2005 yılında
agora kitaplığı'ndan çıkan 102 sayfalık bir
osman akınhay anlatısı. yazar başından geçen bir olaydan mı esinlenmiştir bilemiyorum ama anlatı birçok bakımdan kişisel bir anının yazıya dökülmesine benzemekte. eski devrimci bir orta yaşlı anlatıcının babasının ölümü üzerine uzun zamandır uğramadığı kasabasına dönmesini ve cenazenin kaldırılmasını kapsayan yaklaşık 1 tam günü kapsayan bu anlatı insana eğer bu tip cenazelerde bulunduysa, kendi anılarını feci bir şekilde hatırlatmakta bu nedenle yer yer gözlerini sulandırmakta. şiddetli bir şekilde ölümün sorgulandığı kitapta, aralarda italik yazılarla yazılmış ölüm ve hayatla ilgili cümleler bulunmakta.
ölüm hakkında düşündürtücü bir kitap, tavsiye etmekteyim.