dudakları başka bir şeye değdirmekle, dokundurmak, hedef nesnesinde uzun süreli tutmak, işe dil ve tükürük karıştırmaktan mütevellit ıslaklığını artırmak arasında grafiksel eğrileri olan; toplumsallık, dostluk, sevgi ve arzudan birini ya da bazılarını belirten eylem.
kültürlere göre farklılıklar gösterir. idaholular yalnızca cinsel ilişkide bulunacakları kişileri öperler mesela ve diğer bütün öpme biçimlerini sapkınca bulurlar. türkler kendi cinsleriyle öpüşmekte beis görmezlerken cinsel ilişkide bulunduklarını öpmemekle meşhurdurlar. ruslar cins gözetmeksizin önlerine geleni dudaklarından öpebilirler. kızılderililer ve eskimolar dudakları yerine burunlarını sürterler birbirlerine.
insanlar arasında bir faaliyet olabildiği gibi insan ve diğer şeyler, hatta diğer şeyler arasında bir faaliyet de olabilir.
öpüşme söz konusu olduğunda, dilin dudağın terbiyesidir. sonrasında güzel sözler çıkarma olasılığı yaratır.
liseli kızların ve eve misafir olarak gelenlerin yanak değdirip "mucx!"sesi çıkarmayla yaptıklarını düşündükleri şey.dudak teması şart bi kere.ya öp "şapırt" diye,ya öpme.eh gerçi hayatınızda ilk defa gördüğünüz yaşlı bir teyzeyi yanaktan tutup şapırtlamak da biraz abes kaçabilir.o zaman en iyisi uzaktan öpücük atmak.
mutluluğunuzun üremesi,yeni mutluluklara karışması için gerçekleştirilen tatlı eylem.
gözlerden öpmek ayrılıklarda yaşanır
burundan öpmek sevgiliyi masumca sevmek
alından öpmek sevgiliye duyulan sonsuz saygı
yanaklardan öpmek biraz kırgın olmak yabancılık işaretidir
çeneden öpmek beğeninin işaretidir
kulaklardan öpmek çığrından çıkmış arzunun işaretidir
dudaklardan öpmek ise sevginin başlangıcıdır.
kaynak: mail'den alıntıdır.
-gel kardeşim seni bir öpeyim: muck muck
*abi bende o zaman seni bir öpeyim
-siktir len ibne ben top muyum?
tarızında bir abimiz başka bir abimizi bu yolla kötü bozmuştur ve ortalık inleyen kahkalar ile dolmuştur.
bazen otobüste görülen yaşlı ama şirin bir teyzenin ölen anneannenizi hatırlatması sonucu onun buruşmuş ellerini tutup hayır duasını almak için yapılır. bazen sokakta oynayan dünya tatlısı minik bir kızçocuğunu gördüğünüzde onun masum yanaklarını öpmek istersiniz bir sevgi gösterisidir belki de özleminizi giderir geçmişinize. bazen otogarda bir annenin evladına sıkı sıkı sarılıp kokusunu içine çekmeye çalışırken yaptığı eylemdir. ya da ta dünyanın öbür ucunda bulunan sevdiğiniz aklınıza geldiğinde hayalini canlandırıp gözlerinizde size ah çektiren eylem. en dokunanı, sırasız gittiğine inanılan gencecik oğlunuzun tabutuna sarılıp gözyaşları içinde oğlunuz diye bir tahta parçasını, ya da yeni ıslatılmış toprağını öpmektir.
bir türlü kontrol altında tutulamayan eylem.
öpmek istersiniz ama uzaktadır içinize atarsınız.
yanınızdadır, doyamazsınız.
ruhun dudaklarda vücut bulmasıyla, sevginin, saygının, aşkın, merhametin ya da özlemin karşıdaki kişiye akmasıdır.
kimi zamansa nedensizdir..
(bkz:
@675156)
şaşırtıcı bir kökene sahip sözcük. eski türkçede opmak içmek anlamına gelirdi. ses değişmesiyle öpmek olmuştur. içerken çıkan doğal sesle öperken çıkan ses arasındaki yakınlık nedeniyle opmak-öpmek içmek, öprülmek içilmek, öprüşmek karşılıklı olarak içmek, içişmek, öpülmek içilmek, öpürmek içirmek, öpürgen çok içen.
nasıl öptün kızı sanki içtin.
bi de içmek ve öpüşmenin aynı yapıldığı bir durum vardır. mutlaka soğuk olan birayı taraflardan biri ağzına alır öperken azar azar partnerinin ağzına bırakır. öpüşme bir süre daha sürer.
karadenizli bir türkü öpmekle ilgil der ki
küçük piçaciğumlan
açdum penceresini
eptum yanaciğuni
verdum ceremesini
öpeyim de barışalım dünya!
sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen
herkesin perde perde çekildiği bir akşam
siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun
ağzında eriklerin aceleci tadı
elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası
bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun.
yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor
aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı
bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen
uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun.
uzak dağ köylerine vuran ay ışığı
kentlerden saraylar kuruyor yoksulluğa
ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr
sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun.
sakarya daddesinde sarhoşlar
rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin
yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar.
yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum
uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun.
örseler acıyla düştüğü yeri
susarak büyüyen adamların sevgisi.
ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek
bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik
sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun.
insanın zamana karşı biricik şansıdır aşk
onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını.
sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun
herkesin simsiyah kesildiği bir akşam
yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun.
sen bende, gözlerinin anne ışığıyla
bir solgunluktan doğan kocaman bir çocuğu öpüyorsun.
ezbere biliyordum lakin şairini hatırlayamadım.