hadi kuralım hayalini (bana her ne kadar ters gelse de);
burada ölümsüzlüğü, herhangi bir dış etken öldürmediği takdirde kendi sağlığıyla yaşayacak ama yine fiziksel bir saldırı sonuu öldürülebilir kabul ederek yazıyorum. savaşa girip ölebilirsiniz yani, ya da cinayete, aidse kurban gitme ihtimali hep var. şimdi tutup da baltayla parçalansak bile yaşayalım deseniz ne anlamı var.
ölümsüzlüğün, somut olarak bana verdikleri, yararları, insan ilişkileri olarak...
elimizde öyle ya da böyle kopmasından kaçınılamayacak bir kıyamet var. inanmayanlar için şöyle diyelim; insanlık ve insanlığın yaptığı etkiler sonucu doğa nasılsa kendini bir şekilde yokedecektir.
şimdi kıyamete kadar da upuzun bir ömür var ortada.
hatta olay kahramanı da ben olayım ve bunu çok küçük yaştan itibaren bilmiş olayım.
elimde biliyorum ki zamandan çok şey yok. küçük çocuk aklı o kadar çalışmaz, normal bir eğitim hayatı geçiririm tabi ki. ama lise yılları biterken artık bunu kullanmaya başlarım. örneğin böyle bir durumda insan düşman edinmekten korkmaz, nasılsa ölecek değil mi? bir hocaya yaptığı haksızlığı yüzüne vurabilirim. nasılsa ömür bol girer başka okuldan bitiririm.
hadi geldik üniversiteye. e tabi burada insan ilişkilerini de yazacağım. önce dersler. zamanım çok, öğrenmek için aceleye gerek yok. ölümsüzlüğün en çok işe yarayacağı kısım da bu zaten. sınıfta kalma, piyasaya yetişme derdi yok. olmadı bir daha girerim össye, uzunca çalışırım. beğenmedim bir daha. üniversiteye girmek zorunda bile değilim. ben ölümsüzüm, çıkarım yola, gittiği yere kadar. ama bir şekilde yaşamımı yürütmem için okurdum ki yüksek bir yere gelip parayı götüreyim. sonrası zaten otomatiğe bağlanır. kalpsiz bir insansam gider zengin birini bulurdum, nasılsa ölecek. sülalesi de ölecek.nasılsa ömrüm sınırsız para için birisini öldürebilirdim, bir dolar milyarderini mesela. 50, 100 sene versinler, yeter ki müebbet olmasın ya da idam. anladık ki para işi çözülür. ölümsüzlükle para işi bir şekilde hallolabilirmiş.
parayı kazandık. şimdi rahat ve istekler var. okumadığım kitap kalmazdı. dünyanın en bilge insanı olurdum. her yeri gider görürdüm. nasılsa para bulurum bir şekilde, zamandan çok ne var elimde.
ben kendimi deşifre etmezdim ama ben ölümsüzüm diye. sonra herkesçe bilinmek sorun yaratırdı. tek yararı geçmişteki tarihi olayları bir ben bilirdim bana danışırlardı ama öldürmek isteyen psikopatlar da olacağından gizli tutardım.
abazan arkadaşlara da selam eder, çok büyük bir pislik olmazsa; ucunda nasılsa idam olmadığını bildiğim için istediğim kadına, istediğim gibi sahip olabileceğimi de ekleyeyim. alırdım kapatırdım bir yere, yap yapabildiğin kadar istediğini. yıllarca dursun kaybederim kadını ortadan. ben ölümsüzüm, o ölür kimselere çaktırmadan da yakarım yakalanmak istemezsem.
istediğim çalgıyı öğrenirdim. hepsinde usta olurdum zamanla uygulama yaparak.
gider istediğim gösteriyi düzenlerim kendi fikirlerim doğrultusunda, atsınlar hapse. işte ölümsüzlüğün getirisi, hapis korkusu yok, canice katliam yapıp idam ya da müebbet olmazsa nasılsa çıkarım hapisten.
evet, ölümsüzlüğün somut işlerde, zevk-sefa işlerinde, güç elde etmede, canının istediğini yapmada ne kadar yararlı olduğunu gördük. hayal gücümün sınırlarına bağlı. siz neler neler düşündünüz kim bilir.
şimdi de soyut kısmına. yine kahramanımız benim.
bu olayda hassasiyetimi göstermek için (bkz:
sevgi) deyip devam edeyim.
şimdi işlerimi görüyorum, üniversitedeyim. bir kız çıktı karşıma. adım adım başladı her şey. büyüdü büyüdü büyüdü... tahmin edilecek yere gidiyorum evet. hayatlarımızı birleştirdik de. yıllar geçiyor rüya gibi mutlu günleri dolu dolu yaşayarak. ama ben bir bakıyorum ki...evet yaşlanmaya başladı o...ben hep tıpkı 30 yaşımda dururken, o beni katladı artık. ikimiz de biliyoruz ki az kaldı o ölecek...o kadar duygusalım ki ve siz de o kadar eminsiniz ki unutacağımdan diyelim genel kanının öngördüü oldu ve unuttum uzun yıllar sonra. bir kadın daha..yine mutlu bir hayat...ama yine onun ölümünü yaşamak...sırayla bu şekilde sayısız kadının aşkını yaşayıp ölmek. dünyada sevdiğim herkesi kaybetmek sürekli. bunun etkisi bana tek şey getirirdi. o da ölümsüz bir acı.
bu acıyla bütün dünyayı satın alacak param olsa ne zevk alırım yaptıklarımdan ne de tad alırım sevgiden. bitecek çünkü hayatlar... dünyada tek başıma kalmış bir ölümsüz olmak bir kabustur bu yüzden. kıyamete kadar mutsuz, acı içinde geçirilecek iğrenç bir hayattır ölümsüzlük. onun yerine üstteki yığınla cazibeyi elimin tersiyle iter, sevgilimle yaşar, sevgilimle
** ölürüm...hiç ötesini de istemem.