doğru bir yaklaşım olmakla beraber önem derecesi bazen alt sıralara da geçebilir, geçmemesi daha uygun düşer. zira bazı güzellikler maalesef ki 2-3 gün sonra sönebiliyor.
sarfeden kişiye göre doğru ya da yalan olma olasılığı değişen, kendini bilmez abaza kesim tafafından genelde kesin yalandır gözüyle bakılan ve o şekilde kullanılan, özünde yüz güzelliği pazara kadar, söz güzelliği mezara kadar sözünün özetlenmiş hali
hissetme denen bir olay vardır ey insanlar. yolda yürürken durduk yerde arkanıza bakma hissi gibi neler vardır farkına varmadığımız.
birisini bilirim*; onca kişinin arasından en az görüneni farketmiştim o yaz sıcaklığında, ne reflekstir ama sürekli bakıp onu aradım tüm gün o kalabalağın ortasında, "hell beni dinliyor musun" diyordu karşımda konuşan ama aklım daha görmeden tanıyormuşum gibi şaşkınlıkla kendisine çekildiğim birine yöneldi.
tecrübeyle sabittir efendiler! bu iş* vardır.
sorun şudur ki iç güzelliği görmek zaman alır. ilk farkedilen ve ilk intibahı oluşturan dış güzelliğidir. öte yandan bakınca insanın içini ferahlatamayan yarin içinin güzelliği onu iyi bir arkadaş yapar.
düzeltme: herkesi değil.
yalan olan bir önermedir.şöyle düşünelim kalabalık bir ortama girdiğinizde ilk gözünüze çarpacak olan güzel/yakışıklı kişidir ve tabii ki de ilk önce onun iç güzelliğini tanımak konusunda adım atarsınız.iç güzellik ise sadece önceden tanıdığınız bir arkadaşınızın sevgiliye dönüşme durumunda geçerli olur onu o kadar iyi tanımışınızdır ki çirkinliği gözünüze batmaz, ama ilk önce arkadaşsınızdır dikkatinizi çekerim yine kesinlikle çıkma vs. tarzı bişey düşünmezsiniz.
"madem öyle neden domatesin içini düşünmüyosun da dışına bakıp seçiyorsun!" gibi bir muhabbet vardı şahan gökbakar tiplemesi sinan sağıroğlu ve karşısındaki ekrem çatak arasında.