1-bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay veya görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı , peşin yargı , peşin hüküm.(tdk türkçe sözlük , 1988 , 2.cilt k-z)
2-insanların bir araya toplanması ile oluşan yargıların tümü.
(skuba, 04.04.2004 01:58 ~ 25.07.2004 02:49)
özgül bir insan kümesine, örneğin ırksal, etnik ya da dinsel bir kümeye karşı olumsuz tutum.
tümevarım ile
genelleme arasındaki ince çizgiyi anlamak gibi bir çabası olmayan insanların, genellemelere, birey olma bilincinden yoksun olan ve kendi eksenini inşa etmek gibi bir iradesi olamayan benliğini var kılabilmek için duyduğu, "bir şeyin parçası olma" ihtiyacından kaynaklanan, toplumun veyahut çevresinin ona dikta ettiği her türlü genel kabul ve yargıyı herhangi bir kişisel filtreden geçirmeden kabullenecek kadar zayıf olmasından doğar önyargı denen kabuller.
buna
budalalık demek hiç yanlış olmaz.
(bkz:
otu boku genelleme egosu)
(skuba, 27.08.2005 02:43 ~ 02:45)
meslek sahibi insanlar için koruyucu olabilir. abatmamakda fayda vardır.
herkeste var olan bir olgudur.
şöyle açıklayayım; bilimum gıda, ilaç, temizlik üreticileri insanların sahip olduğu önyargıları göz önünde bulundururlar. farz-ı mahal, süpermarkete gittiniz(nerde o eski bakkallar!) ve rengarenk bir paket şeker aldınız. önyargılarınız sizi şu şekilde etkiler; sarıların limonlu, yeşillerin elmalı ya da kivili, turuncuların portakal ya da mandalinli vs. olmasını beklersiniz. ağzınıza attığınız kırmızı şeker buruk bir tat verirse bozulduğunu düşünüp tükürebilirsiniz bile. bu bir ön yargı şeklidir.
aynı şekilde kırmızı, turuncu çamaşır yumuşatıcılarının "tatlı ve yumuşak", mavi ve yeşillerin "taze" kokmasını beklersiniz.
vs vs.
önyargıların neredeyse tamamı öğrenilerek kazanılır. insanları ve diğer şeyleri kolayca sınıflandırmaya çalışmak çoğu zaman gerekli ama bazen gözümüzü kör edebiliyor
(mavio, 30.01.2006 18:51 ~ 02.02.2006 16:51)
ön yargılar, bir beyinin öğrenme yolundaki büyük engellerden biridir. küçük çocukların çok pis öğrenebilme kabiliyetleri biraz da bundan kaynaklanır. yoksa işte küçüklerin öğrenme yeteneği daha fazladır bilgisi o kadar da etkili değildir.
şöyle ki; küçükler hiç bir şey bilmedikleri için söylenenleri olduğu gibi dinleyip öğreniyorlar. öğretilen konu hakkında hiç bir fikirleri yok, dolayısıyla ön yargıları da yok. ne veriliyorsa sünger gibi alıyorlar. ama biz güya bir takım bilgi düzeyine sahibiz ya, yeni öğrendiğimiz konuyu öğrenmeye çalışmak yerine hemen kafamızdaki önceden cevapları bulunabilmiş sorularla kıyaslıyoruz. onlara göre referans belirleyip hantallaşıyoruz. konular dallanıyor, beynimiz yavaşlıyor. halbuki her karşılaştığımız olguya temiz beyinle yaklaşırsak, en çok bilinenmiş gibi görünen konuya sonuna kadar ön yargısız yaklaşırsak hem biz hem de etrafımız daha iyi olacaktır. gelişiriz.
ayrıca bir diğer bilgi olarak da; islam'da ön yargı kesinlikle bastırılması gereken bir his olarak belirlenmiştir. kapalı bir odadan gelen çığlıktan sonra içerden eli kanlı bir insan ve ceset çıksa bile kesinlikle o eli kanlı şahsiyet suçlu ilan edilemez, araştırmak gerekir diye öğüt vardır.
her bilgi bir önyargıdır.
einstein'in tarifini yaparken bile düştüğü durum. "insanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor." diye bir önyargıda bulunmuş.
-sanki evinde her gün atom parçalıyor-
başka bir deyişle peşin hüküm
(abece, 30.06.2006 15:46 ~ 18.01.2007 12:57)
bu hüküm verme yöntemi şu ana kadar ki karşılaştığım insanlarda şöyle bir düşünceye sebep olmuştur. solcu ve sola yatkın olanlar beni sağcı ve hatta faşist; sağcı ve milliyetçi kısma yatkın olanlar beni solcu, tiki ve hatta bazen komünist zannetmiş ve ona göre konuşmuştur. daha sonra benim böyle sınıflandırılamamam sebebiyle vazgeçmişlerdir.
hatta kendini sağcı, solcu, zartist, zurtist, hedeizm takipçisi olarak sınıflandıran (yani sınırlandıran) ya da aydın geçinen bekçisiyiz-izindeyiz lafları kullanıp aslında o büyük kişinin de kemiklerini sızlatan bazı zevzekler de ortak olarak beni ulusalcı ya da bir boktan çakmayan, dünyadan haberi olmayan ot olarak görür.
arınmayanların hatadan hataya koşacağı...
