1. genellikle tarihi kalıntılarla dolu turizm bölgelerini tanımlamak için kullanılır. tam mana olarak da harabelerin bulunduğu yer manasındadır zaten.
  2. ören yerlerinin nasıl oluştuklarına, veli sevin'in arkeolojik kazı sistemleri el kitabı isimli kitabında ayrıntılı şekilde yer verilmiş:

    "günümüz anadolu köylerinde de olduğu gibi, eski zamanlarda evler genellikle kerpiç denen, güneşte kurutulmuş, içine çeşitli katkı maddelerinin ilave edildiği çamur bloklardan yapılmakta, bu hammaddeden aynı zamanda damların örtülmesinde de yararlanılmaktaydı. ayrıca kerpiç duvarları doğanın olumsuz etkilerinden korumak için üzerlerinin sıvanması gerekmekteydi. bu türde malzemelerse oldukça dayanıksızdı ve sık sık yenilenmelerine gereksinim duyuluyordu. işte bu onarımlar sırasında sökülen eski dam örtüsü ile dökülen çamur sıvalar sokaklara seriliyor, ayrıca çöpler de yerlere saçılıyordu. uzun ömürlü olmayan kerpiç duvarlar belli bir süre sonra çökmeye mahkumdular. çöken bir evin üzerineyse, onun pek çok eski malzemesinden de yararlanılarak bir yenisi inşa olunurdu. böylelikle bu yeni ev, tabandan biraz yükselmiş olurdu.

    oldukça yavaş gelişen bu yükselme hareketine kimi zaman umulmadık olaylar da yardımda bulunabiliyordu. örneğin büyük bir yangın, iskan yerinin tümünü birkaç saat içinde yerle bir edebiliyor ya da bir düşman ordusu tarafından taş taş üzerinde kalmayacak şekilde yıkıma uğratılabiliyordu. böyle ani felaketlerden hemen ya da kısa bir süre geçtikten sonra, canını kurtarabilen halk, evlerini yeniden bu yıkıntılar üzerine inşa edebilirlerdi. yani bir yerleşme yerinde insanoğlunun yaşamı sürdükçe yükselme süreklidir be hiçbir zaman da son bulmaz. nitekim günümüzde de köy, kasaba ve kent gibi yerleşme yerleri genelde sürekli bir yıkım ve yeniden yapım faaliyetine sahne olarak gelişmektedirler.

    sürekli oturulan yerleşme yerlerinde karşılaşılan yükselmeler çoğu kere insan eliyle olduğu gibi, bazen de doğanın etkisiyle meydana gelebilirler. sözgelimi bir ırmağın taşmasıyla oluşturduğu bir sel felaketine ilişkin mil tabakaları, bir ya da birçok ören yerinin üzerini örtebilir. erozyon, tabakalanmaya neden olan etkenlerden bir diğeridir.

    bu konuda en anlaşılabilir bir örnek olarak istanbul sultanahmet meydanı verilebilir. bilindiği üzere bu meydan romalılar döneminde hipodrom olarak kullanılmaktaydı ve dikilitaş, burmalı sütun gibi çeşitli anıtlarla süslüydü. oysa günümüzde bu anıtların oturduğu eski taban, bugünkü meydan düzeyinin birkaç metre altında kalmıştır. buradan modern istanbul'un eskisinin üzerine kurulduğu açıkça anlaşılabilir. istanbul'da görülen bu olay tüm öteki eski kentler için de söz konusudur."