanın bir yoludur.
o grup soruların içerisinde illaki gelişen teknolojiye bok atmak sureti ile de en az bir soru koyup sayfaının yarısını cep telefonları ve internete çemkirerek doldurdukları soru tipidir..