(bkz:
engizisyon/@942470)
(bkz:
evrim)
(bkz:
baş örtüsü)
(bkz:
kürt sorunu)
"ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz. bir ön yargıyı ortadan kaldırmak, bir atomu parçalamaktan daha zor artık."
--
albert einstein
nadiren de olsa işe yarayan bir kalkan. ömür uzattığı bile görülmüştür tarihte. öyle önyargıyla lanetlememek lazım hemen!
her insanda mutlaka bulunan vahşi. kontrol altında tutulabildiği sürece insanlığın bir göstergesi.
hemen hemen herkesin hoşlanmadığı, hakkında pek çok kötü şey söyleyebileceği ama yine de sahip olduğu bir şeydir.
(5iyah, 28.06.2007 13:44)
kötüleriz çoğu zaman.ama hepimiz de biliriz onsuz çok ama çok karışık olacak ve her adımda daha da zorlaşacak,seçimler üstüne kurulu bu hayat.
yokluğu durumunda insanları sittin sene aynı hatayı yapma döngüsüne mahkum edecek olan his, düşünce, bilmem-ki-ne.
yanlışlığı anlaşıldığı an kişiye fena duygular hissettirendir. karşıdakinin söylediği birkaç söz, üstündeki üç beş giysi gibi kısa süreç için geçerli olan özellikler koskoca karakteri anlamış hissiyatı uyandırır insanda ister istemez.
şöyle ki; uzun süredir görüşülmeyen kuzenle karşılaşılmış, hasret giderilmiştir. hoş beş faslı geçtikten sonra bakılır ki kuzen aradan geçen zamandan sonra geceleri beyoğlu taksim dolaşan, sabahların yarısını uyuyarak geçiren, her bir yanı ayrı marka etiketli hovarda bir tip olmuş. ilk başta durum ters gelir önceki hali bilindiği için, çeşitli düşünceler oluşuverir 'lan ne adamdı bea amma değişmiş' gibilerinden. bu düşünce sahibi de o şekilde tiki bir karakterden hoşlanmadığından itici gelmeye başlar eski kuzen.
o gece bahsedilen kuzenin evinde kalmak gibi bir durum oluşur, yatıya kalmaya evine gidilir. gece televizyondu sohbetti derken dolabın hemen üstünde bir albüm göze ilişir. bir askerlik albümü...
içinde çeşit çeşit fotoğraflar, şiirler, jennifer lopez resimleri falan yok yok... sonra kuzene askerliği yaptığı mekan sorulur. cevap ise tüyleri diken diken etmesinin yanı sıra bu ön yargı yüzünden kişinin kendinden biraz da tiksinmesine yol açar. mekan ırak sınırıdır. karakollarda nöbet tutmuş, çatışmalara girmiş, kelle koltukta aylarca vatan borcunu ödemiştir. resimlere takrar bakıldığında durum daha bi açıklık kazanır. zira dört bir yan dağlarla çevrili; 3-5 çadır vardır sadece. sonra laf lafı açar, kuzenin girdiği çatışmalar falan filan derken o dönemde verilen 13 şehite gelir konu. gözler kızarır, o tiki adamın belli ki bir sürü anısı gelir gözlerinin önüne, e haliyle gözler dayanamaz, bırakır yaşları.
günün sabahında o zengin züppe gözüyle bakılan kuzen aynı kıyafetlere aynı şekle şemale rağmen bi kahraman gibi görünür göze, imrenilir hatta onun verdiği mücadeleyi biraz olsun verebilmek için. velhasıl; o an anlaşılır ön yargılı davranmanın ne boktan bir hadise olduğu.
kişilerin düşünce yapılarına göre şekil alan ve gerçekleri gördüklerinde düşündüren olaydır.
karşıdaki insanın tip, görünüş, söz, hal ve hareketlerine bakılarak, o ana kadar biriktirilmiş deneyim ve düşünceler bütünüyle karşılaştırılması sonucu, o kişi hakkında kafada oluşan imge.
einstein'in atomu parcalamaktan zor olarak tanımladığı, efsanevi aforizmasının bahsi.
(bkz:
on yargiyi parcalamak atomu parcalamaktan zordur)
ben şahsen ön yargılı insanlardan hiç hoşlanmam.
sözlük ortamlarında ön yargının değişik hallerde zuhur ettiği görülmüştür. şöyle ki; olağanüstü incelikte bir zekanın ürünü bir espri görürsünüz ve yazarına bir 'helal aslanım' çekeyim dersiniz. kim olduğu hakkında fikir sahibi olmak için nick altı girileri, yazar profilini falan incelersiniz.
-1. nesil asilzade enteljin..
-ya şimdi özel mesaj atsam cevap bile vermez bu adam. 1. nesil tabi havasından geçilmez.
-2. veya 3. nesil
kesin taşak geçecek birini buldum havasına girer en iyisi hiç dokunmamak, suya-sabuna hayır.
-4. nesil
oehhh!
önyargı sakız gibidir.bir kez bulaştımı uzar gider,yapışır kalır,çok şişerse suratınıza patlar. çıkartmak için gereken sabır bulunsa bile, çoğu kez işe yaramaz. yapışmıştır bir kere.