tek bir an değildir.
anların toplamıdır, hayattır. hiç kimse yaşarken ölümü düşünmez, ölümlü olduğunu kabul etmez, hatta kabul etmek istemez.
sevgimize karşılık bulamayıp,üzüntüden kahrolduğumuz anlardır.öleceksin lan!öleceksin.bırak şimdi sevilmeyi.
deli cesaretine büründüğümüz anlardır, sanki ölüm yok, sanki bizler ölümsüzüz.
düşünüyorum da -ki ben zaten düşünebilen bir varlığım bu açıdan çok da olağanüstü bir durum yok- gözlerim bazen körleşti, ölmem sandım, bu yazıyı yazdığıma göre de ölmedim.
doğru düşünmüşüm de, o anları hatırlayamam garip; hayır hayır garip değil. ben zaten o an öleceğimi düşünmediysem; o ana bir anlam yüklemedim demektir, onun anlamı şimdi yükleniyor, e şimdi de "o an" değil.
bu ne gariptir; hayat ne gariptir.
"intihar etsem kim benim için üzülür? kimse üzülmez heralde" diye içimizden geçirdiğimizde,geri dönüşün olmayacağını unuttuğumuz anlardır..geride kalanlar orada kalacaktır biz ise başka bir yerde çaresiz kalacağızdır..bir süre sonra o ilk tepkinin etkisi azalacaktır..her sene mezarımızın başına gelen sayısı azalacaktır..sonunda en yakınlarımız,bizi en çok sevenler de hayattan ayrıldıklarında bir mezar taşından başka birşey kalmayacaktır..önemli olan hayatta kalabildiğimiz kadar uzun süre tutunup, sevenlerimizle dolu dolu yaşamaktır..belki de bu
intihar etmeme nedenlerinden birisidir..belkiyi geçtim..öyledir...
dünya işlerine kendimizi kaptırıp, gittiğimiz anlar.
her gün televizyonlarda onlarca ölüm haberi gördükçe, öyle anların gelmesi biraz zordur.
canının ta kendisi, cananın canı, kayıp gidiyorken avucundan bir garip his kaplar içini:
"sanki sen de atlayınca onun düştüğü uçurumdan, canını katınca onun canına, sanki senin canın ebediymiş cananına da can olabilirmiş"...
bir garip hismiş bu... insanoğlu unuturmuş kimi zaman ölümü, kader cananını da alabilirmiş... onu alıyormuş gibi aldatıp seni, canını da...
gaza getirildiğimiz anlar
sinirden deliye dönülen anlardır. tabi sinir krizi geçirme safhasına gelinmelidir. yoksa kolay kolay unutulabilecek bir şey değil.
not: kendi adıma konuşmak gerekirse sinirlendiğim zamanlar kendimin insan olduğunu bile unutuyorum. attığım yumrukla duvarı bile delebileceğimi düşünüyorum. ama delemediğimi sinirlerim yatıştıktan sonra anlıyorum.
orgazm anlarıdır. o saniyelerde hangimizin aklına gelir bir gün öleceğimiz.
nefes aldığımız her an.. hiç ölmeyecekmişiz gibi gelir.
memento mori sözünü hatırlamamız gereken anlardır.
boşu boşuna üzüldüğümüz anlardır. "oh myyy başkaları ne düşünür ki?" diye düşünüp o sırada ne istiyorsak onu yapmaktan imtina ettiğimiz anlardır. hayatın devam ettiğini, bize ihtiyaç duyan insanlar olduğunu unuttuğumuz anlardır. çok fazla özveride bulunup başkaları için yaşamaya başladığımız anlardır. bugünün yarınlarını gözönüne almadığımız anlardır. herkes gibi insan olduğumuzu, başımıza ne gelirse gelsin hepsinin insanlar için olduğunu unutup, kendimize fazla önem atfettiğimiz "yok canım hayatta olmaz." diye büyük konuştuğumuz anlardır. etrafımızda bir sürü insan olduğunu unuttuğumuz anlardır.
bir de ben yaşadım geçende. değmeyecek birine feci sinirlendim. sinirlendiğimi bile bile de durmadım, sonra düşündüm: ne gerek vardı ya? ne olursa olsun ben de insanım, kimseyi lafla sözle cezalandıramam ki var mı böyle bir şey? sonra bunu yaptığım için af diledim geçti gitti.